Kelimeler arşivinde; içinde "şip" olan, toplam 74 tane kelime bulunuyor. İçerisinde şip bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu şip ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında şip olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ŞİPLANKNOLOJİ, ŞİPLENOMEGALİ
ŞİPLANKNİKUS, ŞİPLENEKTOMİ, ŞİPLENOPEKSİ
ŞİPŞAKÇILIK, ŞİPİRDİMLİK
ŞİPİRDEMEK, ŞİPİNDİRİK, ŞİPİLDEMEK
ŞİPLENİUM, ŞİPİRDDEK, ŞİPİLEMEK
ŞİPKESEN, ŞİPŞAKÇI, ŞİPİRDEK, ŞİPŞİRİN, ŞİPİNİŞİ, ŞİPTİRME, ŞİPİRDİM, ŞİPİLDİM, ŞİPİLDEK, ŞİPŞALAK, ŞİPDAMAK, ŞİPPİLİK, ŞİPERMEK, ŞİPLEMEK, ŞİPDÜŞTÜ, ŞİPDUDAK, ŞİPDİRİM, ŞİPDELEK, ŞİPDAMLA
ŞİPPİDİ, ŞİPLEME, ŞİPİTİK, ŞİPŞİBİ, ŞİPLİME, ŞİPŞİPİ, TAŞİPNÖ, ŞİPİDİG, ŞİPBİDİ, ŞİPİDEK, ŞİPİDİK, ŞİPİLİK
ŞİPTİK, ŞİPTEN, KUŞİPİ, ŞİPŞİP, KEMŞİP, ŞİPÇİK, ŞİPŞİK, ŞİPŞEK, ŞİPREK, ŞİPALİ, ŞİPANA, ŞİPPEK, ŞİPLİN, ŞİPŞAK, ŞİPANE, ŞİPİRD, ŞİPLEK, ŞİPİRT
ŞİPEK, ŞİPER, ŞİPAL, ŞİPLE, ŞİPJİ, ŞİPİK, ŞİPİT, ŞİPİL, ŞİPİR
ŞİPE, ŞİPİ
ŞİP
ŞİP
Biz. Çabuk. Damlama sesi için. Mersinbalığı cinsinden bir balık. Telli gelin giysisi. 1.Yufka. Kapı ya da pencerelerin üstüne, altına konulan uzun, tek taş. Ekmek yağlama gereci. Tez, çabuk, çevik: Salim çok şip yazıyor. Sabahlık.
ŞİPİRDİMLİK
Sulu çamur.
ŞİPLENOMEGALİ
Dalak büyümesi.
ŞİPİLDEMEK
Su taşlara çarparak hafif ses çıkarmak.
ŞİPİRDEMEK
Su damlası şıp şıp ses çıkarmak.
ŞİPŞAKÇILIK
Şipşakçının yaptığı iş.
ŞİPLENEKTOMİ
Dalağın kısmi veya tam olarak ameliyatla çıkarılması.
ŞİPLANKNİKUS
İç organlara ait, iç organla ilişkili.
ŞİPİRDDEK
Çabuk.
ŞİPŞAKÇI
Sokakta fotoğraf çekip beş on dakika içinde hazırlayıp satan fotoğrafçı, şipşak.
ŞİPLENİUM
Şişkinlik.
ŞİPLANKNOLOJİ
İç organlar bilimi.
ŞİPKESEN
Bağ testeresi.
ŞİPLENOPEKSİ
Dalağın karın duvarına tespit edilmesi ameliyatı.
ŞİPİNDİRİK
Gelini at üstünde götürürken görünmesin diye çevresine çadır gibi gerilen kilim.
ŞİPİLEMEK
Sözü, saklanan yere ulaştırmak, kovulamak. Birine yaranmak amacıyla muştulamak. Sözü, olayı ilgili yere, kimseye bildirmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ŞİP geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇABUCAK
Vakit geçirmeden, kısa sürede, aceleten, acilen, alelacele, anında, bir anda, bir çırpıda, birden, bir hamlede, bir koşu, bir lahzada, bir solukta, çabucacık, çabuk, çabukça, çarçabuk, dakikasında, derakap, derhâl, hemen, hemencecik, hemencek, hızla, hızlı, hızlı hızlı, ivedilikle, lahzada, müstacelen, palas pandıras, serian, süratle, şipşak, takkadak, tez beri, tezce, tezelden, yellim yelalim. Kolaylıkla.
TEPİŞMEK
Birbirini tepmek. İtişip kakışmak.
ÇIKMAK
İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. Yerinden oynamak. Görünür ya da belli bir durumda bulunmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Belirmek, tanınmak. Meydana gelmek. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Gelmek. Giderilmek, yok olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Mal olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Karaya ayak basmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Harcamak zorunda kalmak. Eksilmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yapılmak, yürümek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Piyasaya sürülmek. Oluşmak, olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Bulaşmak. Ay, Güneş görünmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Vermeye katlanmak. Flört etmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Unutmak. Yayımlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak.
