Sonu FİLA ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "fila" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. Sonu fila ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında fila olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde fila olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

FİLA

Terlik.

DROZOFİLA

Böcekler (Insecta) sınıfının, iki kanatlılar (Diptera) takımından, bazı türleri genetik çalışmalarında çok kullanılan meyve sinekleri. Meyve sineği (D.melanogaster) en çok bilinen türüdür.

SİFİLA

Yaprak.

  -   -   -  

Anlamında FİLA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde FİLA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BRUGİA

Filarioidea üst ailesinde bulunan, insan ve diğer memelilerde parazitlenerek filaryozis ve elefantiozise neden olan filaryal nematod cinsi. Geçmişte Wuchereria cinsine dâhil ediliyordu.

PULCULUK

Pul satma işi. Pul derleyiciliği veya derleyenlere satma işi, pul koleksiyonculuğu, filateli.

ELAEOPHORA

Onchocercidae ailesinde bulunan filarya cinsi. Bu cinste bulunan türler yabani geyiklerde ve koyunlarda beyinde iskemik nekrozlara, körlüğe ve yüzde dermatozise neden olur.

FALANINCI

Söylenmesi gerekli görülmeyen sıra sayısı yerine kullanılan bir söz, filanıncı.

ANTİANAFİLAKSİ

Anafilaksiyi gideren, anafilaksiye karşı.

DAKTİLOJİROZ

Monogenea sınıfından Dactylogyrus cinsi parazitlerin sazanların solungaç filamentlerinde ciddi tahribatlara neden olduğu hastalık.

ANALERJİK

Alerjik olmayan, anafilaksi yapmayan.

AGAMOFİLARİA

Cinsi ve türü belirlenemeyen, yalnızca immatür evrede olduğu bilinen filaroyit nematodlara verilen ad.

EUSİMULİUM

Simuliidae ailesinde bulunan ve çeşitli türleri insanlar da parazitlenen filaryal nematod Onchocerca volvulus'a ara konaklık yapan sinek cinsi.

PATLAMAK

Nesneler, iç basıncın etkisiyle ve çoğunlukla büyük ses çıkararak dağılmak, infilak etmek. Herhangi bir durum veya bir değerin yitirilmesine yol açmak, mal olmak. Görünür duruma gelmek, ortaya çıkmak, yeşermek. Yarılmak. Çok sıkılmak, sıkıntı ve sabırsızlığını belli etmek. Top, taşıt lastiği vb. şeyler değişik nedenlerle havası inmek. Yırtılıp açılmak. Aşırı tepki göstermek. Ansızın tehlikeli bir şey meydana gelmek. Ansızın bir gürültü duyulmak.

ELAOFOROZİS

Tabanus ve Hybomitra türü at sinekleriyle taşınan, Elaeophora schneideri adlı nematod türünün mikrofilerlerinin geyik ve koyunların yüz ve göz atardamarlarında oluşturduğu, tromboz, deri, burun, ağız ve konjunktiva yangısıyla belirgin enfeksiyonu, elaoforiyazis, filaryal dermatitisi.

BRONKOGRAM

Bronkografila elde edilen film.

FALAN

Söylenmesi istenmeyen veya gerekli görülmeyen bir özel adın yerini tutan kelime, filan. Tarih, yer, kişi vb.nin önüne gelerek tekrarlanmak istenmeyen sözlerin yerine kullanılan kelime. Cümlede belirtilen nesne veya nesnelerden sonra gelerek "ve benzerleri" anlamında kullanılan bir söz.

AKTİNOMİSETLER

Anaerop veya fakültatif anaerop, sporsuz dallanmış veya filamentöz yapıda Gram pozitif bakteri cinsi, Actinomycetales.

FELAN

Falan. Filan. Filan, bk. filan. Nadas, nadasa bırakılmış tarla.

BAKALAK

Bekleyici, gözleyici: Çocuğa bakalak ol. Bakalak ol da bahçeye sığır girmesin. Bakarak, gözetleyerek: Geldiğim yerlere bakalak geldim; inek filan görmedim. Boz renkli, tepeli bir çeşit tarla kuşu.

AKSİYAL

Bir merkez, uzamış bir zon, bir filament veya dış veya yan kısımlarla ilişkili olabilen bölge.

DİPETALONEMA

Filarioidea üst ailesinde bulunan filaryal nematod cinsi. Bu cinste bulunan türler memelilerin kanında parazitlenmekte, keneler ve kan emen sineklerle taşınmaktadırlar.

ANDAL

Bahçe, bağ ve bostanda sulamayı kolaylaştırmak için, toprağın eğimine göre ayrılmış parçalar, maşala, evlek. Evlek sınırı. Bahçe ve bostanlarda evlekler arasındaki su yolu, ark. Sulanan tarla veya bostanda evleklerin suyla dolması, göllenmesi hali: Bahçe andallanıncaya kadar suyu kesme. Pirinç ekmeye elverişli akıntısız, sulak yer, bataklık. Fındığın dövülme zamanı yapılan 40-50 cm. yüksekliğinde ve 80-100 cm. enindeki kabuklu fındık yığını. Tırpan veya makine ile biçilen ekin sapı yığını: Tarlada üç andal ziyan olmuş. Orman içindeki ince uzun mera. Sersem, budala: Ahmet bu sıralarda andallaştı. Filan, falan: Sofraya ekmek, kaşık, andal geldi mi?. Seyrek, aralıklı yapılan iş veya dikiş: Ahmet tarlasını andal sürmüş. Bağ, bahçe sulamak için yapılan hendek, ark. Üzüm bağlarında evlek sırası. Derin su kanalı (Çayağzı). Tütün fidelerinin yetiştirildiği evlek. (Çakallı, Konak, Samsun).

PULCU

Pul satan kimse. Pul derleyen veya derleyenlere pul satan kimse, pul koleksiyoncusu, filatelist.