Kelimeler arşivi içinde; başında "fel" olan, toplam 79 adet kelime bulunmaktadır. fel ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu fel ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde fel olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
FELFESELENMEK, FELDSPATSILAR
FELLENDİRMEK, FELDİRDETMEK, FELSEFECİLİK
FELGETİRMEK, FELLENLEMEK, FELDSPATLAR, FELDMAREŞAL, FELDİRDEMEK, FELFELLEMEG, FELAKETZEDE, FELFELLEMEK
FELKİTİŞİN, FELEMENKLİ, FELFELLEME, FELDİREMEK, FELEMENKÇE
FELERCİKA, FELFELECİ, FELEKİYAT, FELHANLIH, FELELEMİN, FELLENMEK, FELSEFECİ, FELAKETLİ, FELDİRMEK
FELEMENK, FELDSPAT, FELEMİDİ, FELAHİYE, FELLEMEK, FELENBUR, FELENIMA, FELFELEK, FELANKES
FELFERS, FELFENE, FELAKET, FELSEFİ, FELANCİ, FELENSE, FELFELE, FELESEK, FELSEFE, FELEFEŞ, FELEMMA, FELEMİT, FELLEUS, FELEKET
FELİGA, FELİDE, FELİKA, FELUKA, FELİKS, FELKAN, FELLAH, FELTEN, FELİCE, FELÇLİ, FELEKE, FELENK, FELEYH, FELFEN, FELFES, FELHAN
FELAH, FELEN, FELİK, FELEK, FELTE, FELAN, FELCE, FELAT
FELİ, FELÇ, FELE, FELK
FEL
FEL
Görüngü.
FELDİRDEMEK
Titremek (organ için): Dizlerim feldirdiyor. Hiç durmadan konuşmak. Hoplamak, zıplamak, yerinde duramamak.
FELDİRDETMEK
Yuvarlamak.
FELFELLEMEK
Eski canlılığını yitirmek. Dönen, hareket eden bir cisim, durmadan önce hızını yitirmek. Afallamak, şaşırmak.
FELDSPATSILAR
Kayaç yapıcı mineral grubu. (Metalimsi olmayan parıltı, çizgi ak. Silis miktarı feldspat oluşumuna yeterli olmayan magmaların billurlaşmasından feldspatlar yerine oluşan minerallerdir. En önemlileri: Lösit K (Al Si2O6), ak gri; sertlik 5.5-6, yoğunluk 2.5; kubusal ve rombusal. Nefelin, Na (Al SiO4; ak, sarımsı, yeşilimsi; sertlik, 5.5-6, yoğunluk 2.6-2.65; hekzagonal. Sodalit, ak gri, yeşilimsi, nosean, gri, kara, mavi, hauin, açık mavi, yeşil, mavi, kırmızı, sarı; sertlik 5.5, yoğunlukları yaklaşık olarak 2.4; kubusaldır.).
FELLENDİRMEK
Şüpheye düşürmek, şüphelendirmek. Kışkırtmak, bir kimsenin öfkesini artırmak. Bakımsızlık yüzünden yara azmak.
FELKİTİŞİN
Silkeleyiverince.
FELAKETZEDE
Felakete uğramış (kimse).
FELFESELENMEK
Şüpheye, kuruntuya düşmek.
FELFELLEMEG
Eski zindeliğini, hareketliliğini, canlılığını kaybetmek.
FELDMAREŞAL
Alman, Avusturya, İngiliz, Rus ve İsveç askerî hiyerarşisinde en yüksek rütbe.
FELLENLEMEK
İhtiyarlık, yorgunluk ya da hastalık nedeniyle tökezlemek, sendelemek.
FELGETİRMEK
İhtiraslı olmak.
FELDSPATLAR
En önemli mineral grubu. (Başlıca üç bölüme ayrılırlar: 1 . Potasyumlu feldspatlar. ortoklas: K (Al Si3O8); özdeş bileşiminde monoklinal sanidin, adular ile triklinal mikroklin bu gruptandır. Sodyumlu feldspatlar, albit: Na (Al Si2O8); triklinal. Kalsiyumlu feldspat, anortit: Ca (Al2 Si2O8); triklinal. bu üç grubun hiç bir üyesi katkısız olmayıp kendi aralarında karışım kristaller oluştururlar. Karışımda en çok albit ve anortit vardır ve bu sıraya plajioklas adı verilir, albit-anortit oranına göre oligoklas, andezin, labrador-bitovnit türlerine ayrılırlar. hepsinde metalik olmayan parıltı, çizgi ak; sertlik yaklaşık olarak 6, yoğunluk yaklaşık olarak 2.5'tir. Çoğu triklinal, birkaçı monoklinaldir.).
