Kelimeler arşivi içinde; sonunda "so" olan, toplam 26 adet kelime bulunmaktadır. Sonu so ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında so olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde so olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
AFFETTUOSO
ESPRESSO, MAESTOSO, HİDROKSO, GRACİOSO
KALİPSO, DELÜMSO, GIRIMSO
KÜRASO, AKSESO
BASSO, KÖSSO, KOSSO, HORSO, FALSO
PESO, PASO, HUSO, HÜSO, LASO, MESO, MİSO, TOSO
OSO, ÖSO
SO
SO
Git (ünlem). Sucuk kurutmaya yarayan, üstünde çengelli çiviler bulunan sopa.
GRACİOSO
İspanyol halk tiyatrosunda gülünçlükler yapan uşak tipi.
GIRIMSO
Kırağı.
KÖSSO
Ateş karıştırmaya yarayan bir ucu yanmış odun, tahta.
BASSO
En kalın erkek sesi. En kalın sesli orkestra çalgısı.
AFFETTUOSO
Bir parça yumuşak ve duygulu bir biçimde çalınarak.
HORSO
Şişman.
DELÜMSO
Deli gibi, delice.
KOSSO
İri, heybetli (insan için): Amma da kosso adam. Ayı : Dağdan gelirken bir kosso gördüm.
MAESTOSO
Bir parça görkemli bir biçimde ve ağır tempoyla çalınarak. Eğlenceli müzik parçası. Bu tempo ile çalınan parça.
ESPRESSO
Kaynatılarak koyu kıvamlı duruma getirilen sert İtalyan kahvesi.
FALSO
Yanlış davranış. Yanlışlık, hata. Bir parça çalınır veya söylenirken yapılmış olan nota yanlışlığı. Topun rakip oyuncuları yanıltacak biçimde eğri gitmesi.
KÜRASO
Acı portakal kabuğundan yapılmış olan bir içki.
KALİPSO
Jamaika'dan yayılmış iki zamanlı bir dans. Bu dansın müziği.
AKSESO
Ek, ilave.
HİDROKSO
Anyonik OH- ligantını belirten ön ek.
Bu bölümde tanımı içerisinde SO geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
AĞARIK
Beyazlaşmış. Rengi solmuş.
ABLİ
Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
AÇIKLANAN
Açıklamalar sonunda ortaya çıkması beklenen kavram, açıklayan.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
AĞARMAK
Beyazlaşmak. Rengi solmak. Aydınlanmak.
ACILAŞMAK
Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.
ADIMSAYAR
Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet, pedometre.
AFGAN
Afganistan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.
ABUS
Somurtkan (kimse). Çatık, asık (yüz). Garip, acayip.
ABSORBE
Soğurma.
AFFETMEK
Bağışlamak. Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek. Birinin sorumluluğundaki bir görevden veya işten çıkmasına izin vermek.
ABSTRAKSİYONİZM
Soyutçuluk.
ABSTRE
Soyut.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AÇIMLAMAK
Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktasına kadar gözden geçirerek anlatmak, şerh etmek, teşrih etmek.
AFALLAŞTIRMAK
Şaşkınlık içinde bırakmak, birini şaşırıp bir şey yapamaz duruma sokmak.
ADAMCIL
İnsandan ürkmeyen, insana alışmış olan, insana sokulan, sıcakkanlı, munis.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.