Kelimeler arşivi içinde; başında "şık" olan, toplam 39 adet kelime bulunmaktadır. şık ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu şık ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde şık olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ŞIKLAŞTIRMAK
ŞIKIRDATMAK, ŞIKLAŞTIRMA, ŞIKIRDANLIK, ŞIKINNANMAK
ŞIKIRDATMA, ŞIKIRDAMAK
ŞIKLAŞMAK, ŞIKIRDAMA, ŞIKGIRTIM, ŞIKKILTIM
ŞIKIRDIM, ŞIKILTIM, ŞIKILSIZ, ŞIKIRTMA, ŞIKKIRAK, ŞIKKIRİK, ŞIKDÜŞTÜ, ŞIKDÜŞEN, ŞIKLAŞMA
ŞIKŞIKA, ŞIKŞIKI, ŞIKIRTI, ŞIKALAK, ŞIKIDIM, ŞIKAMAK, ŞIKALET, ŞIKALAT
ŞIKŞIK, ŞIKLIK, ŞIKKAK, ŞIKGAH, ŞIKLAM
ŞIKIL, ŞIKIK, ŞIKKA, ŞIKIZ
ŞIKA
ŞIK
ŞIK
Güzel, zarif, modaya uygun. Güzel, modaya uygun giyinmiş olan. Yerinde, uygun. Seçenek. Şeyh (Kuşu). Türk gölge oyunu tipi. Ortaoyununda buna zampara denir. Zampara da denir Karagöz ve Orta oyunu tipi.
ŞIKLAŞTIRMAK
Şık duruma getirmek, şık olmasını sağlamak.
ŞIKIRDATMAK
Şıkırtılı ses çıkartmak.
ŞIKIRDIM
Hızlı yağmur. Sert, cilalı şey. İki parmağın birbirine çarpılmasından çıkan ses için. Bol, kalabalık, sık. Oynak, kıvrak. Dayalı döşeli. Dolu, çok, yığınla: Elma dalda şıkırdım gibi. Kıvrak oyun havası. İnce bacaklı, yorulmayan kimse.
ŞIKIRDAMA
Şıkırdamak işi.
ŞIKKILTIM
Bol, kalabalık, sık.
ŞIKIRTMA
Arabaya koşulan ikinci çift at.
ŞIKLAŞTIRMA
Şıklaştırmak işi.
ŞIKILSIZ
1.Eğitimsiz. 2.Biçimsiz giyimli.
ŞIKIRDATMA
Şıkırdatmak işi.
ŞIKILTIM
Oynak, kıvrak.
ŞIKLAŞMAK
Şık duruma gelmek, şık olmak.
ŞIKIRDAMAK
Birbirine çarpan metal nesneler şıkırtı sesi çıkarmak. Aydınlanmak, parlamak.
ŞIKGIRTIM
Sık, bitişik dizilmiş (altın, süs eşyası vb.).
ŞIKIRDANLIK
Yağmurlu hava.
ŞIKINNANMAK
Düğümlenmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ŞIK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALGI
Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak. Kazanç, alacak. Rüşvet. Vergi. Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık.
ALIŞIKLIK
Alışık olma durumu.
AĞDALI
Ağdalanmış. Karmaşık. Bilinmeyen kelimelerden, anlaşılması güç sözlerden oluşan (deyiş).
ALTERNATİF
Seçenek. Karşı. Dalgalı. Değişik, farklı. Almaşık.
APİKO
Geminin, zinciri toplayıp demirini kaldırmaya hazır olması. Derli toplu, süslü, şık. Hazır, tetik.
AKKARAMAN
Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.
ALA
Karışık renkli, çok renkli, alaca. Alabalık. Kekliğin boynundaki siyah halka. Açık kestane renginde olan, ela (göz).
AKASMA
Düğün çiçeğigillerden, beyaz çiçek veren, bahçelerde süs çiçeği olarak yetiştirilen, sarmaşık özelliği gösteren bir bitki, yaban asması, orman sarmaşığı, meryemana asması (Clematis vitalba).
ALEV
Yanan maddelerin veya gazların türlü biçimlerdeki ışıklı uzantısı, yalım, yalaz, alaz, şule. Kıvılcım. Aşk ateşi. Sıcaklık. Mızrak uçlarına takılan küçük bayrak, flama.
AMPUL
İçinde, elektrik akımı ile akkor durumuna gelerek ışık verebilen bir iletkeni bulunan, havası boşaltılmış cam şişe. İçinde sıvı durumda ilaç bulunan, kapalı cam tüp.
AKSETMEK
Ses bir yere çarpıp geri dönmek, yankılanmak, yankı vermek. Evirmek, tersine çevirmek. Bir ışık veya bir şekil düz ve parlak bir yüzeye çarpıp orada aynen görünmek, yansımak. Ulaşmak, yayılmak, duyulmak.
ALENGİRLİ
Acayip, tuhaf. Hoş. Karmaşık.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
ANESTEZİ
Canlı vücudunun tümünde veya bir bölgesinde ağrı, ısı, ışık ve dokunma gibi tüm duyuların ortadan kaldırılması, duyu yitimi. Belirli bir sinirin hasarına bağlı olarak vücutta ilgili bölgede ortaya çıkan duyu olmaması.
AĞIL
Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer, arkaç. Hale. Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker.
ANGSTRÖM
Metrenin on milyarda biri değerine eşit olan ışık dalgalarını ölçme birimi.
ANAFOR
Girdap. Yolsuzluk yapılarak elde edilen şey. Karmakarışık bir durum.
ANLAŞILMAZ
Anlaşılması güç olan, bir anlam verilemeyen, karışık, muğlak, tuhaf.
ANTİKOR
Vücuda giren antijenlere karşı oluşan bağışıklık proteini.
AKKOR
Işık saçacak beyazlığa varıncaya kadar ısıtılmış olan.