Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ava" olan, toplam 67 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ava ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ava olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ava olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
TEBDİLİHAVA
BALIKLAVA, BALLITAVA, BESBEDAVA
BEDİHAVA, UZUNHAVA, NIISTAVA
MISDAVA, BEYDAVA, ÇALKAVA, ÇILKAVA, KANKAVA, KARLAVA, KIRÇAVA, MAHRAVA, BAKLAVA, PAĞLAVA, PAHLAVA, PAKLAVA, TIRNAVA, ZIRZAVA, BATTAVA, ABUHAVA, BERHAVA, CILKAVA
BİHAVA, BEDAVA, BENAVA, SAKAVA, PIRAVA, BADAVA, OHLAVA, OKLAVA, KORAVA, KECAVA, KATAVA, KASAVA, KARAVA, KANAVA, DOLAVA, KALAVA, HARAVA, DULAVA, GORAVA, CANAVA, BIRAVA, GILAVA, GARAVA
KLAVA, PRAVA, AVAVA, IRAVA, İVAVA, ACAVA
BAVA, YAVA, ŞAVA, ZAVA, DAVA, FAVA, HAVA, NAVA, LAVA, SAVA, KAVA, TAVA
AVA
AVA
Ağa, patron. Ağabey. Baba. Dede. Ayva.
NIISTAVA
Mustafa.
UZUNHAVA
Acıklı, dokunaklı deyişlerin içli müziği ve sözleri. Doğu Anadolu'ya özgü bir çeşit türkü ezgisi.
KARLAVA
Kendirden örülen, saçörgüsü biçiminde başlayıp sona doğru iplikler sıkıca bükülerek yapımış püskülü olan, uzunca bir çeşit kamçı.
KANKAVA
Bir eksenin ucunda iki adet demir veya lastik tekerleği, eksene bağlı bir veya iki adet torba ağı olan, ağın alt yakasında çekme sırasında dibe sürüklenerek süngerleri tutundukları yerlerden koparıp ağın içine girmesini sağlayan, zincirleri bulunan, gemiyle çekilen, sünger avcılığında kullanılan, iki lastik veya demir tekerlekli, arkasında bir veya iki torba bulunan, sürütme esasına dayanan bir av aracı.
ÇILKAVA
Kurdun ense postundan yapılan kürk.
BALLITAVA
Tepsi içinde fırına verilerek kızartılan, etin yağı içine süzdürülmüş bal katılarak yapılan bir yemek.
BALIKLAVA
Deniz, göl ve ırmaklarda balık yatağı olan yer.
KIRÇAVA
Kış günlerinde insanların sakal ve bıyığı, hayvanların tüyleri, bitkilerin yaprak ve dalları üzerinde olan buz.
TEBDİLİHAVA
Hava değişimi.
MISDAVA
Mustafa, karşılığı mıstafa.
BESBEDAVA
Pek ucuz.
BEYDAVA
Beddua, ilenç.
ÇALKAVA
Buğday selektörü (Yağmurlu Büyükoba).
MAHRAVA
Mendil. Havlu, peçete.
BEDİHAVA
Bedava.
Bu bölümde tanımı içerisinde AVA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞIŞ
Ağma işi. Su buharının ve başka gazların yerden havaya doğru çıkışı, yağış karşıtı.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
ABACI
Aba yapan ya da satan kimse. Asalak. Bedavacı. Abadan giyecek yapan veya satan kimse.
AĞIRCANLI
Çok yavaş iş yapan, çevik olmayan. Varlığı sıkıntı veren, sevimsiz. Tembel. Gebe (kadın).
AERODİNAMİK
Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanın yarattığı etkiyi inceleyen bilim. Gazların hareketini inceleyen bilim dalı. Bu bilim alanlarıyla ilgili olan.
AHESTE
Yavaş, ağır. Yavaş, ağır bir biçimde.
AKKAVAK
Söğütgillerden, yapraklarının altı beyaz olan bir tür kavak, akçakavak, Hollanda kavağı (Populus alba).
AKINTI
Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.
AEROLOJİ
Hava araştırmaları bilimi.
AKÇAKAVAK
Akkavak.
AHMAKISLATAN
Yavaş yavaş ve ince ince yağan yağmur, çisenti.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
AKIM
Akma işi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz. Debi. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan.
AĞIRLAMA
Ağırlamak işi, ikram, izaz. Gelin veya güveyi karşılanırken çalınan kıvrak bir hava.
ADACYO
Yavaş, ağır bir biçimde çalınan beste.
AKINCI
Düşman ülkesine akın yapan savaşçı. İleri uç oyuncusu.
AĞIRCANLILIK
Hareketlerin yavaş olması, tembelce davranış biçimi.
ABRAMAK
Fırtınalı havalarda gemiyi ustalıkla yönetmek. Başarmak, bir işi becermek.
AĞIRSAMAK
Birine karşı soğuk davranarak sıkıntı verdiğini anlatmak. Bir işi ağır bulmak, yük saymak, yüksünmek. Bir işi yavaş yapmak, önemsememek, ilgilenmemek.