Kelimeler arşivi içinde; başında "ret" olan, toplam 40 adet kelime bulunmaktadır. ret ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ret ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ret olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
RETİKULOSİTOPENİ
RETORTAMONADİDA, RETROENFEKSİYON, RETROFARENGİTİS, RETROFARENGİYAL, RETROPERİTONEAL
RETROVİRÜSLER, RETİNOBLASTOM, RETİKÜLOSİTOZ
RETROSPEKTİF, RETROVİRİDAE, RETORTAMONAS
RETİKÜLOSİT, RETİKULİTİS, RETİNAKULUM, RETİKULARİS, RETROBULBAR, RETİNOBLAST, RETİNOŞİZİS
RETROGNATİ, RETROPOZON, RETİNOPATİ, RETENSİYON
RETRAKTÖR, RETİKULUM, RETİNİTİS, RETİNOZİS, RETİKÜLOZ, RETİKÜLİN, RETROGRAT, RETİKÜLER
RETİNULA
RETORİK, RETİNOL, RETİNAL, RETİKÜL
RETİNA
RETRO
RETE
RET
RET
Uygun bulmama, geri çevirme, kabul etmeme. Aile bireylerinden birinin sorumluluğunu üstünden atma, varlığını tanımama, aileden saymama.
RETROFARENGİYAL
Yutak ardı.
RETİKÜLOSİTOZ
Dolaşım kanında retikülositelerin artması.
RETORTAMONAS
Zoomastigophorea sınıfında, Retortamonadida takımında bulunan, çeşitli böceklerde, sürüngenlerde memelilerde parazitlenen biri arkaya yönelen ön kısmında iki kamçıya sahip, patojen olmayan ve bağırsaklara yerleşen protozoa cinsi.
RETİKÜLOSİT
Olgun kırmızı kan hücrelerinin geliştiği öncü hücreler. Eritroblastlarla olgun alyuvarlar arsındaki geçiş döneminde olan ve sitoplazmalarında bazofilik RNA kalıntıları içeren, toplam alyuvarların yaklaşık % 1'ini oluşturan olgunlaşmamış alyuvar çeşidi, polikromatofil alyuvar.
RETROFARENGİTİS
Yutak ardı yangısı.
RETROVİRİDAE
Retrovirüsler.
RETİKULOSİTOPENİ
Dolaşım kanında retikülositlerin sayıca azalması.
RETROENFEKSİYON
Deri üzerinde yumurtadan çıkan ve enfektif larva durumu almadan tekrar deriyi delerek enfeksiyona neden olan, genç nematodların neden olduğu bir reenfeksiyon biçimi.
RETROSPEKTİF
Dünden bugüne.
RETİKULİTİS
Börkeneğin yangısı.
RETİNAKULUM
Tutucu bağ, tutmaya yarayan bağ.
RETROPERİTONEAL
Karın zarı arkası, karın zarının arkasında bulunan.
RETORTAMONADİDA
Mastigophora alt şubesinde, Zoomastigophorea sınıfında bulunan birisi ventral sitosomal bölgeyle ilişkili olarak arkaya yönelen 2-4 kamçıya sahip, golgi cismi ve mitokondrileri bulunmayan, hücre iskeletleri trikomonadidlere benzeyen, birçok omurgalı ve omurgasızın bağırsaklarında bulunan ve sitostomlarıyla beslenen, patojeniteleri her zaman düşük olan, Chilomastix ve Retortamonas cinslerini içeren, parazitik bağırsak kamçılılarının bulunduğu protozoa takımı.
RETİNOBLASTOM
Retina hücrelerinden köken alan kötücül göz tümör.
RETROVİRÜSLER
Lösemiye ve hayvanlarda tümörlere sebep olan onkovirüslerin bulunduğu 100-120 nm çapında, ikozahedral kapsidli bir virüs familyası. Hayat devri esnasında revers transkriptazı kullanan ve tek iplikli RNA ile protein örtüsünden oluşan virüsler. AİDS virüsü gibi. Sığırların lökozizi, koyunların visna/maedi, atların bulaşıcı anemisi ve kedilerin immün yetmezlik hastalığıyla insanlarda görülen AİDS hastalığı virüsleri gibi, yapılarında pozitif anlamlı ve tek zincirli RNA genomu bulunduran, zarflı ve yaklaşık 100 nm büyüklükte virüslerin oluşturduğu virüs ailesi, AİDS ve tümör virüslerinin yer aldığı virüs ailesi, Retroviridae.
Bu bölümde tanımı içerisinde RET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AHLAKÇILIK
Ahlakı bir araç değil, bir amaç sayan öğreti, törelcilik, aktörecilik, moralizm.
AGORA
Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.
AKORDİYON
Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika. Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma.
ALARM
Bir uyarıyı, bir tehlikeyi bildirmek için verilen işaret. Bu işareti veren düzenek.
AHRETLİK
Ahret kardeşi olan kadınlardan her biri. Öbür dünyada karşılığı görüleceğine inanarak yapılmış olan (iş veya iyilik). Besleme kız, beslek.
AKTİF
Etkin, canlı, hareketli, çalışkan, faal. Bir ticarethanenin, ortaklığın para ile değerlendirilebilen mal ve haklarının tümü. Etkili. Çalışan, çalışmasını sürdüren. Etken.
AKAR
Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.
ALACAKLANDIRMAK
Vadeli satış yapan firmaların her türlü mal ve hizmet satışından doğan haklarını alacaklandırıcı adı verilen finansal kuruluşlara devretmek.
AKILCILIK
Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.
AKIŞKANLIK
Akışkan olma durumu. Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü, likidite. Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar, likidite.
AKADEMİSYEN
Öğretim elemanı.
ADAMAK
Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.
AKALA
Amerikan tohumundan yurdumuzda üretilen bir tür pamuk.
ADCI
Adcılık öğretisine bağlı (kimse), isimci.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
ALAMET
Belirti, işaret, iz, nişan. Büyüklük, irilik bakımından şaşılacak durumda olan nesne.
AKBALIKÇIL
Leyleksilerden, bataklık, ırmak ve göl kıyılarında yaşayan, oldukça büyük, ak renkli bir tür kuş (Egretta alba).
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
ALEVLİ
Alevi olan, alevlenmiş. Şiddetli, hararetli.