Kelimeler arşivi içinde; başında "baş" olan, toplam 585 adet kelime bulunmaktadır. baş ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu baş ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde baş olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
BAŞÖRENDOĞANCILAR
BAŞMÜZAKERECİLİK, BAŞTANKARAGİLLER
BAŞLATILABİLMEK, BAŞTEKNİSYENLİK, BAŞVURULABİLMEK
BAŞAKPINARTEPE, BAŞANTRENÖRLÜK, BAŞARILABİLMEK, BAŞDANIŞMANLIK, BAŞDENETMENLİK, BAŞGARDİYANLIK, BAŞKAHRAMANLIK, BAŞKALAŞTIRMAK, BAŞKONSOLOSLUK, BAŞKUMANDANLIK, BAŞLATILABİLME, BAŞMUHARRİRLİK, BAŞMÜFETTİŞLİK, BAŞMÜHENDİSLİK, BAŞMÜRETTİPLİK, BAŞÖĞRETMENLİK, BAŞPEHLİVANLIK, BAŞPİSKOPOSLUK, BAŞVURULABİLME, BAŞYARDIMCILIK, BAŞYÖNETMENLİK
BAŞAKORTÇULUK, BAŞARILABİLME, BAŞASİSTANLIK, BAŞBERABERLİK, BAŞBOYUNDURUK, BAŞDEKORCULUK, BAŞDENETÇİLİK, BAŞDİZGİCİLİK, BAŞDÜMENCİLİK, BAŞHEMŞİRELİK, BAŞKEMANCILIK, BAŞKOMUTANLIK, BAŞLANABİLMEK, BAŞLATABİLMEK, BAŞLATIVERMEK, BAŞLAYABİLMEK, BAŞLAYIVERMEK, BAŞMUALLİMLİK, BAŞMUHASEBECİ, BAŞMURAKIPLIK, BAŞMÜEZZİNLİK, BAŞMÜŞAVİRLİK, BAŞMÜZAKERECİ, BAŞREJİSÖRLÜK, BAŞRUZNAMÇECİ, BAŞTANIMAZLIK, BAŞVURABİLMEK
BAŞAKTRİSLİK, BAŞARABİLMEK, BAŞARISIZLIK, BAŞARIVERMEK, BAŞBAYRAKTAR, BAŞBÖLÜKBAŞI, BAŞDEFTERDAR, BAŞDELEGELİK, BAŞDOKTORLUK, BAŞECZACILIK, BAŞEFENDİLİK, BAŞEKSPERLİK, BAŞGARSONLUK, BAŞHOSTESLİK, BAŞIBOZUKLUK, BAŞKALDIRMAK, BAŞLANABİLME, BAŞLANDIRMAK, BAŞLATABİLME, BAŞLATIVERME, BAŞLATTIRMAK, BAŞLAYABİLME, BAŞLAYICILIK, BAŞLAYIVERME, BAŞMABEYİNCİ, BAŞOYUNCULUK, BAŞSANCAKTAR, BAŞSPİKERLİK, BAŞTANKARAYA, BAŞTAPINCAĞI, Devamını Oku »»
BAŞAKLANMAK, BAŞAKTÖRLÜK, BAŞANTRENÖR, BAŞARABİLME, BAŞARAKAVAK, BAŞARGANLIK, BAŞARILIKLI, BAŞARILILIK, BAŞARIVERME, BAŞARUMAMAK, BAŞBAKANLIK, BAŞÇAVUŞLUK, BAŞDANIŞMAN, BAŞDEĞİRMEN, BAŞDENETMEN, BAŞDERVİŞLİ, BAŞGARDİYAN, BAŞGEDİKLER, BAŞHAKEMLİK, BAŞHEKİMLİK, BAŞIBÜYÜKLÜ, BAŞKAHRAMAN, BAŞKALAŞMAK, BAŞKARAKTER, BAŞKATİPLİK, BAŞKEŞİŞLİK, BAŞKONSOLOS, BAŞKUMANDAN, BAŞKURTDERE, BAŞLANGIÇTA, Devamını Oku »»
BAŞAĞIRLIK, BAŞAHLAMAH, BAŞAKLAMAK, BAŞAKLANIŞ, BAŞAKLANMA, BAŞAKORTÇU, BAŞAKPINAR, BAŞAKVURDU, BAŞARILMAK, BAŞASİSTAN, BAŞBADARAK, BAŞBADIRIK, BAŞBARABER, BAŞBAYİLİK, BAŞBEDİRİK, BAŞBEREKET, BAŞÇİFTLİK, BAŞÇİMAĞIL, BAŞÇUHADAR, BAŞDEKORCU, BAŞDENETÇİ, BAŞDİZGİCİ, BAŞDÜMENCİ, BAŞGEDİKLİ, BAŞGÖLGESİ, BAŞGÖTÜREN, BAŞHEMŞİRE, BAŞHEYKELİ, BAŞIBOŞLUK, BAŞIDEĞMİŞ, Devamını Oku »»
BAŞAĞRISI, BAŞAKLAMA, BAŞAKTRİS, BAŞALACAK, BAŞARATLI, BAŞARIĞÇI, BAŞARIKLI, BAŞARIKLU, BAŞARILMA, BAŞARISIZ, BAŞARTMAK, BAŞARUKLU, BAŞAŞSAĞİ, BAŞAŞŞAĞI, BAŞATLAMA, BAŞBADRIK, BAŞBAĞLAR, BAŞBEDRİK, BAŞBIÇAĞI, BAŞBÖĞREK, BAŞÇAKMAK, BAŞÇARDAK, BAŞDANBAŞ, BAŞDANLIK, BAŞDAŞLIK, BAŞDELEGE, BAŞDEMİRİ, BAŞDOKTOR, BAŞECZACI, BAŞEFENDİ, Devamını Oku »»
