Kelimeler arşivi içinde; sonunda "baş" olan, toplam 135 adet kelime bulunmaktadır. Sonu baş ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında baş olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde baş olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
YUKARIKARABAŞ
ZİNGİREBAŞ
TOKMAKBAŞ, BAŞDANBAŞ, BAŞTANBAŞ, KAYRANBAŞ, KERTİKBAŞ, SALLANBAŞ, SEZGİNBAŞ, TAKMAKBAŞ, TENGİLBAŞ
ALTINBAŞ, BALTABAŞ, BÜYÜKBAŞ, DEMİRBAŞ, KANCABAŞ, KIZILBAŞ, KÜÇÜKBAŞ, SALLABAŞ, YEŞİLBAŞ, ALAĞABAŞ, ALTUNBAŞ, BAGIRBAŞ, BARDABAŞ, BÖLÜKBAŞ, ÇELİKBAŞ, DOĞANBAŞ, DOMUZBAŞ, DONGABAŞ, GEDİKBAŞ, PALTABAŞ, SALTABAŞ, TAHTABAŞ, TASTABAŞ, VARDABAŞ, YALLIBAŞ, YAVRUBAŞ
DELİBAŞ, ELMABAŞ, KARABAŞ, KOCABAŞ, AKÇABAŞ, ALAMBAŞ, ALİMBAŞ, BALIBAŞ, BAŞABAŞ, DANABAŞ, DENEBAŞ, DİRİBAŞ, DOLABAŞ, EĞİLBAŞ, EĞİNBAŞ, ELİMBAŞ, ELLİBAŞ, ELMEBAŞ, EYİNBAŞ, GABABAŞ, GARABAŞ, GOCABAŞ, GURUBAŞ, KADIBAŞ, KEÇEBAŞ, KEÇİBAŞ, KEDİBAŞ, KIRKBAŞ, KURUBAŞ, OĞULBAŞ, Devamını Oku »»
ALABAŞ, İRİBAŞ, NEBBAŞ, TOPBAŞ, ALİBAŞ, ALTBAŞ, ARIBAŞ, BAŞBAŞ, BAYBAŞ, BEYBAŞ, BEZBAŞ, BİRBAŞ, BOZBAŞ, CİMBAŞ, CİNBAŞ, DALBAŞ, DAMBAŞ, GIRBAŞ, GOKBAŞ, GÖKBAŞ, GÜLBAŞ, GÜRBAŞ, KAMBAŞ, KELBAŞ, KILBAŞ, KIRBAŞ, KÖKBAŞ, MALBAŞ, SAĞBAŞ, SALBAŞ, Devamını Oku »»
AKBAŞ, ERBAŞ, ARBAŞ, AYBAŞ, BABAŞ, BOBAŞ, BUBAŞ, ELBAŞ, GUBAŞ, İLBAŞ, İMBAŞ, KABAŞ, KUBAŞ, OKBAŞ, ÖZBAŞ, ŞABAŞ, TABAŞ, ÜÇBAŞ, ÜSBAŞ
ABAŞ, OBAŞ
BAŞ
BAŞ
İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız ve benzerleri organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm, kafa, ser. Bir topluluğu yöneten kimse. Başlangıç. Temel, esas. Arazide en yüksek nokta. Bir şeyin genellikle toparlakça ucu. Bir şeyin uçlarından biri. Kasaplık hayvanlarda ve bazı yiyeceklerde adet. Para değiştirirken verilen veya alınan üstelik, sarrafiye. 1. Bir şeyin yakını veya çevresi. "Önem veya yönetim bakımından ileride olan, en önemli, en üstün" anlamlarında birleşik kelimeler yapan bir söz. Güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş derecenin en yükseği. Çıban. Reis. Tane. Dilim: Bi baş pendir ver. İyi, güzel: Benim toklularım hep baştır. Pazartesi. Ölçüde, tartıda tahminin üstünde çıkan kısım. Çıban, yara. Derilere tatbik edilen bir işlem (tabaklıkta). Köselecilikte bir derinin baş tarafı. Bulgur, buğday ve benzerleri kalburlandığı zaman kalburun üstünde kalan in kısım. Baş, başlangıç. Baş, reis. Baş. Üzeri, kendi. Tepe, zirve. Uç. sınır. Nezt, baş ucu. Ön taraf, ön yol. Bağış, hediye. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi. Herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. Sefal, kafa. 3.Bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, DNA içeren kısmı. 4.Miyozinin bir parçası. Fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı. Spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı. Beyni ve duyu organlarını taşıyan vücut parçası. Yağlı güreşte ve karakucakta en büyük boy. reis (bk. başkan.). Dövme ya da darçıkım işleminde, dövme ya da itme işini gören kolun ucu. İlkel topluluklarda görülen, çok az kurumlaşmış olan ve gücü kimi kez aşırı bir başına -buyruk- yönetimin gücü biçimini alan önder tipi. İnsan vücudunun üst, hayvan vücudunun ön ucu, sefalika. Deyiş'in konu ve uyağının ne olduğunu belirten, "doğuş" un halk edebiyatındaki adı. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan üst bölgesi; herhangi bir hayvanın bu kesime karşıt oları bölgesi. Başkan, topluluğu yöneten, komutan. (İnsan ve hayvan sayımında) Tane. Başak. Yara.
