Kelimeler arşivi içinde; sonunda "set" olan, toplam 41 adet kelime bulunmaktadır. Sonu set ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında set olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde set olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
RALTİTREKSET
VİDEOKASET
ELETGESET, ELETGASET
TERMOSET
VERESET, SİYESET, RİYESET, NEFESET, NECESET, GÖRESET, FERESET, VERASET, SİYASET, SELASET, RİYASET, HAMASET, HABASET, KİYASET, NECASET, NEFASET, NUHUSET, FERASET
SÜRSET, FURSET, LANSET, MAHSET, HİSSET
FASET, RESET, CESET, PİSET, ÖSSET, HASET, MESET, KÖSET, KASET, OFSET, ŞOSET, PUSET
SET
SET
Toprağın kaymasını veya suyun akmasını önlemek için yapılmış olan kalın duvar. Bulunulan yerden daha yüksekte kalan düzlük. Takım, grup. Seki. Ateşli silahlarda namlunun içindeki helisin çıkıntı bölümü. Masa tenisi, voleybol vb. oyunlarda maçın her bir bölümü.
VERESET
Arapça kökenli virâset: veraset.
NECESET
Arapça kökenli necâset: necaset; pislik.
VERASET
Kalıtım. Mirasta hak sahibi olma.
SİYESET
Arapça kökenli siyâset: siyaset.
SELASET
Akıcılık.
ELETGESET
Çarçabuk, tezelden: Ahmet atla geldi, eletgeset geri döndü.
FERESET
Arapça kökenli ferâset: feraset; anlayış.
ELETGASET
Çarçabuk, tezelden: Ahmet atla geldi, eletgeset geri döndü.
RALTİTREKSET
Timidilat sentaz baskılayıcısı olan ve metastatik kolon kanserinin palyatif tedavisinde kullanılan, ayrıca antiviral etkinliği de olan pirimidin antimetaboliti bir ilaç.
NEFESET
Arapça kökenli nefâset: nefaset.
GÖRESET
Görgü.
RİYESET
Arapça kökenli riyâset: riyaset; reyislik.
TERMOSET
Isıtıldığında tersinmez kimyasal değişme başlayana kadar yumuşamadan kalan, fenolik, polyester, epoksi plastikler ve kil gibi ısıtma ile oluşan çapraz bağlanmaların maddenin yapısında değişime sebep olan maddeler.
VİDEOKASET
Üzerinde kayıtlı olanı video aracılığıyla ekrana yansıtabilen kaset.
SİYASET
Politika. Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış.
Bu bölümde tanımı içerisinde SET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKICILIK
Akıcı olma durumu. Söz, yazı ve anlatımın akıcı olma özelliği, selaset.
ÇAMUKA
Gümüş balığına benzer bir balık (Atherina hepsetus).
BENT
Bağ, rabıt. Gazete yazısı. Bir şiirdeki dörtlüklerin her biri, bağlam. Kanun maddesi. Su biriktirmek için akan suyun önüne yapılmış olan set, büğet. Kitaplarda kendi içinde bütünlük oluşturan bölüm.
DALGAKIRAN
Kıyıdaki yapıları, tekneleri, dalgaların yıpratıcı etkisinden korumak veya gemilerin yük alıp boşaltmasını sağlamak amacıyla liman ve iskele önlerine yapılmış olan uzun set.
BAHSETME
Bahsetmek işi.
BARAJ
Suyu toplama, sulama ve elektrik üretme amacıyla akarsu üzerine yapılmış olan bent. Herhangi bir alanda başarıyı tespit etmek için gerekli olan şart. Futbol veya hentbolda serbest atışı yapacak oyuncunun önünde karşı takım oyuncularının yan yana dizilip oluşturdukları set.
BAŞKANLIK
Başkan olma durumu. Başkanın görevi veya makamı, reislik, riyaset.
ASETATLI
Birleşimine asetat karıştırılmış.
ANLAYIŞ
Anlama işi, telakki. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Hoş görme, hâlden anlama. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite.
AŞILAMAK
Vücutta bağışıklık yaratmak veya yerleşmiş bir hastalığa karşı koyabilmek için hazırlanmış bir aşıyı vücuda vermek, aşı yapmak. Birtakım düşünce veya duyguları başkasına benimsetmek, telkin etmek, etkilemek. Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katmak. Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağacın bir parçasını anaç üzerine kaynaştırarak üretmek. Başkasına hastalık geçirmek.
ANLAYIŞLI
Anlayışı olan, ferasetli, izanlı, zeki. Hoşgörülü bir biçimde. Hoşgörülü.
ASETAT
Asetik asidin tuzu veya esteri, saydam.
ALÇAKLIK
Alçak olma durumu, denaet, pespayelik. Alçakça davranış, habaset, şenaat.
AKSETME
Aksetmek işi.
CIRNIK
Set duvarlarında su akacak delik.
AKSETTİRME
Aksettirmek işi.
AKIM
Akma işi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz. Debi. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan.
CİMRİLİK
Cimri olma durumu, eli sıkılık, hisset, imsak, mıhsıçtılık, nekeslik, pintilik, sıkılık.
ATKUYRUĞU
Atkuyruğugillerden, kök sapı ömürlü olan, genellikle nemli yerlerde yetişen ve ilaç olarak kullanılan bir bitki, zemberek otu (Equisetum arvense). Genç kızların saçlarını başlarının arkasına toplayarak uç bölümünü kaldırıp serbest bıraktıkları saç biçimi.
ANLAYIŞSIZ
Anlayışı kıt olan, kafasız, kavrayışsız, vurdumduymaz, kalın kafalı, izansız, ferasetsiz, gabi. Hoşgörüsüz.