Kelimeler arşivi içinde; başında "set" olan, toplam 27 adet kelime bulunmaktadır. set ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu set ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde set olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SETRİAVRET, SETİKLEMEK
SETRETMEK
SETRETME, SETİRCEM, SETİNNİK, SETİFORM
SETİLOZ, SETÜRÜK, SETİKLİ, SETARİA
SETLEK, SETLİÇ, SETTAR
SETİK, SETİL, SETÜK, SETER, SETİR, SETEN, SETRE, SETUP, SETÇE
SETA, SETE, SETİ
SET
SET
Toprağın kaymasını veya suyun akmasını önlemek için yapılmış olan kalın duvar. Bulunulan yerden daha yüksekte kalan düzlük. Takım, grup. Seki. Ateşli silahlarda namlunun içindeki helisin çıkıntı bölümü. Masa tenisi, voleybol vb. oyunlarda maçın her bir bölümü.
SETLİÇ
İç sürdürücü bir maden suyu. Karbonat katılarak köpürtülmüş limonata.
SETİK
İnce bulgur.
SETRETMEK
Bir şeyi örtmek, gizlemek.
SETRİAVRET
İslam dinine göre görünmesi sakıncalı olan yerleri örtme.
SETARİA
Filarioides üst ailesinde bulunan nematod cinsi.
SETİLOZ
Sentetik asetat lifleri için ticari marka.
SETLEK
Ağaç kovuğu.
SETİKLEMEK
Hayvan tırnağını taşa vurmak.
SETİRCEM
Akciğer yangısı, zatülcenp.
SETİFORM
Tüy veya fırça benzeri yapı.
SETİNNİK
Zeytinlik.
SETTAR
Örten. Ayıplan örten, bağışlayan anlamında Tanrı adı.
SETİKLİ
Bulgur unundan yapılmış küçük kalın bazlama.
SETÜRÜK
Kabız, peklik.
SETRETME
Setretmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde SET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇAMUKA
Gümüş balığına benzer bir balık (Atherina hepsetus).
AKICILIK
Akıcı olma durumu. Söz, yazı ve anlatımın akıcı olma özelliği, selaset.
CIRNIK
Set duvarlarında su akacak delik.
ALÇAKLIK
Alçak olma durumu, denaet, pespayelik. Alçakça davranış, habaset, şenaat.
ANLAYIŞSIZ
Anlayışı kıt olan, kafasız, kavrayışsız, vurdumduymaz, kalın kafalı, izansız, ferasetsiz, gabi. Hoşgörüsüz.
ANLAYIŞ
Anlama işi, telakki. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Hoş görme, hâlden anlama. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite.
AKSETTİRME
Aksettirmek işi.
ASETATLI
Birleşimine asetat karıştırılmış.
ATKUYRUĞU
Atkuyruğugillerden, kök sapı ömürlü olan, genellikle nemli yerlerde yetişen ve ilaç olarak kullanılan bir bitki, zemberek otu (Equisetum arvense). Genç kızların saçlarını başlarının arkasına toplayarak uç bölümünü kaldırıp serbest bıraktıkları saç biçimi.
ASETAT
Asetik asidin tuzu veya esteri, saydam.
AŞILAMAK
Vücutta bağışıklık yaratmak veya yerleşmiş bir hastalığa karşı koyabilmek için hazırlanmış bir aşıyı vücuda vermek, aşı yapmak. Birtakım düşünce veya duyguları başkasına benimsetmek, telkin etmek, etkilemek. Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katmak. Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağacın bir parçasını anaç üzerine kaynaştırarak üretmek. Başkasına hastalık geçirmek.
BAHSETME
Bahsetmek işi.
ANLAYIŞLI
Anlayışı olan, ferasetli, izanlı, zeki. Hoşgörülü bir biçimde. Hoşgörülü.
BENT
Bağ, rabıt. Gazete yazısı. Bir şiirdeki dörtlüklerin her biri, bağlam. Kanun maddesi. Su biriktirmek için akan suyun önüne yapılmış olan set, büğet. Kitaplarda kendi içinde bütünlük oluşturan bölüm.
BARAJ
Suyu toplama, sulama ve elektrik üretme amacıyla akarsu üzerine yapılmış olan bent. Herhangi bir alanda başarıyı tespit etmek için gerekli olan şart. Futbol veya hentbolda serbest atışı yapacak oyuncunun önünde karşı takım oyuncularının yan yana dizilip oluşturdukları set.
DALGAKIRAN
Kıyıdaki yapıları, tekneleri, dalgaların yıpratıcı etkisinden korumak veya gemilerin yük alıp boşaltmasını sağlamak amacıyla liman ve iskele önlerine yapılmış olan uzun set.
AKSETME
Aksetmek işi.
BAŞKANLIK
Başkan olma durumu. Başkanın görevi veya makamı, reislik, riyaset.
AKIM
Akma işi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz. Debi. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan.
CİMRİLİK
Cimri olma durumu, eli sıkılık, hisset, imsak, mıhsıçtılık, nekeslik, pintilik, sıkılık.