SALLANBAŞ
Konuşurken başını sallayan kimse.
KAYRANBAŞ
Taşlı, kumlu, ekime elverişli olmayan toprak. Kel.
TENGİLBAŞ
Takla : Ali hergün tengilbaş atar.
TAKMAKBAŞ
Bir çeşit büyük mercanbalığı.
BAŞDANBAŞ
Yüksek.
BAŞTANBAŞ
En iyi, ekstra.
YUKARIKARABAŞ
Şanlıurfa kenti, Birecik belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
SEZGİNBAŞ
Sezme yeteneği olan, duygulu, anlayışlı.
ZİNGİREBAŞ
Sık ekildiğinden boy atamamış ekin: Bizim arpa bu yıl zingirebaş bitmiş.
BALTABAŞ
Baş bodoslaması omurga hattına dikey olarak çelik lamadan yapılmış gemi.
BÜYÜKBAŞ
Sığır, manda vb. kasaplık hayvanlara verilen genel ad.
TOKMAKBAŞ
Kaya balığı.
ALTINBAŞ
Genellikle Ege bölgesinde yetişen, yuvarlak, kalınca kabuklu güzel bir tür kavun.
KERTİKBAŞ
Erkeğin cinsiyet organı.
DEMİRBAŞ
Bir yerde kullanılan, bir yere kayıtlı olan, bir görevliden öbürüne teslim edilen dayanıklı eşya. Bir yerin eskisi, emektarı olan (kimse). Bu nitelikte olan.
Bu bölümde tanımı içerisinde BAŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACINMAK
Acıma işine konu olmak. Başkasının hesabına üzülmek, yazıklanmak, yerinmek.
ABAŞO
Gemiyi baştan veya kıçtan halatla karaya bağlama. Altta, aşağıda bulunan, alttaki.
ADAKLAMAK
Küçük çocuk yürümeye başlamak.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
AÇILIŞ
Açılma işi. Yeni bir yapının, yerin veya kuruluşun çalışmaya başlaması, küşat.
AFET
Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.
ACIMA
Acımak durumu. Başka bir kimsenin veya canlının mutsuzluğuna karşı duyulan üzüntü, merhamet.
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
ACIMAK
Tadı acı duruma gelmek, acılaşmak. Başkasının uğradığı veya uğrayacağı kötü bir duruma üzülmek. Merhamet etmek. Acılı, ağrılı olmak.
ABORDA
Bir deniz teknesinin başka bir tekneye, bir iskeleye veya bir rıhtıma yanını vererek yanaşması.
ACAYİPLEŞMEK
Başkalaşmak, yadırganacak bir duruma gelmek.
ABRAMAK
Fırtınalı havalarda gemiyi ustalıkla yönetmek. Başarmak, bir işi becermek.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ABECE
Alfabe. Başlangıç.
ADAY
Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
ABAKÜS
Sayı boncuğu. Sütun başlığının üstüne yatay olarak konan ve kenarlarından biraz dışarı taşan taş blok.
AĞAÇÇIK
Taflan gibi dalları dibinden başlayarak çatallanan küçük ağaç.