ŞİP ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "şip" olan, toplam 71 adet kelime bulunmaktadır. şip ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu şip ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde şip olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

ŞİPLANKNOLOJİ, ŞİPLENOMEGALİ

12 harfli kelimeler

ŞİPLANKNİKUS, ŞİPLENOPEKSİ, ŞİPLENEKTOMİ

11 harfli kelimeler

ŞİPİRDİMLİK, ŞİPŞAKÇILIK

10 harfli kelimeler

ŞİPİLDEMEK, ŞİPİNDİRİK, ŞİPİRDEMEK

9 harfli kelimeler

ŞİPLENİUM, ŞİPİRDDEK, ŞİPİLEMEK

8 harfli kelimeler

ŞİPLEMEK, ŞİPPİLİK, ŞİPŞAKÇI, ŞİPKESEN, ŞİPŞALAK, ŞİPŞİRİN, ŞİPİRDEK, ŞİPİNİŞİ, ŞİPTİRME, ŞİPİLDİM, ŞİPİRDİM, ŞİPİLDEK, ŞİPDAMAK, ŞİPDAMLA, ŞİPDELEK, ŞİPDİRİM, ŞİPDUDAK, ŞİPERMEK, ŞİPDÜŞTÜ

7 harfli kelimeler

ŞİPBİDİ, ŞİPPİDİ, ŞİPLİME, ŞİPLEME, ŞİPŞİBİ, ŞİPİTİK, ŞİPŞİPİ, ŞİPİLİK, ŞİPİDEK, ŞİPİDİK, ŞİPİDİG

6 harfli kelimeler

ŞİPİRT, ŞİPŞAK, ŞİPREK, ŞİPÇİK, ŞİPTİK, ŞİPPEK, ŞİPLİN, ŞİPTEN, ŞİPİRD, ŞİPALİ, ŞİPLEK, ŞİPANE, ŞİPANA, ŞİPŞEK, ŞİPŞİP, ŞİPŞİK

5 harfli kelimeler

ŞİPAL, ŞİPLE, ŞİPEK, ŞİPJİ, ŞİPİT, ŞİPER, ŞİPİR, ŞİPİK, ŞİPİL

4 harfli kelimeler

ŞİPE, ŞİPİ

3 harfli kelimeler

ŞİP

Bazı kelimelerin anlamları

ŞİP

Biz. Çabuk. Damlama sesi için. Mersinbalığı cinsinden bir balık. Telli gelin giysisi. 1.Yufka. Kapı ya da pencerelerin üstüne, altına konulan uzun, tek taş. Ekmek yağlama gereci. Tez, çabuk, çevik: Salim çok şip yazıyor. Sabahlık.

ŞİPİRDİMLİK

Sulu çamur.

ŞİPİRDEMEK

Su damlası şıp şıp ses çıkarmak.

ŞİPPİLİK

Geveze, kovucu.

ŞİPLENOMEGALİ

Dalak büyümesi.

ŞİPLEMEK

Sözü, saklanan yere ulaştırmak, kovulamak. Birine yaranmak amacıyla muştulamak. Sözü, olayı ilgili yere, kimseye bildirmek.

ŞİPLANKNOLOJİ

İç organlar bilimi.

ŞİPŞAKÇILIK

Şipşakçının yaptığı iş.

ŞİPİRDDEK

Çabuk.

ŞİPLANKNİKUS

İç organlara ait, iç organla ilişkili.

ŞİPLENOPEKSİ

Dalağın karın duvarına tespit edilmesi ameliyatı.

ŞİPLENEKTOMİ

Dalağın kısmi veya tam olarak ameliyatla çıkarılması.

ŞİPLENİUM

Şişkinlik.

ŞİPİLEMEK

Sözü, saklanan yere ulaştırmak, kovulamak. Birine yaranmak amacıyla muştulamak. Sözü, olayı ilgili yere, kimseye bildirmek.

ŞİPİLDEMEK

Su taşlara çarparak hafif ses çıkarmak.

ŞİPİNDİRİK

Gelini at üstünde götürürken görünmesin diye çevresine çadır gibi gerilen kilim.

  -   -   -  

Anlamında ŞİP bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ŞİP geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BİZ

Çokluk birinci kişiyi gösteren söz. Katı bir şeyi dikerken iğne geçirecek yeri delmek için kullanılan, çelikten yapılmış, sivri uçlu ve ağaç saplı araç, tığ. Ülkemiz sularında yaşayan bir tür mersin balığı, şip (Acipenser nudiventris). Maraş işinde kalın karton parçalarının iğneyi kırmamasını sağlamak ve delik delmek işleminde kullanılmak üzere hazırlanmış tahta saplı, ince sivri uçlu bir çuvaldız türü. Bazen teklik birinci kişi zamiri "ben" yerine kullanılan bir söz.

KAZAYAĞI

Ispanakgillerden, yaprakları kaz ayağına benzeyen bir bitki (Chenopodium). Çok kollu çengel. Çaprazlama yapılmış olan teyel, Hristo teyeli. İki ayrı yolun birleşip tek yol hâline geldiği kavşak. Bu renkte olan. İki ucundan herhangi bir yere bağlanmış bir halatın, başka bir halatla ortasından terazilenmiş durumu. Açık turuncu renk.

