ARŞ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "arş" olan, toplam 33 adet kelime bulunmaktadır. arş ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu arş ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde arş olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

ARŞİVLEYEBİLMEK, ARŞİVLENEBİLMEK

14 harfli kelimeler

ARŞİVLENEBİLME, ARŞİVLEYEBİLME

11 harfli kelimeler

ARŞAKLANMAK, ARŞİVLETMEK, ARŞİVLENMEK

10 harfli kelimeler

ARŞENTERON, ARŞİVLETME, ARŞİVLEMEK, ARŞINLAMAK, ARŞİVCİLİK, ARŞINNAMAK, ARŞİVLENME

9 harfli kelimeler

ARŞİVLEME, ARŞINLAMA, ARŞİDÜŞES

8 harfli kelimeler

ARŞINMAK, ARŞINLIK

7 harfli kelimeler

ARŞİMED, ARŞİDÜK, ARŞİVCİ, ARŞINCI, ARŞIMAK, ARŞIALA

5 harfli kelimeler

ARŞUN, ARŞİV, ARŞIN, ARŞAK, ARŞAB

Bazı kelimelerin anlamları

ARŞ

İslam inanışına göre göğün en yüksek katı. "Yürü" komutu.

ARŞENTERON

Embriyoda ilk oluşan bağırsak kanalı.

ARŞİVLENME

Arşivlenmek işi.

ARŞİVLENEBİLMEK

Arşive koyulma olasılığı bulunmak.

ARŞİVCİLİK

Belgelikçilik.

ARŞİVLEYEBİLMEK

Arşive koyma imkânı veya olasılığı bulunmak.

ARŞİVLEYEBİLME

Arşivleyebilmek işi.

ARŞİVLETMEK

Arşivlenmesini sağlamak.

ARŞİVLEME

Arşivlemek işi.

ARŞAKLANMAK

Çıban veya yara kızarıp şişmek.

ARŞINNAMAK

Uzun adımlarla yürümek. Sinirli sinirli iki yer arasında gidip gelmek.

ARŞİVLENEBİLME

Arşivlenebilmek işi.

ARŞINLAMAK

Arşınla ölçmek. Amaçsız, geniş adımlarla dolaşmak.

ARŞİVLETME

Arşivletmek işi.

ARŞİVLENMEK

Arşiv yapılmak.

ARŞİVLEMEK

Arşive kaldırmak, arşivde saklamak.

  -   -   -  

Anlamında ARŞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ARŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ACENTE

Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.

ABANMAK

Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.

ABANDONE

Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.

AĞIŞ

Ağma işi. Su buharının ve başka gazların yerden havaya doğru çıkışı, yağış karşıtı.

AFFETMEK

Bağışlamak. Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek. Birinin sorumluluğundaki bir görevden veya işten çıkmasına izin vermek.

AÇMAZ

Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

AHLAF

Bizden sonrakiler, eslaf karşıtı.

AHRETLİK

Ahret kardeşi olan kadınlardan her biri. Öbür dünyada karşılığı görüleceğine inanarak yapılmış olan (iş veya iyilik). Besleme kız, beslek.

AĞIRSAMAK

Birine karşı soğuk davranarak sıkıntı verdiğini anlatmak. Bir işi ağır bulmak, yük saymak, yüksünmek. Bir işi yavaş yapmak, önemsememek, ilgilenmemek.

ADCILIK

Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.

AĞIRBAŞLI

Davranışları ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddi, hoppa karşıtı. Gösterişli. Değeri çok olan, ağır.

AÇAN

Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.

AİDAT

Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti. Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para. Kesenek.

ACIMA

Acımak durumu. Başka bir kimsenin veya canlının mutsuzluğuna karşı duyulan üzüntü, merhamet.

AÇGÖZLÜ

Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, açgöz, gözü aç, doymaz, gözü doymaz, tamahkâr, haris, hırslı, tokgözlü karşıtı.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

ACI

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

AÇ

Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.

AĞIRLAMA

Ağırlamak işi, ikram, izaz. Gelin veya güveyi karşılanırken çalınan kıvrak bir hava.