RİN ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "rin" olan, toplam 30 adet kelime bulunmaktadır. rin ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu rin ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde rin olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

RİNOLARENGİTİS, RİNOSPORİDOZİS, RİNOFARİNGİYAL, RİNOFARİNGİTİS

13 harfli kelimeler

RİNOTRAKEİTİS, RİNOSTEGNOZİS

12 harfli kelimeler

RİNOVİRÜSLER, RİNENSEFALON, RİNOANTRİTİS

11 harfli kelimeler

RİNÖSTROZİS, RİNOMİKOZİS, RİNOKLEİZİS

10 harfli kelimeler

RİNKONELLA

8 harfli kelimeler

RİNKOSÖL, RİNODİNİ, RİNORAJİ, RİNGVOMP, RİNOTOMİ

7 harfli kelimeler

RİNTLİK, RİNİTİS, RİNDANE, RİNALJİ

6 harfli kelimeler

RİNORE, RİNDAN, RİNTÇE

5 harfli kelimeler

RİNGA

4 harfli kelimeler

RİNG, RİNA, RİNT

Bazı kelimelerin anlamları

RİN

Yunanca burun anlamına gelen ön ek.

RİNOSTEGNOZİS

Burun tıkanması.

RİNENSEFALON

Koku beyni, kokuyla ilgili beyin kısmı.

RİNOSPORİDOZİS

İnsan, at, sığır, köpek, ördek ve kedilerde; burunda genellikle tek taraflı, pembe renkli, 2-3 santimetre çapında ve saplı polipler veya karnabahar görünümlü düğümcüklerle belirgin, Rhinosporidium seeberi'ye bağlı mantar hastalığı.

RİNÖSTROZİS

Rhinoestrus cinsi sineklerin neden olduğu enfeksiyon.

RİNOFARİNGİTİS

Burun mukozasıyla birlikte yutağın yangısı.

RİNOTRAKEİTİS

Burun ve soluk borusunun birlikte yangısı.

RİNOLARENGİTİS

Burun ve gırtlak mukozalarının yangısı.

RİNOKLEİZİS

Burun tıkanması.

RİNODİNİ

Burun ağrısı.

RİNOANTRİTİS

Burun mukozası ve maksillar sinüsün bir arada yangısı.

RİNOVİRÜSLER

Picornaviridae ailesinde yer alan ve bünyesinde pek çok canlıyı etkileyen ve genellikle solunum sistemi enfeksiyonlarına neden olan virüsleri bulunduran virüs cinsi.

RİNOMİKOZİS

Burnun mantarlı enfeksiyonu.

RİNKONELLA

Kolsu ayaklılar (Brachiopoda) dalından, Kuzey denizlerinde yaşayan türlere sahip bir yumuşakçamsı cinsi. Kolsu ayaklılar (Brachiopoda) şubesinden, kuzey denizlerinde yaşayan türlere sahip bir cins. (Rhynchonella) : Kolsu-ayaklılar (Brachiopoda) dalından bir yumuşakçamsı cinsi. Kuzey denizlerinde yaşar.

RİNOFARİNGİYAL

Burun ve yutakla ilgili olan.

RİNKOSÖL

Nemertinlerde hortumun içinde bulunduğu silindirik boşluk.

  -   -   -  

Anlamında RİN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde RİN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ABONMAN

Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.

ACINMAK

Acıma işine konu olmak. Başkasının hesabına üzülmek, yazıklanmak, yerinmek.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

AÇAN

Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.

ABLA

Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

ABANMAK

Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.

AÇILMA

Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.

AÇILIŞ

Açılma işi. Yeni bir yapının, yerin veya kuruluşun çalışmaya başlaması, küşat.

ABDAL

Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.

AÇACAK

Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç. Anahtar. Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç.

AÇIKTAN

Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.

ACILAŞMAK

Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.

ABANİ

Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.

ABİS

Okyanusların güneş ışığının ulaşamadığı derin yerleri.

ACINDIRMAK

Birinin acımasına yol açmak, birini merhamete getirmek.

ACI

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

ACENTE

Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.

ABLİ

Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.

ACYO

Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.