Kelimeler arşivi içinde; sonunda "bas" olan, toplam 21 adet kelime bulunmaktadır. Sonu bas ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında bas olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde bas olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
DUMBULBAS
KONTRBAS, KÖRABBAS, GALHABAS
İKTİBAS, İLTİBAS, OKRİBAS, BASABAS, IRAMBAS
ÖRTBAS, SUMBAS, LAPBAS, BASBAS
ÖZBAS, ABBAS, GEBAS, EBBAS, ARBAS, LİBAS
ABAS
BAS
BAS
En kalın erkek sesi. En kalın sesli orkestra çalgısı. Sesi böyle olan sanatçı.
BASBAS
Çatılarda makas ağaçlarının konulduğu dikme. Acele yürüyüş. Bel'in ayakla basılan kısmı. (Yukarıbozkuyu Kadirli Adana).
KÖRABBAS
Sivas kenti, İmranlı belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
IRAMBAS
Harmandaki dövülecek ya da sürülecek sap yığını.
ÖRTBAS
"Bir durumun, bir olayın duyulmamasını, yayılmamasını sağlayan önlemler almak" anlamındaki örtbas etmek ve "bir durum, bir olay duyulmamak, yayılmamak" anlamındaki örtbas olmak deyimlerinde geçer.
KONTRBAS
Keman türünden, en kalın sesli yaylı saz. Kontrbasçı.
LAPBAS
Ağır-kanlı, şişman (insan ya da hayvan).
DUMBULBAS
Tekkelerde bir kişinin tutup bir kişinin iki değnekle çaldığı darbuka şeklinde bir çalgı.
GALHABAS
Kalkamaz.
İLTİBAS
Andırışma.
OKRİBAS
Antik Yunan tiyatrosunda oyuncuların ayaklarına giydikleri yüksek nalın.
BASABAS
Durmadan dinlenmeden; tıka basa.
SUMBAS
Osmaniye iline bağlı ilçelerden biri.
İKTİBAS
Ödünç alma. Alıntı. Ödünç alınan şey.
ABBAS
"Yola çıkacak veya ölümü yaklaşan kimse" anlamlarındaki Abbas yolcu deyiminde geçen bir söz.
ÖZBAS
Şanlıurfa şehrinde, Hilvan ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
Bu bölümde tanımı içerisinde BAS geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALBASMA
Albastı.
AMFİ
Amfiteatr. Sıraları arkaya doğru basamaklı olarak yükselen büyük derslik.
ANTİSİKLON
Yüksek basınçlı atmosfer kütlesi.
ALEVLENME
Alevlenmek işi. Sessizce sürmekte olan bir hastalığın belirtilerinin artması, eksaserbasyon.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
APLİK
Duvar şamdanı, duvar lambası.
AKIN
Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.
ALBASTI
Doğum sırasında temizliğe dikkat edilmemesi yüzünden lohusanın tutulduğu ateşli hastalık, lohusa humması, albasma.
ALBÜM
Fotoğraf, pul vb.ni dizip saklamaya yarayan bir defter türü. Herhangi bir konu ile ilgili kısa açıklamalar verilerek resimler basılmış olan kitap. Uzunçalar.
ALAVERE
Bir şeyin elden ele geçmesi. Vapurlarda bu biçimde taşıma işi için bordalarda kurulan basamaklı iskele. Kargaşalık. Bir şeyi elden ele vererek aktarma.
ANTİMON
Atom numarası 51, atom ağırlığı 121,76 olan, 630 °C'de eriyen, haddede veya çekiç altında işlenemeyen, çoğunlukla basım harfleri alaşımında kullanılan, mavimtırak beyaz renkte bir element (simgesi Sb).
AMFİTEATR
Dinleyicilerin oturduğu, sıraları arkaya doğru basamaklı olarak yükselen salon, amfi. Yunan ve Roma'da açık hava tiyatrosu. Basamak basamak yükselen yer biçimi.
ALÇAKLIK
Alçak olma durumu, denaet, pespayelik. Alçakça davranış, habaset, şenaat.
ANDIRIŞMA
Andırışmak işi. İltibas. Ortak yönleri bulunan iki şey arasındaki benzeşme, analoji.
ANTİKATOT
Basıncı azaltılmış bir elektrik boşalma tüpünde, katot ışınlarını durdurmak için tüp içerisinde katot karşısına yerleştirilen genel olarak metal yaprak.
ARABALI
Arabası olan. Arabalı vapur.
AKORDİYON
Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika. Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
ALINTI
Bir yazıya başka bir yazarın yazısından alınmış parça, aktarma, iktibas. Başka bir dilden alınmış kelime.
ALINTILAMAK
Bir yazıya başka bir yazarın yazısından cümle veya cümleler almak, alıntı yapmak, aktarmak, iktibas etmek.