Kelimeler arşivi içinde; başında "anda" olan, toplam 27 adet kelime bulunmaktadır. anda ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu anda ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde anda olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ANDAVALLILIK
ANDALLANMAK
ANDALLAMAK, ANDAVALLIK
ANDANTİNO, ANDAVALLI
ANDAÇLIK, ANDALMAK, ANDATIKA
ANDAVAL, ANDAÇLI, ANDAVAT, ANDALLI, ANDASIZ, ANDANTE
ANDAŞI, ANDANA, ANDANÇ, ANDAĞI
ANDAŞ, ANDAT, ANDAN, ANDAL, ANDAK, ANDAH, ANDAÇ
ANDA
ANDA
Kardeş. Fındık, bir fındık türü. Orada. Onda, o Hususta, o mevzuda. Oraya. O zaman.
ANDASIZ
Kimsesiz.
ANDAÇLIK
Hatıra, hediye, armağan.
ANDAVALLI
Ahmak, aptal, beceriksiz, şaşkın, bön, görgüsüz (kimse), andaval.
ANDALLANMAK
Su bir çukuru veya bir evleği doldurmak, göllenmek.
ANDANTİNO
Andanteden daha canlı, daha hızlı bir biçimde (çalınmak).
ANDANTE
Adacyo ile andantino arası, yarı yavaş bir biçimde (çalınmak).
ANDAVAL
Andavallı.
ANDAÇLI
Ağrı kenti, Patnos belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
ANDAVAT
Aptal, ahmak, beceriksiz, bön, avanak, şaşkın, andavallı. İkinci kata çıkarken, binanın orta kısmına konulan kiriş.
ANDALLI
Sersem, budala.
ANDALLAMAK
Dikişi seyrek seyrek dikmek: Bize gel de şu yorganı andallayıver. Deve yürüyüşü gibi geniş ve büyük adımlarla yürümek. Bir işi baştan savma yapıp bırakmak. Kollamak, gözlemek, takip etmek: Şu adamı andalla, nereye gidecek bakalım. Bir tarafa sarkmak, eğilmek: Evin duvarı andalladı. Tarlayı andallara, evleklere ayırmak.
ANDALMAK
Açlıktan içi geçmek, içi ezilmek: Açlıktan andaldım.
ANDAVALLILIK
Andavallı olma durumu.
ANDAVALLIK
Andavallılık.
ANDATIKA
Eflâtun renkte meyvası olan kara yemiş.
Bu bölümde tanımı içerisinde ANDA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞIRŞAKLANMAK
Ergenlik döneminde çıbanda veya memede ağırşak biçiminde bir tümsek oluşmak.
AKTARMA
Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.
ANTİPROPAGANDA
Karşı propaganda.
ALENİ
Açık, ortada, meydanda, herkesin içinde yapılan.
ALAKARGA
Kargagillerden, iri gövdeli, ötücü, tüyleri alacalı bir tür kuş, kestane kargası (Garrulus glandarius). Saksağan.
AŞINDIRMA
Aşındırmak işi. Teknik alanda ve günlük hayatta madenlerin elektriksel, kimyasal veya mekanik nedenlerle aşınması, korozyon.
AŞİKAR
Açık, apaçık, belli, meydanda.
ALMANCI
Almanya yanlısı olan kimse. Avrupa'da genellikle de Almanya'da çalışan Türk vatandaşı.
AKKAVAK
Söğütgillerden, yapraklarının altı beyaz olan bir tür kavak, akçakavak, Hollanda kavağı (Populus alba).
ARTAĞAN
Alışılandan veya beklenilenden artık verimi olan, bereketli. Çoğalan, fazlalaşan, artımlı.
ANLIK
Kısa süren, bir an içinde olan, enstantane. Bir anda oluşan, gelişen, spontane. Anlama gücü, usa vurma, yargılama, müdrike, entelekt. Duyu ve iradeden ayrı olarak düşünülen bilme yetisi.
ADAMCIL
İnsandan ürkmeyen, insana alışmış olan, insana sokulan, sıcakkanlı, munis.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
ARMONİ
İki veya daha çok sesin aynı anda kulağa hoş gelecek bir biçimdeki uyumu, harmoni.
ANINDA
Çabucak. Aynı anda, o anda yapılan, simultane.
ATKI
Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü, bürgü. Büyük yaba. Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik, argaç. Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça. Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek, üst eşik.
ARACI
Ara bulucu. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.
AJANDA
Gerekli notların unutulmaması için yazıldığı takvimli defter, andaç.
ANGARYA
Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.
ANDAÇ
Ajanda. Yadigâr.