Sonu BELA ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "bela" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. Sonu bela ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında bela olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde bela olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

BELA

İçinden çıkılması güç, sakıncalı durum. Hak edilen ceza. Büyük zarar ve sıkıntıya yol açan olay veya kimse.

DEFİBELA

Başa gelen belayı savma.

KALUBELA

İslam inancına göre, ruhlar yaratıldığında Allah'ın "Ben sizin Tanrı'nız değil miyim?" sorusuna ruhların verdikleri "evet" cevabı. Çok eski zaman.

HABELA

Böyle; bu tarafa; bunun gibi.

ABELA

Böyle, bu şekilde: Abela oyna.

TABELA

Üzerinde tanıtıcı, belirtici bir yazı, açıklama, işaret veya resim bulunan, tahta veya sac parçası, levha. Hastanelerde her hastanın gündelik yemek ve ilacının yazıldığı kâğıt. Hastane, yatılı okul, askerî birlik gibi toplu yemek verilen yerlerde, günlük yemek için çıkarılan erzakın türünü, miktarını gösteren çizelge.

  -   -   -  

Anlamında BELA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BELA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

TABELACI

Tabela yazan kimse.

AVARIZ

Kazalar, belalar. Engebe. Osmanlılarda önceleri yalnız olağanüstü durumlarda, sonraları ise sürekli olarak halktan toplanan vergi.

ALIKLIK

Alık olma durumu, belahet.

KELBAY

Kerbelai, Kerbelâ'yı ziyaret eden.

ŞERGİL

Askıntı, baş belası.

LEVHA

Bir yere asılmak için yazılmış yazı, safiha. Tabela. Tablo, resim.

ONMADIK

Talihi yaver gitmeyen, başı beladan kurtulmayan. Bereketsiz.

GAİLE

Sıkıntı, dert, keder, üzüntü. İstenmeyen durum, baş belası. Uğraştırıcı iş, çekilmesi zor yük.

BELİĞ

Belagati olan, belagatli. Anlaşılır.

BELAGATSİZ

Belagati olmayan.

GADA

Dert, hastalık. Belâ. Kardeş. Teyze. Ağabey. Kaza, bela. Dert, keder, üzüntü. Eski türkçe kadaş: Arkadaş. "Yunus gadam annadur.". Eski türkçe kadaş: kardeş; arkadaş. Kadar. Bela. Erkek kardeş (Çayağzı). Kaza, dert (Gadan alım şeklinde kullanılır.). Kadar (Kuşu). Kadar (bk. kada, kadar, kadan).

GÜÇLÜKLE

Kolay olmayan bir biçimde, zar zor, zor bela.

BELASIZLIK

Belasız olma durumu.

KARTELA

Tombala vb. oyunlarda sayıların yazılı olduğu kart. Boya, kumaş, halı vb. ürünlerin çeşitlerini küçük parçalar hâlinde gösteren liste. Tuluat tiyatrosunun kapısına asılan tabela.

ANDIR

Korku, şaşma, hayranlık bildirir ünlem. Ölüden kalan eşya, sahipsiz kalan eşya, soyka. İnsan ve hayvanlara ilenç yerine, sahipsiz kal anlamında kullanılır. Pis, iğrenç, hantal, kötü, uğursuz, çirkin, miskin, tembel. Erkeklik organı. Kadının cinsiyet organı. Akrep. Uğursuz. Bela, kötülük. Kötü yürekli. Sahipsiz.

ASCETOSPORA

Türbelalar, annelidler, yumuşakçalar ve kabuklularda parazitlenen Haplosporea ve Paramyxea olmak üzere iki sınıfı bulunan, polar kapsülleri ve polar iplikçikleri bulunmayan hücre içi protozoonların bir bölümü.

FELAKET

Büyük zarar, üzüntü ve sıkıntılara yol açan olay veya durum, yıkım, bela. Çok kötü. Şaşırtıcı, hayrete düşürücü.

BELASIZ

Bela içermeyen.

RETORİK

Güzel söz söyleme, hitabet sanatı. Söz sanatlarını inceleyen bilim dalı, belagat.

BELAGATLİ

Belagati olan.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük