ZAR ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "zar" olan, toplam 110 adet kelime bulunmaktadır. zar ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu zar ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde zar olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

ZARKANATLILAR

12 harfli kelimeler

ZARARLIKIRAN

11 harfli kelimeler

ZARARSIZLIK, ZARGILANMAK, ZARINCITMAK, ZARKULANMAK, ZARLENGADEH, ZARTALAHLIH, ZARTARLAKLI

10 harfli kelimeler

ZARARLILAR, ZARARSIZCA, ZARDAŞŞAĞI, ZARENCİLİK, ZARFLANMAK, ZARILANMAK, ZARINCAMAK, ZARINCIMAK, ZARİNCİMEK, ZARPINADAK, ZARPLANMAK, ZARTALAKLI, ZARTANAKLI, ZARTARAKLI, ZARZAVATCİ

9 harfli kelimeler

ZARAFETLİ, ZARFÇILIK, ZARFLAMAK, ZARFLANMA, ZARILANMA, ZARLANMAK, ZARPITMAK, ZARRANMAH, ZARTLAKÇI, ZARZUYELA

8 harfli kelimeler

ZARAĞACI, ZARALLIK, ZARARINA, ZARARSIZ, ZARBADAK, ZARBEZEN, ZARDAKLI, ZARDALAK, ZARFALIK, ZARFINDA, ZARFLAMA, ZARILDAK, ZARİFANE, ZARİFLİK, ZARLAMAK, ZARPADAK, ZARTAKLI, ZARTALAK, ZARTLAMA, ZARZALAK, ZARZANBA, ZARZAVAT, ZARZUELA

7 harfli kelimeler

ZARAFET, ZARAMAN, ZARARLI, ZARFLIK, ZARGANA, ZARILIK, ZARIMAK, ZARINCI, ZARİFÇE, ZARTACI, ZARTLAK, ZARURET

6 harfli kelimeler

ZARAKA, ZARBLI, ZARDAK, ZARFÇI, ZARFLI, ZARİFE, ZARLAK, ZARLIK, ZARNAK, ZARPIN, ZARPLI, ZARRAF, ZARRAK, ZARTAK, ZARURİ, ZARVAK

5 harfli kelimeler

ZARAK, ZARAL, ZARAN, ZARAR, ZARAT, ZARBE, ZARCI, ZAREK, ZARGI, ZARHA, ZARHİ, ZARİF, ZARKA, ZARKU, ZARLI, ZARNA, ZARSI, ZARTA

4 harfli kelimeler

ZARA, ZARB, ZARF, ZARI, ZARP, ZART

3 harfli kelimeler

ZAR

Bazı kelimelerin anlamları

ZAR

İnce perde ya da örtü. Birbirine sımsıkı yapışık hücre veya moleküllerden oluşan ve bitkilerin çeşitli bölümlerini bir kın gibi saran ince tabaka, cidar, çeper. Car (II). Tavla ve başka oyunlarda kullanılan kemik, fil dişi, plastik vb. maddelerden küp olarak yapılmış olan ve altı yüzünde, birden altıya kadar benekler bulunan oyun aracı. İnce ve yumuşak yaprak biçimindeki organlar veya organ bölümleri, çeper.

ZARINCITMAK

Yalvartmak, ağlatıp sızlatmak.

ZARILANMAK

İçli içli ağlamak.

ZARTARLAKLI

Çalımlı, süslü, gösterişli.

ZARARSIZLIK

Zararsız olma durumu.

ZARFLANMAK

Zarf içine konulmak.

ZARLENGADEH

Nergis.

ZARARLIKIRAN

Bitkilerin sağlıklı biçimde gelişmelerini engelleyen böcek, kurt vb. canlıları yok eden tarım ilacı.

ZARKULANMAK

Şımarmak, nazlanmak.

ZARARSIZCA

Zararsız bir biçimde.