ÇABUCAK

Vakit geçirmeden, kısa sürede, aceleten, acilen, alelacele, anında, bir anda, bir çırpıda, birden, bir hamlede, bir koşu, bir lahzada, bir solukta, çabucacık, çabuk, çabukça, çarçabuk, dakikasında, derakap, derhâl, hemen, hemencecik, hemencek, hızla, hızlı, hızlı hızlı, ivedilikle, lahzada, müstacelen, palas pandıras, serian, süratle, şipşak, takkadak, tez beri, tezce, tezelden, yellim yelalim. Kolaylıkla.

SEKEL

Bir hastalıktan sonra yerleşip kalan işlev veya doku bozukluğu.

TEPİŞMEK

Birbirini tepmek. İtişip kakışmak.

KELEBEK

Pul kanatlılardan, vücudu, kanatları ince pullarla ve türlü renklerle örtülü, dört kanatlı, çok sayıda türleri olan böceklere verilen genel ad. Biçim olarak bu böceklere benzeyen. Vida, somun vb. nesnelerde kolayca çevrilmeye yarayan bölüm. Geviş getiren hayvanların karaciğerlerinde yerleşip en çok öd yollarını tıkayan bir cins asalak hayvan. Bu hayvanın neden olduğu hastalık.

ŞİPŞAK

Çabucak. Şipşakçı.

BİRİKİM

Birikme, bir yerde toplanıp yığılma. Biriktirilen mal ya da para. Gözlemler, deneyler sonucu elde edilmiş şeylerin bütünü, deneyim. Bilim veya sanat alanında sahip olunan bilgi, repertuvar. Herhangi bir aşınma sürecinde veya taşıma işi yapılırken alüvyonlu maddelerin bırakılması. Toplumların kültürel varlıklarının gelişip genişlemesi ve uygarlık düzeyinin yükselmesi süreci.

TOMURMAK

Ağacı dibinden kesmek. Ağaç ve asmalarda filiz vermek üzere gözler kabarmak, tomurcuklanmak. Şişip kabarmak.

AYAKLANMAK

Çocuk yürümeye başlamak. Hasta iyileşip yürüyebilir duruma gelmek. Ayağa kalkıp gitmeye davranmak. Toplu bir biçimde zor ve şiddet kullanarak devlet güçlerine karşı gelmek, başkaldırmak, isyan etmek. Uyanmak, uyanıp kalkmak.

YETİŞTİRMEK

Birini, bir şeyi gitmekte veya gitmek üzere olan bir kimse veya şeye ulaştırmak, ulaşmasını sağlamak. Aceleyle ulaştırmak. İletmek, duyurmak. Sağlayıp vermek. Vaktinde hazır olmasını sağlamak, tamamlamak, bitirmek. Yetmesini sağlamak. Birini gerekli bir iş için tam zamanında bir yere götürmek. Söylenmemesi gereken bir şeyi birine hemen söylemek. Üretmek, büyütmek, geliştirmek. Çocuğun gelişip büyümesine özen göstermek. Eğitim, öğrenim sağlamak.

KIZILKURT

At ve eşeklerin kalın bağırsaklarında yerleşip kanlarını emen kırmızı bir kurt.

ŞEHİRLİLEŞMEK

Şehre yerleşip şehir şartlarına uyar duruma gelmek.

TUTUŞMAK

Birbirini tutmak, birbirine ilişip dokunmak. Bir işe başlamak, girişmek. Yanmaya başlamak, ateş almak. Kızarmak, kızıllaşmak. Telaşlanmak.

ÇIKMAK

İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. Yerinden oynamak. Görünür ya da belli bir durumda bulunmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Belirmek, tanınmak. Meydana gelmek. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Gelmek. Giderilmek, yok olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Mal olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Karaya ayak basmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Harcamak zorunda kalmak. Eksilmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yapılmak, yürümek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Piyasaya sürülmek. Oluşmak, olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Bulaşmak. Ay, Güneş görünmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Vermeye katlanmak. Flört etmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Unutmak. Yayımlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak.

ŞİPŞAKÇI

Sokakta fotoğraf çekip beş on dakika içinde hazırlayıp satan fotoğrafçı, şipşak.

PALAZLAMAK

Kuş yavrusu irileşip semirmek. Küçük çocuk gelişmek. Varlığı artmak, zenginlemek.

BAYINDIR

Gelişip güzelleşmesi, hayat şartlarının uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalışılmış olan, bakımlı, imar edilmiş, mamur (yer), abat. İzmir iline bağlı ilçelerden biri. Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri.

ERMEK

Erişmek. Ürün olgunlaşmak. Kendini Tanrı yoluna vermiş kimse insanüstü kutsal bir aşamaya erişmek. Kavuşmak. İnsan veya bitki büyüyüp gelişmek, yetişmek. Yetişip dokunmak.

SÜRMEK

Yönetip yürütmek, sevk etmek. Devam etmek. Zaman geçmek. Oturduğu, bulunduğu yerden, ülkeden ceza olarak başka bir yer ya da ülkeye göndermek, nefyetmek. Herhangi bir durum içinde bulunmak. Bir maddeyi bir yüzey üzerine ince bir tabaka olarak yaymak, dökmek, serpmek. Bitki, ot yetişip ortaya çıkmak, bitmek, yeşermek. Zaman almak. Olmaya devam etmek. Önüne katıp götürmek. Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarmak. Pulluk veya sabanla toprağı işlemek. Bir malı satışa sunmak, piyasaya çıkarmak. Dokundurmak, değdirmek. Uzatmak, ileri doğru itmek. Yasal olmayan yolla piyasaya para çıkarmak.