FELEMENKLİ
Felemenk halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.
FELSEFECİLİK
Felsefeci olma durumu. Felsefecinin yaptığı iş.
Bu bölümde tanımı içerisinde FEL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BENİÇİNCİLİK
Dünyada kişinin benliğini merkez sayan felsefe görüşü, benmerkezcilik, egosantrizm.
BİLGİCİLİK
Antik Yunan felsefesinde eleştiri akımı, sofizm. Başkasını yanıltmak için doğru olmadığı bilinerek yapılmış olan uslamlama ve çıkarsama, safsatacılık.
ÇARKIFELEKGİLLER
Ayrı çanak yapraklı iki çeneklilerden, örneği çarkıfelek olan bir bitki familyası.
DEMİURGOS
Eflatun felsefesinde evreni yaratan, yaratıcı Tanrı.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
ÇARKIFELEK
Yakıldığında dönerek kıvılcım saçan donanma fişeği. Çarkıfelekgillerden, güzel, büyük, parlak kırmızı çiçekleri olan, duvar kenarlarına ve kameriyeler çevresine ekilen tırmanıcı bir süs bitkisi, fırıldak çiçeği, saat çiçeği (Passiflora caerulea). Talih, kader. Bir tür talih oyunu.
DEKARTÇI
Dekart felsefesini benimseyen. Dekart'ın öğretisini benimseyen, Kartezyen.
ARİSTOTELESÇİLİK
Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles'in felsefesi, gezimcilik, Aristoculuk, peripatetizm. Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu.
BAĞDAŞTIRMACILIK
Farklı kökenlere sahip değişik kültür özelliklerini birleştirme veya kaynaştırma işi. Pek çok değişik öğretiyi birleştirmeyi amaçlayan felsefi veya dinî öğreti.
DEYİ
Dil, söz, işaret, mimik vb. anlatım araçlarının bütünü, logos. Hristiyan felsefesinde Tanrı kelamını insanlara ulaştıran oğul, logos.
DENEYÜSTÜCÜLÜK
İnsan bilgisinin niteliğini ve ilkelerini akıl yoluyla çözmek amacıyla deney alanının ötesine gitmeye çalışan anlayış, mütealiye, transandantalizm. Ahlakta belli bir gizemciliği savunan, Tanrı, doğa ve insanı kaynaştırmaya çalışan Amerikan felsefe okulu, mütealiye, transandantalizm.
ARAP
Fotoğrafın negatifi. Koyu esmer. Fellah. Orta Doğu ile Kuzey Afrika'nın büyük bir bölümünde yaşayan halk ve bu halkın soyundan olan kimse.
BİLGELİK
Bilge olma durumu ve niteliği. İlk Çağ felsefesinde kendini tanımanın bilgisi, vukuf. Bilgi, hikmet.
DAMLA
Yuvarlak biçimde, çok küçük miktarda sıvı. Damla biçiminde olan (ziynet). Kalbe inen inme, felç. Damlalıkla kullanılan ilaç. Çok az miktar.
ARKOZ
Birleşiminde feldspat bulunan, kum taşı türünden bir tortul kayaç.
DENEYCİLİK
Bilginin gözlem, deneme veya duyular ile elde edilebileceğini ileri süren geleneksel öğreti, görgücülük, ampirizm, akılcılık karşıtı. Organizma ile durum veya çevre arasında bir etkileşim olarak yaşantıya önem veren, bilgiyi, simgelerle iletişimi yapılmış olan denetimli ve yeniden düzenlenmiş yaşantı biçiminde düşünen çağdaş bir felsefe anlayışı, görgücülük, ampirizm.
AĞIT
Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.
BELİYE
Felaket, keder, tasa.
ATEŞ
Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr. Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç. Tutuşmuş olan cisim. Genellikle hastalık etkisiyle artan vücut sıcaklığı, kızdırma. Öfke, hırs, hınç. Tehlike, felaket. Coşkunluk. Büyük üzüntü, acı. Patlayıcı silahların atılması.
BACAKLI
Bacağı olan. Felemenk altını. Bacakları uzun olan, uzun boylu.