ZARDAŞŞAĞI

Bir çul deseni. (Saçıkara İslahiye Gaziantep).

ZARARLILAR

Bitkilerin sağlıklı biçimde gelişmelerini engelleyen böcek, kurt ve benzerleri canlılara verilen genel ad.

ZARTALAHLIH

Taşkınlık.

ZARKANATLILAR

Birbirine eşit ve zarsı iki çift kanadı olan, tambaşkalaşma gösteren ve arılarla karıncaları da içine alan, ağız yapıları ısırıcı ya da yalayıcı böcekler dizisi. (Otuz bini aşkın türü kapsar.). (Eş anlamlısı: arılar ve karıncalar Hymenoptera), Eklembacaklı hayvanlardan gerçek-eklembacaklılar (Euarthropoda) alt-dalının böcekler (İnsecta) sınıfının kanatlılar (Pterygota) alt-sınıfına giren bir takımı. Vücut bölgeleri belirli olarak ayrılmıştır. Ağız parçaları ısırıcı ve emici tiptedir. Kanatları zar gibi saydam ve az damarlıdır. Gelişmelerinde tüm-başkalaşma vardır. Sıcak severler. Gündüz böcekleridir. Badem arısı (Cimbex quadrimaculatus), bal arısı (Apis mellifica), eşek arısı (Vespa crabro), incir eşek arısı (Blastophaga psenes), toprak yaban arısı (Bombus terrestris), buğday karıncası (Messor semirufus), kırmızı orman karıncası (Formica rufa) iyi bilinen türleridir.

ZARGILANMAK

Nazlanmak. İstemek, direnmek (genellikle çocuk için).

ZARENCİLİK

Yokluk, geçim darlığı.

  -   -   -  

Anlamında ZAR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ZAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALIŞVERİŞ

Satın alma ve satma işi, alım satım, iş, muamele, ahzüita, aksata, pazar. İlişki, münasebet.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

AĞA

Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.

AHU

Ceylan. Güzel, ince, zarif (kadın).

ALINTI

Bir yazıya başka bir yazarın yazısından alınmış parça, aktarma, iktibas. Başka bir dilden alınmış kelime.

AĞBENEK

Ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan, açık veya koyu kahverengi asklı mantar. Bu mantarın yol açtığı ekin hastalığı.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AĞAÇKESEN

Zar kanatlılardan, kurtçukları en çok gül fidanları üzerinde yaşayarak yapraklara zarar veren, kara renkli bir böcek (Hylotoma).

ALINTILAMAK

Bir yazıya başka bir yazarın yazısından cümle veya cümleler almak, alıntı yapmak, aktarmak, iktibas etmek.

AKSELEROGRAF

İvmeyazar.

AKTAR

Baharat veya güzel kokular satan kimse veya dükkân. İğne, iplik, baharat, zarf, kâğıt, tütün vb. satılan dükkân.

AĞIZLIK

Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.

AHTAPOT

Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir tür mürekkep balığı (Octopus). Genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir ur türü, polip.

AKADEMİ

Yüksekokul. Çıplak modelden yapılmış insan resmi. Bilginler, yazarlar, sanatçılar kurulu.

ALARMAK

Kızarmak. Ala renkli duruma gelmek.

AKSIRIK

Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı, aksırma, hapşırma, hapşırık.

ALACALANMAK

Alaca bir duruma gelmek. Herhangi bir heyecan dolayısıyla benzi kızarıp bozarmak, renkten renge girmek. Eriyen karlar arasından yer yer toprak görünmek.

AKSIRMAK

Burun zarlarının gıcıklanması ile solunum kaslarının birdenbire kasılması üzerine, ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşaltmak, hapşırmak.

AFYONLAMAK

Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.

AKKARINCA

Düz kanatlılardan, sıcak veya ılıman ülkelerde yaşayan, bitkilere çok zarar veren bir böcek cinsi, termit, divik (Termes).