BİZ
Çokluk birinci kişiyi gösteren söz. Katı bir şeyi dikerken iğne geçirecek yeri delmek için kullanılan, çelikten yapılmış, sivri uçlu ve ağaç saplı araç, tığ. Ülkemiz sularında yaşayan bir tür mersin balığı, şip (Acipenser nudiventris). Maraş işinde kalın karton parçalarının iğneyi kırmamasını sağlamak ve delik delmek işleminde kullanılmak üzere hazırlanmış tahta saplı, ince sivri uçlu bir çuvaldız türü. Bazen teklik birinci kişi zamiri "ben" yerine kullanılan bir söz.
PALAZLAMAK
Kuş yavrusu irileşip semirmek. Küçük çocuk gelişmek. Varlığı artmak, zenginlemek.
TUTUŞMAK
Birbirini tutmak, birbirine ilişip dokunmak. Bir işe başlamak, girişmek. Yanmaya başlamak, ateş almak. Kızarmak, kızıllaşmak. Telaşlanmak.
ŞİPŞAK
Çabucak. Şipşakçı.
ERMEK
Erişmek. Ürün olgunlaşmak. Kendini Tanrı yoluna vermiş kimse insanüstü kutsal bir aşamaya erişmek. Kavuşmak. İnsan veya bitki büyüyüp gelişmek, yetişmek. Yetişip dokunmak.
BAYINDIR
Gelişip güzelleşmesi, hayat şartlarının uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalışılmış olan, bakımlı, imar edilmiş, mamur (yer), abat. İzmir iline bağlı ilçelerden biri. Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri.
SEKEL
Bir hastalıktan sonra yerleşip kalan işlev veya doku bozukluğu.
SÜRMEK
Yönetip yürütmek, sevk etmek. Devam etmek. Zaman geçmek. Oturduğu, bulunduğu yerden, ülkeden ceza olarak başka bir yer ya da ülkeye göndermek, nefyetmek. Herhangi bir durum içinde bulunmak. Bir maddeyi bir yüzey üzerine ince bir tabaka olarak yaymak, dökmek, serpmek. Bitki, ot yetişip ortaya çıkmak, bitmek, yeşermek. Zaman almak. Olmaya devam etmek. Önüne katıp götürmek. Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarmak. Pulluk veya sabanla toprağı işlemek. Bir malı satışa sunmak, piyasaya çıkarmak. Dokundurmak, değdirmek. Uzatmak, ileri doğru itmek. Yasal olmayan yolla piyasaya para çıkarmak.
TOMURMAK
Ağacı dibinden kesmek. Ağaç ve asmalarda filiz vermek üzere gözler kabarmak, tomurcuklanmak. Şişip kabarmak.
KAZAYAĞI
Ispanakgillerden, yaprakları kaz ayağına benzeyen bir bitki (Chenopodium). Çok kollu çengel. Çaprazlama yapılmış olan teyel, Hristo teyeli. İki ayrı yolun birleşip tek yol hâline geldiği kavşak. Bu renkte olan. İki ucundan herhangi bir yere bağlanmış bir halatın, başka bir halatla ortasından terazilenmiş durumu. Açık turuncu renk.
KIZILKURT
At ve eşeklerin kalın bağırsaklarında yerleşip kanlarını emen kırmızı bir kurt.
KELEBEK
Pul kanatlılardan, vücudu, kanatları ince pullarla ve türlü renklerle örtülü, dört kanatlı, çok sayıda türleri olan böceklere verilen genel ad. Biçim olarak bu böceklere benzeyen. Vida, somun vb. nesnelerde kolayca çevrilmeye yarayan bölüm. Geviş getiren hayvanların karaciğerlerinde yerleşip en çok öd yollarını tıkayan bir cins asalak hayvan. Bu hayvanın neden olduğu hastalık.
AYAKLANMAK
Çocuk yürümeye başlamak. Hasta iyileşip yürüyebilir duruma gelmek. Ayağa kalkıp gitmeye davranmak. Toplu bir biçimde zor ve şiddet kullanarak devlet güçlerine karşı gelmek, başkaldırmak, isyan etmek. Uyanmak, uyanıp kalkmak.
ADNAN
Bir yere yerleşip ikamet eden, mukim.
BİRİKİM
Birikme, bir yerde toplanıp yığılma. Biriktirilen mal ya da para. Gözlemler, deneyler sonucu elde edilmiş şeylerin bütünü, deneyim. Bilim veya sanat alanında sahip olunan bilgi, repertuvar. Herhangi bir aşınma sürecinde veya taşıma işi yapılırken alüvyonlu maddelerin bırakılması. Toplumların kültürel varlıklarının gelişip genişlemesi ve uygarlık düzeyinin yükselmesi süreci.
ŞEHİRLİLEŞMEK
Şehre yerleşip şehir şartlarına uyar duruma gelmek.
YETİŞTİRMEK
Birini, bir şeyi gitmekte veya gitmek üzere olan bir kimse veya şeye ulaştırmak, ulaşmasını sağlamak. Aceleyle ulaştırmak. İletmek, duyurmak. Sağlayıp vermek. Vaktinde hazır olmasını sağlamak, tamamlamak, bitirmek. Yetmesini sağlamak. Birini gerekli bir iş için tam zamanında bir yere götürmek. Söylenmemesi gereken bir şeyi birine hemen söylemek. Üretmek, büyütmek, geliştirmek. Çocuğun gelişip büyümesine özen göstermek. Eğitim, öğrenim sağlamak.