Kelimeler arşivi içinde; başında "ava" olan, toplam 90 adet kelime bulunmaktadır. ava ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ava ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ava olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
AVARELEŞTİRMEK
AVARELEŞTİRME, AVANTAJSIZLIK
AVANTAJLILIK, AVANTASIZLIK
AVANTÜRİYER, AVANTACILIK, AVARELEŞMEK
AVALLANMAK, AVANTÜRİYE, AVARELEŞME, AVAKLANMAK, AVANTAJSIZ, AVALLAŞMAK
AVANTASIZ, AVANPROJE, AVANAKLIK, AVANTADAN, AVANTAJLI, AVAZLAMAK, AVARCILIK, AVARTALIK, AVATLAMAK, AVADANNIK, AVADANLIĞ, AVADANLIH, AVADAMLIK, AVALLAŞMA, AVADANLIK
AVARALIK, AVANTACI, AVADANCI, AVANOĞLU, AVANKMAK, AVARALIG, AVANGART, AVARELİK, AVANAKÇA, AVARALIH, AVANTALI
AVARACI, AVANTAJ, AVANTÜR, AVATALİ, AVALİST, AVANMAK, AVANGOÇ, AVARLIK, AVARTMA
AVARDI, AVADAN, AVARCI, AVARCA, AVARHK, AVARIK, AVARIZ, AVARYA, AVADİK, AVALTI, AVAMCA, AVANAĞ, AVANAH, AVAYIT, AVALAH, AVALAK, AVALCA, AVANTA, AVANAK, AVANTI, AVALLA, AVANOS, AVANET
AVANS, AVANA, AVANE, AVARE, AVAVİ, AVADE, AVARA, AVAVA
AVAM, AVAÇ, AVAZ, AVAT, AVAD, AVAR, AVAK, AVAL, AVAN
AVA
AVA
Ağa, patron. Ağabey. Baba. Dede. Ayva.
AVARELEŞTİRME
Avareleştirmek işi.
AVARELEŞMEK
Aylaklık etmek.
AVALLAŞMAK
Aval duruma gelmek.
AVANTAJLILIK
Avantajlı olma durumu.
AVANTÜRİYER
Serüvene atılan, maceracı (kadın).
AVARELEŞTİRMEK
Avare duruma getirmek.
AVANTACILIK
Avantacı olma durumu.
AVANTASIZ
İçinde emeksiz kazanç bulunmayan. Avanta almadan.
AVANTÜRİYE
Serüvene atılan, maceracı (erkek).
AVANTAJSIZ
Yararsız.
AVAKLANMAK
Yara şişmek, azmak.
AVANTASIZLIK
Avantasız olma durumu.
AVANTAJSIZLIK
Avantajsız olma durumu.
AVALLANMAK
Alevlenmek.
AVARELEŞME
Avareleşmek durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde AVA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AEROLOJİ
Hava araştırmaları bilimi.
AKINTI
Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.
AĞIŞ
Ağma işi. Su buharının ve başka gazların yerden havaya doğru çıkışı, yağış karşıtı.
AKKAVAK
Söğütgillerden, yapraklarının altı beyaz olan bir tür kavak, akçakavak, Hollanda kavağı (Populus alba).
AĞIRCANLI
Çok yavaş iş yapan, çevik olmayan. Varlığı sıkıntı veren, sevimsiz. Tembel. Gebe (kadın).
AĞIRCANLILIK
Hareketlerin yavaş olması, tembelce davranış biçimi.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
ADACYO
Yavaş, ağır bir biçimde çalınan beste.
AKINCI
Düşman ülkesine akın yapan savaşçı. İleri uç oyuncusu.
AERODİNAMİK
Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanın yarattığı etkiyi inceleyen bilim. Gazların hareketini inceleyen bilim dalı. Bu bilim alanlarıyla ilgili olan.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AĞIRLAMA
Ağırlamak işi, ikram, izaz. Gelin veya güveyi karşılanırken çalınan kıvrak bir hava.
AĞIRSAMAK
Birine karşı soğuk davranarak sıkıntı verdiğini anlatmak. Bir işi ağır bulmak, yük saymak, yüksünmek. Bir işi yavaş yapmak, önemsememek, ilgilenmemek.
ABACI
Aba yapan ya da satan kimse. Asalak. Bedavacı. Abadan giyecek yapan veya satan kimse.
AHMAKISLATAN
Yavaş yavaş ve ince ince yağan yağmur, çisenti.
ABRAMAK
Fırtınalı havalarda gemiyi ustalıkla yönetmek. Başarmak, bir işi becermek.
AKÇAKAVAK
Akkavak.
AHESTE
Yavaş, ağır. Yavaş, ağır bir biçimde.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
AKIM
Akma işi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz. Debi. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan.