Kelimeler arşivi içinde; başında "fu" olan, toplam 135 adet kelime bulunmaktadır. fu ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu fu ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde fu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
FULYABALIĞİGİLLER
FUNDAMENTALİST, FUNDAMENTALİZM
FUSOBACTERİUM
FURUNKULOZİS
FUNDAGİLLER, FUNDAMENTAL, FUNİKULİTİS, FURKOSERKER, FUTBOLCULUK
FUMİGASYON, FUNDOSKOPİ, FURUNKULOZ, FURUNKULUS, FUSİFORMİS, FUTLAMBERT
FUARCILIK, FUJİCOLOR, FUKARALIH, FUKARALIK, FULLANMAK, FUNDOSKOP, FUNİKULUS, FURMAŞLIK, FUROSEMİD, FUTALAMAK, FUTKANDİL
FUKOİDİN, FUKUSLAR, FULLAMAK, FULMİNAT, FUMİGANT, FUNDACIK, FUNDALAR, FUNDALIK, FUNGİSİT, FUNGUSİT, FURKATUS, FURLARDA, FURLAYAN, FURLİYAN, FURONKÜL, FURUNKUL, FUSARİUM, FUŞLAMAK, FUTBOLCU, FUZİFORM
FUADİYE, FULACIK, FULKRUM, FUNDERE, FUNGEMİ, FURANOZ, FURDALA, FURFULA, FURKULA, FURTANA, FURTUNA, FURUNCU, FUSALİS, FUŞKULU, FUŞUKAR
FUARCI, FUÇANI, FUFUDİ, FUFULİ, FUKARA, FUKARE, FUKUKU, FUNDUK, FUNDUS, FUNGUS, FURÇAK, FURGON, FURKAN, FURMAK, FURNAS, FURNOZ, FURSET, FURUNÇ, FUSKİN, FUSKUL, FUSKUS, FUSTAN, FUTBOL, FUZULİ
FUAYE, FUÇAN, FUDAK, FUFİK, FUHUŞ, FUJER, FUKOZ, FULAR, FULKA, FULUŞ, FULYA, FUNDA, FUNGİ, FUNİS, FURÇA, FURDA, FURKA, FURMA, FURUÇ, FURUN, FURUŞ, FURYA, FUSKA, FUSSA, FUSUS, FUŞKA, FUTTU, FUTUN, FUYAA
FUAR, FUAT, FUÇİ, FUFU, FUĞM, FUKA, FULE, FUND, FUNU, FURA, FURİ, FUSA, FUTA, FUZZ
FUL, FUP, FUS, FUŞ, FUT
FU
FU
(Çince) Taylamlı (rythmé) veya yer yer taylamlı yazılan bir çeşit Çince hikâyeleme nesri.
FUNDAGİLLER
Fundalar takımından, bayağı funda veya süpürge çalısı, açelya, yaban mersini, koca yemiş gibi çoğu her zaman yeşil birçok çalı ve ağaççığı içine alan bir bitki familyası.
FUNDAMENTAL
Bir nota için kaynak alınabilecek en pes perdeli ses.
FURUNKULOZ
Balıklarda Aeromonas salmonicida'nın neden olduğu, septisemi, vücudun çeşitli yerlerinde furunkeller, kanamalar, apse ve lezyonların oluşmasıyla karakterize olan bulaşıcı bakteriyel bir hastalık.
FUNDOSKOPİ
Göz dibi muayenesi.
FUNDAMENTALİST
Kökten dinci.
FUSİFORMİS
İğ biçimli.
FUTBOLCULUK
Futbolcunun yaptığı iş.
FULYABALIĞİGİLLER
(Myliobatidae),iyi bilinen türüdür.
FURUNKULUS
Furunkul.
FUNİKULİTİS
Sperma kordonunun yangısı. Spinal sinirin omurga içinde kalan kısmının yangısı.
