Sonu AHA ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "aha" olan, toplam 41 adet kelime bulunmaktadır. Sonu aha ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında aha olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde aha olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

GİRANBAHA

8 harfli kelimeler

MUSAMAHA, KARABAHA, MURABAHA, MÜSAMAHA, YENİYAHA

7 harfli kelimeler

ÇAHÇAHA, KENNAHA, GAHGAHA, DINNAHA, DEYYAHA, DESBAHA, TABBAHA, KAHKAHA, MEZBAHA

6 harfli kelimeler

AFDAHA, MESAHA, İSVAHA, İNNAHA, ISPAHA, HALAHA, PUKAHA, SABAHA, TALAHA, DEDAHA

4 harfli kelimeler

ŞAHA, YAHA, NAHA, GAHA, TAHA, ZAHA, MAHA, KAHA, HAHA, ÇAHA, BAHA, VAHA, SAHA, PAHA, DAHA

Bazı kelimelerin anlamları

AHA

İşte.

MEZBAHA

Kesimevi.

DINNAHA

İşte, orada, karşıda.

KARABAHA

Hayvanların bacaklarında tutukluk yapan bir çeşit hastalık.

ÇAHÇAHA

Değirmende buğdayın bittiğini haber veren bir aygıt.

GİRANBAHA

Pahada ağır, değerli.

DEYYAHA

İşte, orada, şurada.

MUSAMAHA

Müsamaha.

TABBAHA

Toprak tencere.

MÜSAMAHA

Hoşgörü. Görmezlikten gelme, göz yumma.

KENNAHA

Haksız yere.

YENİYAHA

Yeni başlamış, yeni kurulmuş (iş, evlilik ve benzerleri için).

GAHGAHA

Kahkaha.

DESBAHA

Hemen, birdenbire: Hasan Osman'a ağız burun elledi, Osman desbaha gahdı getti.

KAHKAHA

Yüksek sesle gülme.

MURABAHA

Bir malı üzerine kâr koyarak satma. Tefecilik.

  -   -   -  

Anlamında AHA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde AHA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKIN

Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.

AHARLAMAK

Ahar sürmek.

ABARTMAK

Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.

AHARLAMA

Aharlamak işi.

AKŞAMCI

Akşamları içki içme alışkanlığında olan kimse. Çalışmalarını daha yoğun olarak akşam saatlerinde yapan kimse.

AĞIRLAMAK

Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlamak, ikram etmek, izaz etmek.

AKONT

Bir borca karşılık, hesabı daha sonra görülmek üzere yapılmış olan kısmi ödeme.

ALEGORİ

Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme, yerine koyma. Bir sanat eserindeki ögelerin gerçek hayattan bir şeyleri temsil etmesi durumu.

ACENTE

Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.

ALACAK

Bir hesap gereğince daha alınmamış olan para, mal vb. şey, matlup, verecek karşıtı. Alınması gerekli şey.

AKOR

Üç veya daha çok sesin bir arada tınlaması.

AK

Kar, süt vb.nin rengi, beyaz, kara ve siyah karşıtı. Bu renkte olan. Sıkıntısız, rahat. Dürüst. Beyaz leke. Temiz.

ALAN

Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.

AKTAR

Baharat veya güzel kokular satan kimse veya dükkân. İğne, iplik, baharat, zarf, kâğıt, tütün vb. satılan dükkân.

ACI

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

ALACA

Birkaç rengin karışımından oluşan renk, ala. Birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma. Meyvelere, genellikle üzüme düşen ben. Keklik, bıldırcın vb. kuşları avlamak için kullanılan iki renkli bez. Ağaçta ilk olgunlaşan meyve. İki ya da daha çok renkli. Çorum iline bağlı ilçelerden biri.

ABAT

Bayındır. Şen, rahat.

AKSAKAL

Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.

AKPAS

Lahana, turp, şalgam, karnabahar vb. bitkilerin kök dışındaki bütün bölgelerine yerleşebilen, özellikle semizotugillerde karşılaşılan yosunumsu mantar (Albugo candida).

AHARLI

Üzerine ahar sürülmüş olan.