Kelimeler arşivi içinde; başında "art" olan, toplam 92 adet kelime bulunmaktadır. art ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu art ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde art olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ARTDAMAKSILLAŞMA
ARTERYEKTOMİ, ARTERYOGRAFİ, ARTİKÜLASYON, ARTERYOVENÖZ
ARTVİNLİLİK, ARTERİVİRÜS, ARTERYOTOMİ, ARTIRABİLME
ARTIKLAMAK, ARTERYOZUS, ARTIHLAMAH, ARTABİLMEK, ARTAĞANLIK, ARTIRILMAK, ARTAKALMAK, ARTALLAMAK, ARTIMLILIK
ARTIÇEKER, ARTERİTİS, ARTTIRMAK, ARTİSTLİK, ARTIRILMA, ARTIKALIM, ARTIKLAĞA, ARTIKLAĞI, ARTIKLAMA, ARTABİLME, ARTIKLAVI, ARTIMLAMA, ARTDIRMAK, ARTÇARDAK, ARTAKALMA, ARTAKALIM
ARTIKLAR, ARTBÖLGE, ARTIKLIK, ARTIKKİL, ARTIKYIL, ARTILMAK, ARTTIRMA, ARTİSTİK, ARTVİNLİ, ARTEZYEN, ARTÇILIK, ARTDAMAK, ARTERYOL, ARTEFAKT, ARTIRMAK, ARTİSTÇE
ARTIRIM, ARTIRMA, ARTINTI, ARTIMLI, ARTAĞAN, ARTIKLI, ARTAMAK, ARTERİT, ARTANTI, ARTAŞAN, ARTIKLA, ARTIKCI, ARTERYA, ARTEMİA, ARTICIK, ARTICIL, ARTIGAN
ARTİST, ARTRİT, ARTICI, ARTVİN, ARTIĞA, ARTMAK, ARTOVA, ARTROZ
ARTAĞ, ARTMA, ARTAÇ, ARTER, ARTIŞ, ARTAH, ARTAK, ARTIN, ARTAM, ARTIM, ARTAN, ARTÇA, ARTIK, ARTIH, ARTÇI
ARTI
ART
ART
Arka, geri. Arkada bulunan. Bir şeyin öbür yüzü.
ARTIKLAMAK
Yemekte artık bırakmak.
ARTERYOVENÖZ
Bir atardamarla bir toplardamara ait olan, her ikisini birlikte ilgilendiren.
ARTIRABİLME
Artırabilmek işi.
ARTVİNLİLİK
Artvinli olma durumu.
ARTERYOGRAFİ
Atardamar görüntülenmesi.
ARTDAMAKSILLAŞMA
Boğumlama noktası art damağa götürülen bir sesin uğradığı değişiklik.
ARTABİLMEK
Artma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ARTERYOZUS
Atardamarlı, damar bakımından zengin.
ARTIRILMAK
Artırma işine konu olmak, çoğaltılmak, tezyit edilmek.
ARTERYOTOMİ
Atardamar kesme.
ARTİKÜLASYON
Boğumlanma.
ARTIHLAMAH
Yemekte artık bırakmak.
ARTAĞANLIK
Alışılandan veya beklenilenden artık ürün verme durumu, bereket.
ARTERYEKTOMİ
Atardamarın ameliyatla çıkarılması, atardamarı kesip çıkarma işlemi.
ARTERİVİRÜS
<İ>Aİ>tlarda viral arteritis hastalığına neden olan virüs.
Bu bölümde tanımı içerisinde ART geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABARTIŞ
Abartma durumu.
AĞARTILMA
Ağartılmak işi.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.
ABARTILMAK
Abartma işine konu olmak.
ABARTILMA
Abartılmak işi.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
ABARTISIZLIK
Abartısız olma durumu.
ABARTMACI
Abartıcı.
ABARTILI
Olduğundan fazla gösterilen, abartmalı, mübalağalı. Abartarak, abartılı olarak, mübalağalı bir biçimde.
ABARTMALI
Abartılı.
AĞARTMA
Ağartmak işi.
ABARTMACILIK
Abartıcılık.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
ABARTICILIK
Abartıcı olma durumu, abartmacılık, mübalağacılık.
ADSIZ
Adı olmayan, isimsiz. Tanınmayan, bilinmeyen, isimsiz. Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı, isimsiz.
ABARTMA
Abartmak işi.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
ABARTMASIZ
Abartısız.
ABARTICI
Abartıyı huy edinen (kimse), abartmacı, mübalağacı.
ABARTISIZ
Olduğu gibi gösterilen, abartmasız, mübalağasız. Abartmadan, abartısız olarak, mübalağasız bir biçimde.