BAŞAHARI, BAŞAKÇAY, BAŞAKÇIK, BAŞAKTÖR, BAŞARGAN, BAŞARILI, BAŞARKÖY, BAŞARMAH, BAŞARMAK, BAŞARMAN, BAŞARTMA, BAŞATLIK, BAŞAYDIN, BAŞBAGUM, BAŞBAKAN, BAŞBALIK, BAŞBAYAN, BAŞBOZUH, BAŞBUDAK, BAŞCİĞEZ, BAŞÇATAK, BAŞÇAVIŞ, BAŞÇAVUŞ, BAŞÇAYIR, BAŞÇEŞME, BAŞDAMAK, BAŞDANAK, BAŞDEMİR, BAŞDİBEK, BAŞDİREK, Devamını Oku »»
BAŞABAŞ, BAŞACAK, BAŞACUK, BAŞAÇIK, BAŞAĞAÇ, BAŞAĞIL, BAŞAĞUL, BAŞAKCI, BAŞAKÇI, BAŞAKLI, BAŞALAN, BAŞALTI, BAŞANGI, BAŞANKI, BAŞARAN, BAŞARAT, BAŞARET, BAŞARIK, BAŞARIM, BAŞARIŞ, BAŞARMA, BAŞAVUT, BAŞAYAK, BAŞAYAŞ, BAŞBAĞA, BAŞBAĞI, BAŞBAŞA, BAŞBAŞI, BAŞBAYİ, BAŞBEZİ, Devamını Oku »»
BAŞACA, BAŞACI, BAŞAĞA, BAŞAĞI, BAŞANA, BAŞANI, BAŞARA, BAŞARI, BAŞAŞA, BAŞBAŞ, BAŞBAY, BAŞBİR, BAŞBUĞ, BAŞBÜK, BAŞCIL, BAŞCIN, BAŞÇIK, BAŞÇIL, BAŞÇUL, BAŞDAK, BAŞDAN, BAŞDAŞ, BAŞDIH, BAŞDIN, BAŞGAN, BAŞHAN, BAŞINA, BAŞKAN, BAŞKIF, BAŞKOZ, Devamını Oku »»
BAŞAH, BAŞAK, BAŞAL, BAŞAM, BAŞAR, BAŞAT, BAŞAY, BAŞÇI, BAŞDI, BAŞEL, BAŞER, BAŞGA, BAŞĞA, BAŞHA, BAŞIN, BAŞKA, BAŞKİ, BAŞLA, BAŞLI, BAŞLU, BAŞOK, BAŞOL, BAŞOT, BAŞÖZ, BAŞRA, BAŞŞA, BAŞTA, BAŞUŞ
BAŞA
BAŞ
BAŞ
İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız ve benzerleri organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm, kafa, ser. Bir topluluğu yöneten kimse. Başlangıç. Temel, esas. Arazide en yüksek nokta. Bir şeyin genellikle toparlakça ucu. Bir şeyin uçlarından biri. Kasaplık hayvanlarda ve bazı yiyeceklerde adet. Para değiştirirken verilen veya alınan üstelik, sarrafiye. 1. Bir şeyin yakını veya çevresi. "Önem veya yönetim bakımından ileride olan, en önemli, en üstün" anlamlarında birleşik kelimeler yapan bir söz. Güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş derecenin en yükseği. Çıban. Reis. Tane. Dilim: Bi baş pendir ver. İyi, güzel: Benim toklularım hep baştır. Pazartesi. Ölçüde, tartıda tahminin üstünde çıkan kısım. Çıban, yara. Derilere tatbik edilen bir işlem (tabaklıkta). Köselecilikte bir derinin baş tarafı. Bulgur, buğday ve benzerleri kalburlandığı zaman kalburun üstünde kalan in kısım. Baş, başlangıç. Baş, reis. Baş. Üzeri, kendi. Tepe, zirve. Uç. sınır. Nezt, baş ucu. Ön taraf, ön yol. Bağış, hediye. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi. Herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. Sefal, kafa. 3.Bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, DNA içeren kısmı. 4.Miyozinin bir parçası. Fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı. Spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı. Beyni ve duyu organlarını taşıyan vücut parçası. Yağlı güreşte ve karakucakta en büyük boy. reis (bk. başkan.). Dövme ya da darçıkım işleminde, dövme ya da itme işini gören kolun ucu. İlkel topluluklarda görülen, çok az kurumlaşmış olan ve gücü kimi kez aşırı bir başına -buyruk- yönetimin gücü biçimini alan önder tipi. İnsan vücudunun üst, hayvan vücudunun ön ucu, sefalika. Deyiş'in konu ve uyağının ne olduğunu belirten, "doğuş" un halk edebiyatındaki adı. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan üst bölgesi; herhangi bir hayvanın bu kesime karşıt oları bölgesi. Başkan, topluluğu yöneten, komutan. (İnsan ve hayvan sayımında) Tane. Başak. Yara.
