Kelimeler arşivi içinde; sonunda "bele" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. Sonu bele ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında bele olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde bele olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BİLMUKABELE
MUKABELE, EĞİNBELE, MÜGEBELE
MEZBELE, ALABELE, DÖMBELE, DÖNBELE
CEBELE, GÖBELE, MABELE
BELE
BELE
Yüzü beyaz koyun. İki kardeş çocukları, kuzen. Teyze, hala. Böyle. Belâ. Kundak, çocuk bezi. Böyle, bk. böle. Teyze çocuğu, karşılığı böle. Böyle, bk. böle, böyle. Böyle, şu şekilde.
BİLMUKABELE
Karşılık olarak. Birinin söylediği söze karşılık söylenen "ben de, size de, sizlere de" anlamında kullanılan bir söz.
ALABELE
Kahverengi ile kırmızı arası bir renk. Çok renkli, karışık renkli. Ahlâksız, ara bozucu, dönek, uğursuz adam. Çiçek bozuğu veya çilli yüz. Belli belirsiz, az çok, yarım yamalak: Alabele gözüm seni ısırıyor. Eksik, düzensiz ve acele (iş hakkında): Tarlayı alabele sürmüş.
DÖMBELE
Sözünün nereye varacağını bilmeyen.
MEZBELE
Çöplük. Aşağılık ve kötü durum.
MUKABELE
Karşılık verme, karşılama, karşılık. Karşılaştırma, karşılıklı yapılmış olan okuma. Karşı gelme, başkaldırma. Toplu yerlerde yüksek sesle hatim okunurken Kur'an okumasını bilenlerin gözleriyle Kur'an'ı takip etmesi, bilmeyenlerin dinlemesi.
MABELE
Nikâh.
GÖBELE
Piç. Uzun müddet sürülmemiş tarla. Hizmetçi.
MÜGEBELE
Arapça kökenli mukabele: mukabele.
CEBELE
Kılavuz, yol gösterici. Zorba, haydut, yankesici.
EĞİNBELE
Kolay kolay: Bu kızın eğinbele gönlü olmaz.
DÖNBELE
Patavatsız, kalp kırıcı kişi.
Bu bölümde tanımı içerisinde BELE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALEMCİ
Camilerin kubbelerine, minarelerine alem yapan veya takan kimse.
BELETME
Beletmek işi.
BELENME
Belenmek işi.
BELEDİYELİK
Belediye olma durumu. Belediyeyle ilgili.
BELEDİYECİLİK
Belediye işleri.
BELEŞTEN
Para ödemeden veya karşılık olarak, beleşe.
BELEDİYECİ
Belediye işleri görevlisi.
CAZİBELEŞME
Cazibeleşmek durumu.
BELEME
Belemek işi.
BEDAVACILIK
Bedavacı olma durumu, beleşçilik, lüpçülük.
BAYIR
Küçük yokuş, belen, kıran, şev.
AVANTACI
Çıkarcı, beleşçi, bedavacı.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
BELERME
Belermek işi.
BELERTME
Belertmek işi.
BELDE
İlçeden küçük, belediye ile yönetilen yer. Mekân, yer, çevre.
BEDAVACI
Her şeyi bedavadan sağlamaya çalışan kimse, beleşçi, abacı, lüpçü.
AVANTADAN
Bedavadan, beleşten.
BEZLEMEK
Bez, kumaş vb. ile örtmek veya kaplamak. Çocuğun altına bez koymak, çocuğu belemek.
ADIMSAYAR
Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet, pedometre.