FU ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "fu" olan, toplam 135 adet kelime bulunmaktadır. fu ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu fu ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde fu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

FULYABALIĞİGİLLER

14 harfli kelimeler

FUNDAMENTALİST, FUNDAMENTALİZM

13 harfli kelimeler

FUSOBACTERİUM

12 harfli kelimeler

FURUNKULOZİS

11 harfli kelimeler

FUNDAGİLLER, FUNDAMENTAL, FUNİKULİTİS, FURKOSERKER, FUTBOLCULUK

10 harfli kelimeler

FUMİGASYON, FUNDOSKOPİ, FURUNKULOZ, FURUNKULUS, FUSİFORMİS, FUTLAMBERT

9 harfli kelimeler

FUARCILIK, FUJİCOLOR, FUKARALIH, FUKARALIK, FULLANMAK, FUNDOSKOP, FUNİKULUS, FURMAŞLIK, FUROSEMİD, FUTALAMAK, FUTKANDİL

8 harfli kelimeler

FUKOİDİN, FUKUSLAR, FULLAMAK, FULMİNAT, FUMİGANT, FUNDACIK, FUNDALAR, FUNDALIK, FUNGİSİT, FUNGUSİT, FURKATUS, FURLARDA, FURLAYAN, FURLİYAN, FURONKÜL, FURUNKUL, FUSARİUM, FUŞLAMAK, FUTBOLCU, FUZİFORM

7 harfli kelimeler

FUADİYE, FULACIK, FULKRUM, FUNDERE, FUNGEMİ, FURANOZ, FURDALA, FURFULA, FURKULA, FURTANA, FURTUNA, FURUNCU, FUSALİS, FUŞKULU, FUŞUKAR

6 harfli kelimeler

FUARCI, FUÇANI, FUFUDİ, FUFULİ, FUKARA, FUKARE, FUKUKU, FUNDUK, FUNDUS, FUNGUS, FURÇAK, FURGON, FURKAN, FURMAK, FURNAS, FURNOZ, FURSET, FURUNÇ, FUSKİN, FUSKUL, FUSKUS, FUSTAN, FUTBOL, FUZULİ

5 harfli kelimeler

FUAYE, FUÇAN, FUDAK, FUFİK, FUHUŞ, FUJER, FUKOZ, FULAR, FULKA, FULUŞ, FULYA, FUNDA, FUNGİ, FUNİS, FURÇA, FURDA, FURKA, FURMA, FURUÇ, FURUN, FURUŞ, FURYA, FUSKA, FUSSA, FUSUS, FUŞKA, FUTTU, FUTUN, FUYAA

4 harfli kelimeler

FUAR, FUAT, FUÇİ, FUFU, FUĞM, FUKA, FULE, FUND, FUNU, FURA, FURİ, FUSA, FUTA, FUZZ

3 harfli kelimeler

FUL, FUP, FUS, FUŞ, FUT

2 harfli kelimeler

FU

Bazı kelimelerin anlamları

FU

(Çince) Taylamlı (rythmé) veya yer yer taylamlı yazılan bir çeşit Çince hikâyeleme nesri.

FUSOBACTERİUM

İrinli veya kangrenöz enfeksiyonlara neden olan, kimi türleri insan ve hayvanlar için patojen nitelik gösteren, spor oluşturmayan, ağız ve kalın bağırsağın normal florasında bulunan, anaerob, pleomorfik, gram-negatif bir cinsi bakteri.

FUSİFORMİS

İğ biçimli.

FUNDAMENTALİST

Kökten dinci.

FUNİKULİTİS

Sperma kordonunun yangısı. Spinal sinirin omurga içinde kalan kısmının yangısı.

FUNDOSKOPİ

Göz dibi muayenesi.

FURUNKULOZ

Balıklarda Aeromonas salmonicida'nın neden olduğu, septisemi, vücudun çeşitli yerlerinde furunkeller, kanamalar, apse ve lezyonların oluşmasıyla karakterize olan bulaşıcı bakteriyel bir hastalık.

FUNDAMENTALİZM

Kökten dincilik.

