Kelimeler arşivi içinde; başında "kış" olan, toplam 53 adet kelime bulunmaktadır. kış ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kış ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kış olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KIŞKIRTABİLMEK, KIŞKIRTMACILIK
KIŞKIRTICILIK, KIŞKIRTABİLME
KIŞLADEMİRLİ, KIŞKIRTILMAK
KIŞLADERESİ, KIŞKIRTILMA, KIŞKIŞLAMAK, KIŞKIRTMACI
KIŞKIRTICI, KIŞKIRTILI, KIŞKILAMAK, KIŞKIRTMAK, KIŞKIŞLAMA, KIŞHIRTMAK, KIŞLAKONAK
KIŞKIRTMA, KIŞKIRTIŞ, KIŞLABEYİ, KIŞLADERE, KIŞLATMAK, KIŞALAMAK, KIŞKIRMAK, KIŞKIRLAK, KIŞKILDAK, KIŞILAMAK, KIŞDOĞUSU, KIŞGIRMAK
KIŞLAÇAY, KIŞLEYİK, KIŞLATMA, KIŞLAMAK, KIŞLAKÖY, KIŞLAKCI, KIŞKIRTI, KIŞLACIK, KIŞIRMAK
KIŞGÖZÜ, KIŞGANA, KIŞLAMA, KIŞIYAK, KIŞKENE
KIŞKİL, KIŞLAK, KIŞBAK, KIŞLIK, KIŞNIK
KIŞLA, KIŞIK, KIŞIN, KIŞIR
KIŞ
KIŞ
Kuzey yarım kürede 22 Aralık-21 Mart tarihleri arasındaki zaman dilimi, sonbaharla ilkbahar arasındaki soğuk mevsim. Çok soğuk hava. Tavuk vb. kümes hayvanlarını kovalamak için çıkarılan ses.
KIŞKIRTILMA
Kışkırtılmak işi.
KIŞKIRTICI
müşevvik (bk. kındıran, kındırıcı). Kışkırtma işini yapan, muharrik, ajitatör. İnsanı bir şey yapmaya heveslendiren.
KIŞKIRTMAK
Kümes hayvanlarını ürkütüp kaçırmak. Bir kimseyi kötü bir iş yapması için harekete geçirmek, tahrik etmek.
KIŞKIRTABİLME
Kışkırtabilmek işi.
KIŞKIŞLAMAK
Genellikle kümes hayvanlarını "kış kış" diye kovalamak. Uzaklaştırmak.
KIŞLADERESİ
Çorum kenti, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
KIŞKILAMAK
Köpekleri saldırtmak, birini tahrik etmek.
KIŞKIŞLAMA
Kışkışlamak işi.
KIŞKIRTILI
Kışkırtılmış.
KIŞLADEMİRLİ
Kütahya şehri, Tavşanlı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
KIŞKIRTILMAK
Kışkırtma işi yapılmak.
KIŞKIRTABİLMEK
Kışkırtma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KIŞKIRTICILIK
Kışkırtıcı olma durumu, muharriklik.
KIŞKIRTMACI
Kışkırtma işini yapan, provokatör.
KIŞKIRTMACILIK
Kışkırtmacının işi, provokatörlük.
Bu bölümde tanımı içerisinde KIŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKIŞMA
Akışmak işi. Bir sıraya gelen ses, hece veya kelimelerin birbirleriyle uyuşarak kulağa hoş ve dile kolay gelen bir bütün oluşturması.
AKBAŞ
Yazın kutup bölgelerinde yaşayan, kışın ılık kıyılara göçen, kısa ve ince gagalı, siyah bacaklı bir tür yabani kuş, deniz kazı (Bemicla).
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AKIŞKANLIK
Akışkan olma durumu. Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü, likidite. Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar, likidite.
AÇIKGÖZLÜLÜK
Açıkgöz olanın durumu. Açıkgöze yakışacak davranış.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
AHMAKÇA
Biraz ahmak. (ahma'kça) Ahmağa yakışır bir biçimde, aptalca, angutça.
AKIŞKAN
Akış özellikleri gözlenebilen (sıvı veya gaz), seyyal.
AKIŞKANLAŞMA
Akışkanlaşmak durumu.
AKIŞKANLAŞTIRMA
Akışkanlaştırmak işi. Akışkanların niteliğini düzeltmek üzere yoğunlaşmış bir akım içinde parçacıkların yüzmesini sağlayan yöntem.
AĞIŞ
Ağma işi. Su buharının ve başka gazların yerden havaya doğru çıkışı, yağış karşıtı.
AKIŞMASIZ
Akışma özelliği olmayan.
AKIŞKANLAŞTIRMAK
Akışkan duruma getirmek.
AKIŞKANLAŞMAK
Akışkan duruma gelmek.
ABANİ
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.
AKIM
Akma işi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz. Debi. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
AKIŞMALI
Akışma özelliği olan.