FURUNKULOZİS
Aynı anda çok sayıda furunkulün oluşması. Birkaç aylık bir süreçte birbiri ardı sıra çok sayıda furunkul oluşması.
FUNDAMENTALİZM
Kökten dincilik.
FUMİGASYON
Tütsü.
FUSOBACTERİUM
İrinli veya kangrenöz enfeksiyonlara neden olan, kimi türleri insan ve hayvanlar için patojen nitelik gösteren, spor oluşturmayan, ağız ve kalın bağırsağın normal florasında bulunan, anaerob, pleomorfik, gram-negatif bir cinsi bakteri.
FURKOSERKER
Furkoserkoz serker.
Bu bölümde tanımı içerisinde FU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BOĞUMLANMA
Boğumlanmak işi. Ciğerlerden gelen havanın, ağız ve burundaki çeşitli nokta ve bölgelerde engellemeye uğrayarak ses olarak çıkması, telaffuz, artikülasyon.
AFAK
Ufuklar.
BARAJ
Suyu toplama, sulama ve elektrik üretme amacıyla akarsu üzerine yapılmış olan bent. Herhangi bir alanda başarıyı tespit etmek için gerekli olan şart. Futbol veya hentbolda serbest atışı yapacak oyuncunun önünde karşı takım oyuncularının yan yana dizilip oluşturdukları set.
DEMOGRAF
Nüfus bilimci.
ERK
Bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar. Bir bireyin, bir toplumun, başka birey, küme veya toplumları egemenliği, baskısı ve denetimi altına alma, hürriyetlerine karışma ve onları belli biçimlerde davranmaya zorlama yetkisi veya yeteneği. Sözü geçerlik, istediğini yaptırabilme gücü, nüfuz.
ÇIRAMOZ
Balıkçıların, ateş balığı avlarken üzerinde çıra ve funda yaktıkları ızgara.
AYAK
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.
ÇALIM
Karşıdakini etkilemek amacıyla yapılmış olan abartılı davranış, kurum, caka, afra tafra, afur tafur, zambır. Geminin su kesiminden aşağı bölümünün baş ve kıç bodoslamasına doğru darlaşması. Bir oyuncunun topu elinden veya ayağından kaçırmadan karşısındaki oyuncuları kıvrak hareketlerle geçmesi. Biraz benzeme, andırma. Menzil, erim. Kılıcın keskin yanı.
DATA
Veri. Aslında kendileri ekonomik olmayan ancak ekonomi dünyasını dışarıdan kuşatan veya çerçeveleyen, nüfus, teknik bilgi, hukuk düzeni ve yönetim biçimi ögelerinden her biri.
ERKLİLİK
Erkli olma durumu, muktedirlik, nüfuzluluk.
DOĞMAK
Dünyaya gelmek. Düşünce, hayal vb. zihinde birdenbire oluşmak. Ortaya çıkmak, sonucu olmak. Güneş, ay, yıldız ufuktan yükselerek görünmek.
DEFTER
Genellikle hafif bir kapak içerisinde, yazı yazmak için bir araya tutturulmuş kâğıt yaprakları. Vergi, gelir ve nüfus bilgilerinin kayıtlarının tutulduğu resmî belge.
ÇEVREN
Anlayış, kavrayış, görüş, düşünce gücü. Ufuk, göz erimi.
DÖMİVOLE
Futbolda topun yere vurup sektiği anda, ayakla yapılmış olan vuruş.
DEMOGRAFİ
Nüfus bilimi.
DEMOGRAFİK
Nüfus bilimsel.
DEGAJ
Futbolda kalecinin topu sert bir ayak vuruşuyla uzağa atması, degajman.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
ALTINTOP
Greyfurt. İki çeneklilerden, uzun dikenli ve kürecikler hâlinde çiçekleri olan bir tür kaktüs (Trollius ranunculoides).
ERKLİ
Bir şeyi yapmaya, başarmaya gücü yeten, nüfuzlu, muktedir, kadir.