Kelimeler arşivi içinde; başında "zar" olan, toplam 110 adet kelime bulunmaktadır. zar ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu zar ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde zar olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ZARKANATLILAR
ZARARLIKIRAN
ZARARSIZLIK, ZARGILANMAK, ZARINCITMAK, ZARKULANMAK, ZARLENGADEH, ZARTALAHLIH, ZARTARLAKLI
ZARARLILAR, ZARARSIZCA, ZARDAŞŞAĞI, ZARENCİLİK, ZARFLANMAK, ZARILANMAK, ZARINCAMAK, ZARINCIMAK, ZARİNCİMEK, ZARPINADAK, ZARPLANMAK, ZARTALAKLI, ZARTANAKLI, ZARTARAKLI, ZARZAVATCİ
ZARAFETLİ, ZARFÇILIK, ZARFLAMAK, ZARFLANMA, ZARILANMA, ZARLANMAK, ZARPITMAK, ZARRANMAH, ZARTLAKÇI, ZARZUYELA
ZARAĞACI, ZARALLIK, ZARARINA, ZARARSIZ, ZARBADAK, ZARBEZEN, ZARDAKLI, ZARDALAK, ZARFALIK, ZARFINDA, ZARFLAMA, ZARILDAK, ZARİFANE, ZARİFLİK, ZARLAMAK, ZARPADAK, ZARTAKLI, ZARTALAK, ZARTLAMA, ZARZALAK, ZARZANBA, ZARZAVAT, ZARZUELA
ZARAFET, ZARAMAN, ZARARLI, ZARFLIK, ZARGANA, ZARILIK, ZARIMAK, ZARINCI, ZARİFÇE, ZARTACI, ZARTLAK, ZARURET
ZARAKA, ZARBLI, ZARDAK, ZARFÇI, ZARFLI, ZARİFE, ZARLAK, ZARLIK, ZARNAK, ZARPIN, ZARPLI, ZARRAF, ZARRAK, ZARTAK, ZARURİ, ZARVAK
ZARAK, ZARAL, ZARAN, ZARAR, ZARAT, ZARBE, ZARCI, ZAREK, ZARGI, ZARHA, ZARHİ, ZARİF, ZARKA, ZARKU, ZARLI, ZARNA, ZARSI, ZARTA
ZARA, ZARB, ZARF, ZARI, ZARP, ZART
ZAR
ZAR
İnce perde ya da örtü. Birbirine sımsıkı yapışık hücre veya moleküllerden oluşan ve bitkilerin çeşitli bölümlerini bir kın gibi saran ince tabaka, cidar, çeper. Car (II). Tavla ve başka oyunlarda kullanılan kemik, fil dişi, plastik vb. maddelerden küp olarak yapılmış olan ve altı yüzünde, birden altıya kadar benekler bulunan oyun aracı. İnce ve yumuşak yaprak biçimindeki organlar veya organ bölümleri, çeper.
ZARINCITMAK
Yalvartmak, ağlatıp sızlatmak.
ZARILANMAK
İçli içli ağlamak.
ZARTARLAKLI
Çalımlı, süslü, gösterişli.
ZARARSIZLIK
Zararsız olma durumu.
ZARFLANMAK
Zarf içine konulmak.
ZARLENGADEH
Nergis.
ZARARLIKIRAN
Bitkilerin sağlıklı biçimde gelişmelerini engelleyen böcek, kurt vb. canlıları yok eden tarım ilacı.
ZARKULANMAK
Şımarmak, nazlanmak.
ZARARSIZCA
Zararsız bir biçimde.
ZARDAŞŞAĞI
Bir çul deseni. (Saçıkara İslahiye Gaziantep).
ZARARLILAR
Bitkilerin sağlıklı biçimde gelişmelerini engelleyen böcek, kurt ve benzerleri canlılara verilen genel ad.
ZARTALAHLIH
Taşkınlık.
ZARKANATLILAR
Birbirine eşit ve zarsı iki çift kanadı olan, tambaşkalaşma gösteren ve arılarla karıncaları da içine alan, ağız yapıları ısırıcı ya da yalayıcı böcekler dizisi. (Otuz bini aşkın türü kapsar.). (Eş anlamlısı: arılar ve karıncalar Hymenoptera), Eklembacaklı hayvanlardan gerçek-eklembacaklılar (Euarthropoda) alt-dalının böcekler (İnsecta) sınıfının kanatlılar (Pterygota) alt-sınıfına giren bir takımı. Vücut bölgeleri belirli olarak ayrılmıştır. Ağız parçaları ısırıcı ve emici tiptedir. Kanatları zar gibi saydam ve az damarlıdır. Gelişmelerinde tüm-başkalaşma vardır. Sıcak severler. Gündüz böcekleridir. Badem arısı (Cimbex quadrimaculatus), bal arısı (Apis mellifica), eşek arısı (Vespa crabro), incir eşek arısı (Blastophaga psenes), toprak yaban arısı (Bombus terrestris), buğday karıncası (Messor semirufus), kırmızı orman karıncası (Formica rufa) iyi bilinen türleridir.
ZARGILANMAK
Nazlanmak. İstemek, direnmek (genellikle çocuk için).
ZARENCİLİK
Yokluk, geçim darlığı.
Bu bölümde tanımı içerisinde ZAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALIŞVERİŞ
Satın alma ve satma işi, alım satım, iş, muamele, ahzüita, aksata, pazar. İlişki, münasebet.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
AHU
Ceylan. Güzel, ince, zarif (kadın).
ALINTI
Bir yazıya başka bir yazarın yazısından alınmış parça, aktarma, iktibas. Başka bir dilden alınmış kelime.
AĞBENEK
Ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan, açık veya koyu kahverengi asklı mantar. Bu mantarın yol açtığı ekin hastalığı.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AĞAÇKESEN
Zar kanatlılardan, kurtçukları en çok gül fidanları üzerinde yaşayarak yapraklara zarar veren, kara renkli bir böcek (Hylotoma).
ALINTILAMAK
Bir yazıya başka bir yazarın yazısından cümle veya cümleler almak, alıntı yapmak, aktarmak, iktibas etmek.
AKSELEROGRAF
İvmeyazar.
AKTAR
Baharat veya güzel kokular satan kimse veya dükkân. İğne, iplik, baharat, zarf, kâğıt, tütün vb. satılan dükkân.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
AHTAPOT
Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir tür mürekkep balığı (Octopus). Genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir ur türü, polip.
AKADEMİ
Yüksekokul. Çıplak modelden yapılmış insan resmi. Bilginler, yazarlar, sanatçılar kurulu.
ALARMAK
Kızarmak. Ala renkli duruma gelmek.
AKSIRIK
Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı, aksırma, hapşırma, hapşırık.
ALACALANMAK
Alaca bir duruma gelmek. Herhangi bir heyecan dolayısıyla benzi kızarıp bozarmak, renkten renge girmek. Eriyen karlar arasından yer yer toprak görünmek.
AKSIRMAK
Burun zarlarının gıcıklanması ile solunum kaslarının birdenbire kasılması üzerine, ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşaltmak, hapşırmak.
AFYONLAMAK
Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.
AKKARINCA
Düz kanatlılardan, sıcak veya ılıman ülkelerde yaşayan, bitkilere çok zarar veren bir böcek cinsi, termit, divik (Termes).