Kelimeler arşivinde; içinde "şıp" olan, toplam 44 tane kelime bulunuyor. İçerisinde şıp bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu şıp ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında şıp olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ŞIPIRTDAMAH, ŞIPSEVDİLİK, ŞIPIRDATMAK
ŞIPPIDANAK, ŞIPIRDAMAK, KARŞIPINAR, ŞIPIRDIMSU, ŞIPILATMAH
ŞIPIRDAMA, ŞIPIRTTAK, ŞIPIRTDAK
ŞIPTANTI, ŞIPPIDAK, ŞIPNADAK, ŞIPIRDAK, ŞIPILDAK, ŞIPDÜŞTÜ, ŞIPDÜŞEN, ŞIPBILTI, ŞIPBADAK, ŞIPSEVDİ, ŞIPPADAK
ŞIPIDEK, ŞIPŞİBİ, ŞIPŞIPI, ŞIPIDIK, ŞIPIRTI, ŞIPITIK, ŞIPIŞAH, ŞIPIRIK, ŞIPIDAK
ŞIPANA, ŞIPIRT, ŞIPKIN, ŞIPLAK, ŞIPLIK, ŞIPLUK, ŞIPŞAK, ŞIPŞIK, ŞIPŞIP
ŞIPKA, ŞIPÇA, ŞIPIR
ŞIP
ŞIP
Düşen su damlasının çıkardığı ses.
ŞIPNADAK
Çabucak.
ŞIPTANTI
Pekmez tortusu.
ŞIPIRTDAMAH
Birdenbire vurmak, dövmek.
KARŞIPINAR
Tokat ili, İğdir nahiyesine bağlı bir bölge.
ŞIPPIDANAK
Birdenbire.
ŞIPPIDAK
Çabucak. Birdenbire.
ŞIPIRDAMAK
Su vb. ara vermeksizin, damla damla akarken "şıp" sesi çıkarmak.
ŞIPIRDAK
Ayakkabı. Kadınların başlarına taktıkları gümüş paralarla işlenmiş başlık.
ŞIPIRTTAK
Çabucak.
ŞIPILATMAH
Güçlü tokat vurmak. Duyduğu sözü ivedilikle yerine ulaştırmak, söz taşımak.
ŞIPIRTDAK
Çabucak.
ŞIPIRDAMA
Şıpırdamak işi.
ŞIPIRDIMSU
Derinliği bir karışı geçmeyen gölcük.
ŞIPSEVDİLİK
Şıpsevdi olma durumu.
ŞIPIRDATMAK
Yemek yerken ses çıkarmak, şapırdatmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde ŞIP geçen kelimeler listesi verilmiştir.
CEHDETMEK
Çalışıp çabalamak.
ÇATIŞMA
Çatışmak işi. Savaş maksadıyla düşmana karşı ilerleyen bir birliğin karşı tarafın keşif ve güvenlik kollarıyla arasındaki ilk silahlı vuruşma. Türlü yönlerden uzanan kıvrımlı dağ sıralarının, bir yerde dar bir açı ile birbirine yaklaşıp kaynaşması veya düğümlenmesi. Silahlı büyük kavga, arbede.
ÇEPELLENMEK
Çepelli duruma gelmek. Karışıp bozulmak.
DOLU
Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak veya düzensiz biçimli buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü. Çok olan (iş, uğraş, olay vb.). İçi boş olmayan, dolmuş, meşbu, pür, boş karşıtı. İçki doldurulmuş bardak. Boş yeri olmayan, her yeri tutulmuş olan. Boş vakti olmayan, meşgul. İçinde atılacak mermisi bulunan (top, tüfek vb. ateşli silahlar). Tornacılıkta delik açılmamış (gereç). Bir yerde sayıca çok. Bir duygunun güçlü etkisinde olan.
KIYIŞMAK
Karşılıklı sözleşmek, anlaşıp karar vermek. Yüreklilik göstermek, cesaret etmek. Biriyle yarışmaya kalkmak.
GOLFSTRİM
Atlas Okyanusu'nda, Meksika Körfezi'nden başlayarak Britanya ve İskandinavya kıyılarına kadar ulaşıp Avrupa Rusyası'nın kuzey kıyılarına kadar gelen ve Batı Avrupa'nın deniz iklimini yumuşatan sıcak su akıntısı.
ALIKLAŞMAK
Alık duruma gelmek, bir şey karşısında aptallaşıp şaşırmak, şaşkınlaşmak, aptallaşmak.
ÇALYAKA
Yakasına yapışıp sıkıca tutarak.
ÇEVİRME
Çevirmek işi, tedvir. Çevrilmiş, tercüme edilmiş. Uzaktan dolaşıp düşmanın yan gerilerine düşerek onu istemediği bir durumda dövüşmek zorunda bırakma, sarma, muhasara. Kuzu, oğlak vb. hayvanların şişte, kor üzerinde çevrilerek pişirilmişi. Dikenlerden, ağaç dallarından yapılmış duvar. Bir müzik parçasındaki aralığın veya bir cümle parçasının tiz sesini pese, pes sesini tize dönüştürmek işi.
İHTİLAT
Karmaşıklık. Karşılaşıp görüşme.
COŞKU
Genellikle büyük bir istekle ortaya çıkan geçici hayranlık veya heyecan durumu. Bir düşünceyle, bir duyguyla dolarak yücelme, ruhun kendini aşıp yücelmesi, heyecan. Sevinç gösterileriyle beliren güçlü heyecan. Salgı bezleri ve dinamik etkinliklerle kendine özgü ilişkileri bulunan iç veya dış uyaranların kamçıladığı güçlü duygu durumu.
DALAŞ
Kavga, gürültülü bağrışıp çağrışma.
DÖNELEMEK
Dolaşmak, dolaşıp durmak.
ÇİMENTO
Killi kalkerleri özel fırınlarda pişirip ezmekle elde edilen, çamuru çarçabuk katılaşıp sertleşen ve yapılarda harç malzemesi olarak kullanılan kül renginde veya beyaz toz.
DEBELENMEK
Bir acının etkisiyle veya bir baskıdan kurtulmak için çırpınmak. Boşuna uğraşıp durmak. Çırpınmak, tepinmek, kımıldanmak.
ÇAPARIZ
İçinden çıkılamayacak kadar güç olan, karışık iş. Demir zincirlerinin birbirine dolaşıp karışması.
DİDİNTİ
Güçlük içinde ve sürekli olarak çalışıp çabalama, didişme.
ÇAKILDAK
Bir çarkın yalnız bir yöne doğru işlemesine yol verip tersine dönmesini önleyen veya değirmen, su dolabı vb. makinelerin işleyişini çıkardığı sesle kontrole yarayan parça. Koyunların kuyrukları altındaki kıllara yapışıp kuruyan pislik. Elde çevrildikçe gürültülü ses çıkaran, değirmi biçiminde bir çocuk oyuncağı.
ESNEMEK
Uykulu, sıkıntılı veya yorgunluk duyulan bir anda ağzı genişçe açarak soluk alıp vermek. Bir cisim bir etki ile biçim değiştirmek. Bollaşıp genişlemek.
ÇAMUR
Su ile karışıp bulaşır ve içine batılır duruma gelmiş toprak, balçık. Sataşkan, çevresini tedirgin eden, sulu, arsız (kimse). Yapı işlerinde kullanılan çeşitli malzemeden oluşmuş harç.