BAŞDENETMENLİK
Başdenetmen olma durumu, başmüfettişlik. Başdenetmenin yaptığı iş, başmüfettişlik.
BAŞKONSOLOSLUK
Başkonsolos olma durumu. Başkonsolosun yaptığı iş.
BAŞARILABİLMEK
Başarılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
BAŞKAHRAMANLIK
Başkahraman olma durumu.
BAŞKALAŞTIRMAK
Başka bir duruma getirmek.
BAŞDANIŞMANLIK
Başdanışman olma durumu, başmüşavirlik. Başdanışmanın yaptığı iş, başmüşavirlik.
BAŞANTRENÖRLÜK
Başantrenörcü olma durumu. Başantrenörcünün yaptığı iş.
BAŞMÜZAKERECİLİK
Başmüzakereci olma durumu. Başmüzakerecinin yaptığı iş.
BAŞLATILABİLMEK
Başlatılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
BAŞVURULABİLMEK
Başvurulma imkânı veya olasılığı bulunmak.
BAŞTANKARAGİLLER
Omurgalı hayvanların ötücü kuşlar takımından yüz kadar kuş türünü içine alan geniş bir familya.
BAŞAKPINARTEPE
Kastamonu ilinde, Devrekâni belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
BAŞGARDİYANLIK
Başgardiyan olma durumu. Başgardiyanın yaptığı iş.
BAŞTEKNİSYENLİK
Başteknisyen olma durumu. Başteknisyenin yaptığı iş.
BAŞÖRENDOĞANCILAR
Zonguldak ilinde, Ormanlı nahiyesine bağlı bir bölge.
Bu bölümde tanımı içerisinde BAŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
ACIMA
Acımak durumu. Başka bir kimsenin veya canlının mutsuzluğuna karşı duyulan üzüntü, merhamet.
ABAŞO
Gemiyi baştan veya kıçtan halatla karaya bağlama. Altta, aşağıda bulunan, alttaki.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
ACINMAK
Acıma işine konu olmak. Başkasının hesabına üzülmek, yazıklanmak, yerinmek.
ABAKÜS
Sayı boncuğu. Sütun başlığının üstüne yatay olarak konan ve kenarlarından biraz dışarı taşan taş blok.
AFET
Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.
ADAY
Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.
ACAYİPLEŞMEK
Başkalaşmak, yadırganacak bir duruma gelmek.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AĞAÇÇIK
Taflan gibi dalları dibinden başlayarak çatallanan küçük ağaç.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
ADAKLAMAK
Küçük çocuk yürümeye başlamak.
ACIMAK
Tadı acı duruma gelmek, acılaşmak. Başkasının uğradığı veya uğrayacağı kötü bir duruma üzülmek. Merhamet etmek. Acılı, ağrılı olmak.
ABRAMAK
Fırtınalı havalarda gemiyi ustalıkla yönetmek. Başarmak, bir işi becermek.
ABECE
Alfabe. Başlangıç.
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.
AÇILIŞ
Açılma işi. Yeni bir yapının, yerin veya kuruluşun çalışmaya başlaması, küşat.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
ABORDA
Bir deniz teknesinin başka bir tekneye, bir iskeleye veya bir rıhtıma yanını vererek yanaşması.