FULYABALIĞİGİLLER

(Myliobatidae),iyi bilinen türüdür.

FURKOSERKER

Furkoserkoz serker.

FUNDAGİLLER

Fundalar takımından, bayağı funda veya süpürge çalısı, açelya, yaban mersini, koca yemiş gibi çoğu her zaman yeşil birçok çalı ve ağaççığı içine alan bir bitki familyası.

FURUNKULUS

Furunkul.

FUMİGASYON

Tütsü.

FUTBOLCULUK

Futbolcunun yaptığı iş.

FURUNKULOZİS

Aynı anda çok sayıda furunkulün oluşması. Birkaç aylık bir süreçte birbiri ardı sıra çok sayıda furunkul oluşması.

FUNDAMENTAL

Bir nota için kaynak alınabilecek en pes perdeli ses.

  -   -   -  

Anlamında FU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde FU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BARAJ

Suyu toplama, sulama ve elektrik üretme amacıyla akarsu üzerine yapılmış olan bent. Herhangi bir alanda başarıyı tespit etmek için gerekli olan şart. Futbol veya hentbolda serbest atışı yapacak oyuncunun önünde karşı takım oyuncularının yan yana dizilip oluşturdukları set.

DEMOGRAFİK

Nüfus bilimsel.

ÇIRAMOZ

Balıkçıların, ateş balığı avlarken üzerinde çıra ve funda yaktıkları ızgara.

AYAK

Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.

ABANMAK

Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.

BOĞUMLANMA

Boğumlanmak işi. Ciğerlerden gelen havanın, ağız ve burundaki çeşitli nokta ve bölgelerde engellemeye uğrayarak ses olarak çıkması, telaffuz, artikülasyon.

DEMOGRAF

Nüfus bilimci.

DEFTER

Genellikle hafif bir kapak içerisinde, yazı yazmak için bir araya tutturulmuş kâğıt yaprakları. Vergi, gelir ve nüfus bilgilerinin kayıtlarının tutulduğu resmî belge.

ÇALIM

Karşıdakini etkilemek amacıyla yapılmış olan abartılı davranış, kurum, caka, afra tafra, afur tafur, zambır. Geminin su kesiminden aşağı bölümünün baş ve kıç bodoslamasına doğru darlaşması. Bir oyuncunun topu elinden veya ayağından kaçırmadan karşısındaki oyuncuları kıvrak hareketlerle geçmesi. Biraz benzeme, andırma. Menzil, erim. Kılıcın keskin yanı.

DATA

Veri. Aslında kendileri ekonomik olmayan ancak ekonomi dünyasını dışarıdan kuşatan veya çerçeveleyen, nüfus, teknik bilgi, hukuk düzeni ve yönetim biçimi ögelerinden her biri.

DOĞMAK

Dünyaya gelmek. Düşünce, hayal vb. zihinde birdenbire oluşmak. Ortaya çıkmak, sonucu olmak. Güneş, ay, yıldız ufuktan yükselerek görünmek.

DEMOGRAFİ

Nüfus bilimi.

ERK

Bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar. Bir bireyin, bir toplumun, başka birey, küme veya toplumları egemenliği, baskısı ve denetimi altına alma, hürriyetlerine karışma ve onları belli biçimlerde davranmaya zorlama yetkisi veya yeteneği. Sözü geçerlik, istediğini yaptırabilme gücü, nüfuz.

ÇEVREN

Anlayış, kavrayış, görüş, düşünce gücü. Ufuk, göz erimi.

DEGAJ

Futbolda kalecinin topu sert bir ayak vuruşuyla uzağa atması, degajman.

ERKLİ

Bir şeyi yapmaya, başarmaya gücü yeten, nüfuzlu, muktedir, kadir.

ALTINTOP

Greyfurt. İki çeneklilerden, uzun dikenli ve kürecikler hâlinde çiçekleri olan bir tür kaktüs (Trollius ranunculoides).

ERKLİLİK

Erkli olma durumu, muktedirlik, nüfuzluluk.

DÖMİVOLE

Futbolda topun yere vurup sektiği anda, ayakla yapılmış olan vuruş.

AFAK

Ufuklar.