ŞIL ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "şıl" olan, toplam 41 adet kelime bulunmaktadır. şıl ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu şıl ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde şıl olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

ŞILLIHLANMAK

11 harfli kelimeler

ŞILLAKBÖCEK

9 harfli kelimeler

ŞILLETMEK, ŞILTANMAK

8 harfli kelimeler

ŞILATMAK, ŞILDIRLI, ŞILGINLI, ŞILIKKAN, ŞILDIKLI, ŞILIKMAK, ŞILLAMAK, ŞILARMAK, ŞILTAKÇI, ŞILAPONA

7 harfli kelimeler

ŞILABIK, ŞILIPPO, ŞILKANA, ŞILLIHI, ŞILAVLI, ŞILAPKA, ŞILAMAK

6 harfli kelimeler

ŞILLIH, ŞILLIK, ŞILLAN, ŞILTAH, ŞILTAK, ŞILTİK, ŞILKAK, ŞILGIN, ŞILGAR, ŞILDIR, ŞILDIN, ŞILDIK

5 harfli kelimeler

ŞILIN, ŞILIK, ŞILGI, ŞILGA, ŞILLO, ŞILAR, ŞILAK

3 harfli kelimeler

ŞIL

Bazı kelimelerin anlamları

ŞIL

1.Yaş, yeşil, taze : Bu dalı kesme daha şıldır. 2.Nemli. Çirkin, aşağılık. Çok kötü; çirkin.

ŞILABIK

Işıklı, aydınlık, parlak.

ŞILLAMAK

Parlamak, ışıldamak.

ŞILTAKÇI

Yaygaracı.

ŞILGINLI

Gözünden sürekli yaş akan.

ŞILLAKBÖCEK

Ateşböceği.

ŞILTANMAK

Onurlanmak, yüreklenmek. İnek boğasamak. Yaltaklanmak, sokulmak.

ŞILATMAK

Aydınlatmak, parlatmak.

ŞILLETMEK

Kötü bir davranışı yersiz olarak tekrarlamak; işin tadını kaçırmak.

ŞILARMAK

Işıldamak, parıldamak.

ŞILDIKLI

Eski giysili.

ŞILAPONA

İri damlalarla yağan yağmur.

ŞILIKKAN

Şımarık.

ŞILDIRLI

Kötü giyimli, bakımsız.

ŞILIKMAK

Yaramazlık yapmak.

ŞILLIHLANMAK

Yaranmak istemek.

  -   -   -  

Anlamında ŞIL bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ŞIL geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AĞIRLAMA

Ağırlamak işi, ikram, izaz. Gelin veya güveyi karşılanırken çalınan kıvrak bir hava.

ABANDONE

Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.

ACENTE

Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.

AHLAT

Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yaban armudu, dağ armudu (Pirus piraster). Beden yapısının temelini oluşturan ögeler. Kaba adam, yol iz bilmez kimse. Bitlis iline bağlı ilçelerden biri. Bu ağacın, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. Bir karışım içindeki parçalar, ögeler.

AKPAS

Lahana, turp, şalgam, karnabahar vb. bitkilerin kök dışındaki bütün bölgelerine yerleşebilen, özellikle semizotugillerde karşılaşılan yosunumsu mantar (Albugo candida).

AİDAT

Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti. Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para. Kesenek.

AĞDALI

Ağdalanmış. Karmaşık. Bilinmeyen kelimelerden, anlaşılması güç sözlerden oluşan (deyiş).

ACUBE

Tuhaf kimse. Tuhaf, alışılmadık, garip şey.

AÇIKÇA

Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde, alenen, aşikâre.

AKICI

Akma özelliği olan. Kesintisiz. Kolay anlaşılabilen, okunabilen, anlamca açık (anlatım), selis.

AHRETLİK

Ahret kardeşi olan kadınlardan her biri. Öbür dünyada karşılığı görüleceğine inanarak yapılmış olan (iş veya iyilik). Besleme kız, beslek.

AFOROZ

Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

ACİBE

Görülmemiş, alışılmamış, şaşılacak veya yadırganacak şey.

AFFETMEK

Bağışlamak. Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek. Birinin sorumluluğundaki bir görevden veya işten çıkmasına izin vermek.

AÇIKLAMALI

Birtakım açıklamalarla anlaşılması, öğrenilmesi kolaylaştırılmış, izahlı.

ABANMAK

Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.

AKILLANMAK

Karşılaşılan olayların sonuçlarından yararlanarak davranmak. Uslanmak.

ALAMET

Belirti, işaret, iz, nişan. Büyüklük, irilik bakımından şaşılacak durumda olan nesne.

AKONT

Bir borca karşılık, hesabı daha sonra görülmek üzere yapılmış olan kısmi ödeme.