Kelimeler arşivi içinde; sonunda "dağa" olan, toplam 8 adet kelime bulunmaktadır. Sonu dağa ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında dağa olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde dağa olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
DAĞDAĞA, GURDAĞA
GADAĞA, HADAĞA, KADAĞA, SADAĞA
ADAĞA
DAĞA
DAĞA
Yayla, yüksek yer. Tekrar, daha.
KADAĞA
Yasak, yasak olma durumu.
HADAĞA
Bayram arifesinde çarşıdaki kargaşalık: Bunu bayram hadağasında satın aldım. An: O hadağada işi anladı. Telaş (Erzincan Merkez).
GURDAĞA
Yaralı, uyuz (at).
ADAĞA
Tavlanmış, ekin ekilecek duruma gelmiş toprak.
DAĞDAĞA
Gürültü, patırtı, telaş, karmakarışık durum, sıkıntı.
GADAĞA
Pürüz; engel.
SADAĞA
Başkalarının sırtından geçinen, asalak yaşayan kimse. Sadaka// sadağa taşi: sadaka isteyenlerin bekleme yerini temsil eden sembolik bir yer.
Bu bölümde tanımı içerisinde DAĞA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DAĞAR
Ağzı yayvan, dibi dar toprak kap. Dağarcık.
MAŞRAPA
Metal, toprak, plastik vb.nden yapılmış, ağzı açık, kulplu, bardağa benzeyen, küçük kap.
DAĞCI
Dağa tırmanma sporu yapan kimse, alpinist.
SALKIM
Üzüm gibi, birçoğu bir sap üzerinde bir arada bulunan meyve. Topla atılan demir parçaları. Baklagillerden, salkım durumunda mor çiçekler açan ve çoğu asma gibi çardağa sarılan bir tür ağaç ve çiçeği (Wistaria sinensis). Ana saptan çıkan yan çiçekleri, sapları hep aynı uzunlukta olan çiçek durumu.
AHSIL
Dişbudağa benziyen bir ağaç.
JARGON
Aynı meslek veya topluluktaki insanların ortak dilden ayrı olarak kullandıkları özel dil veya söz dağarcığı.
DAGAR
Kunduz. Kavga, savaş. Çukur. Topraktan yapılmış, ağzı geniş, dibi dar, içine su, pekmez, ayran, süt, yoğurt, turşu ve küllü su konulan bir çeşit küp. Çömlek. Dağarcık.
ÇINARLIDERE
Balıkesir kenti, Konakpınar nahiyesine bağlı bir yer. Kütahya ilinde, Dağardı nahiyesine bağlı bir yer. Kütahya şehri, Emet ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Tekirdağ şehrinde, Ballı nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
REPERTUVAR
Bir tiyatro kurulunun oynamak için seçip hazırlamış olduğu oyunların listesi. Bir oyuncunun ezberlediği ve oynadığı rollerin listesi. Birikim. Dağarcık.
KUNDAKLAMAK
Bebeği kundağa sarmak. Bir yeri kundakla yakmak. Ara bozmak, aldatmak. Tüfek namlusunu kundağa bağlamak. Saçları yemeninin içine toplayarak bağlamak.
DAĞLI
Dağlık bölge halkından olan. Dağlanmış olan. Dağa ait. Kaba saba, görgüsüz.
AYRIKLIK
Ayrıklı olma durumu, ayrı tutma, ayrı tutulma. Kaplamları birbirinden ayrı olmakla birlikte aynı yakın cinsin kaplamına giren kavramlar arasındaki bağlantı. Elips, daire, parabol, hiperbol vb. bir konik üzerinde hareket eden cismi, odağa veya merkeze birleştiren doğrunun büyük eksen ile yaptığı açı. Önermelerin birbirine bağlanması işleminde ya . ya . ve ya da ile gösterilen ilişki. Kural dışılık. Genel kuraldan ayrılma, derogasyon.
KUŞEKMEĞİ
Turpgillerden, çorak yerlerde yetişen, beyaz veya mor çiçekli, eskiden hekimlikte kullanılmış olan otçul bir bitki, çobandağarcığı (Thlaspi).
DAĞCILIK
Dağa tırmanma sporu, alpinizm.
KUNDAKLI
Kundağı olan, kundağa sarılmış olan.
DA
Doğrulama, uygun bulma, evet. Daha anlamında kullanılır. Şaşma bildirir ünlem. Değil mi ya anlamında kullanılır. İşte, orada, şurada. Genellikle cümle sonlarında çeşitli anlamlarda kullanılan ünlem. Bağlama ve kuvvetlendirme edatı. Daha, henüz. Da, dahi (bk. de). Dağ. Dahi, da. Henüz. Dağı. Dağa. Daha.
BELLEK
Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü, dağarcık, akıl, hafıza, zihin. Bir bilgisayarda, programı değişmeyen verileri, yapılacak iş için gerekli olan ara sonuçları toplayan bölüm.
DAARCIK
Dağarcık.
BEDİRLER
Aydın ilinde, Çine ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Kütahya ilinde, Dağardı nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
DİL
Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı. Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası. Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak. Gönül, yürek. Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili. Kıstak. Belli mesleklere özgü dil. Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak. Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi. Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı. Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri. Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek. Düşmanın durumunu öğrenmek için sorguya çekilmek amacıyla ele geçirilen tutsak. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban. Anahtar.