Kelimeler arşivi içinde; başında "şik" olan, toplam 40 adet kelime bulunmaktadır. şik ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu şik ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde şik olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ŞİKAYETÇİLİK
ŞİKEMPERVER, ŞİKARLANMAK, ŞİKATLANMAK, ŞİKAYETNAME
ŞİKİBATSIZ, ŞİKİRDAKLI
ŞİKLETSİZ, ŞİKAYETÇİ
ŞİKİRSÜZ, ŞİKİLSİZ, ŞİKİRSİZ, ŞİKLEMEK, ŞİKARACI
ŞİKESDA, ŞİKILOR, ŞİKESİZ, ŞİKESTE, ŞİKERTE, ŞİKİLCİ, ŞİKAYET, ŞİKARTA
ŞİKLET, ŞİKLOR, ŞİKŞAK, ŞİKELİ, ŞİKARA
ŞİKGE, ŞİKEZ, ŞİKİL, ŞİKEN, ŞİKİR, ŞİKAZ, ŞİKAV, ŞİKKE, ŞİKAT, ŞİKAR, ŞİKAK
ŞİK
Us.
ŞİKİRSÜZ
Sevimsiz, kılıksız, yakışıksız.
ŞİKİBATSIZ
Sevimsiz, kılıksız, yakışıksız.
ŞİKAYETNAME
Bir görevlinin, yanlış ve kötü hareketleriyle davranışlarını ilgili ve yetkili makama bildiren yazı, şikâyet mektubu.
ŞİKLETSİZ
Sevimsiz, kılıksız, yakışıksız.
ŞİKARLANMAK
Nazlanmak.
ŞİKEMPERVER
Boğazına düşkün.
ŞİKİRSİZ
Sevimsiz, kılıksız, yakışıksız. Sevimsiz, kılıksız.
ŞİKAYETÇİLİK
Şikâyetçi olma durumu.
ŞİKARACI
Küçük çiftçi.
ŞİKAYETÇİ
Sızlanan, sızıltısı olan, yakınan, şikâyet eden. yakınıcı.
ŞİKLEMEK
Batırmak, saplamak.
ŞİKATLANMAK
Yakınmak, sızlanmak.
ŞİKESDA
Kırgın.
ŞİKİLSİZ
Sevimsiz, kılıksız, yakışıksız.
ŞİKİRDAKLI
İçindeki çekirdekleri oynayan uzun bir çeşit elma.
Bu bölümde tanımı içerisinde ŞİK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AMİT
Amonyağın hidrojeni yerine bir asit kökünün geçmesiyle oluşan birleşiklerin sınıf adı.
AMBALE
"Birini düşünemez duruma getirmek, çok yormak, fazla gaz vererek otomobili çalışamaz duruma getirmek" anlamlarındaki ambale etmek ve "çok yorulup iş göremez, düşünemez duruma gelmek" anlamındaki ambale olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz.
ACEMBUSELİK
Klasik Türk müziğinde kullanılan birleşik bir makam.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
ACEMKÜRDİ
Klasik Türk müziğinde birleşik bir makam.
AFİŞE
"Açığa vurmak, belirtmek; duyurmak, dile düşürmek, reklam etmek; açıklamak" anlamlarındaki afişe etmek, "bir kimse bilinmeyen bir yönüyle tanınmak" anlamındaki afişe olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz. Açıklanmış.
ARABANKÜRDİ
Klasik Türk müziğinde az kullanılmış birleşik bir makam.
AMERİKANCA
Amerika Birleşik Devletleri'nde kullanılan İngilizce, Amerikan İngilizcesi. Bu dille yazılmış olan.
AKARLAR
Gövdeleri halkasız, başları göğüsle birleşik, ağız yapıları ısırıcı, sokucu veya emici örümceğimsiler takımı.
ALTERNATİF
Seçenek. Karşı. Dalgalı. Değişik, farklı. Almaşık.
ANGAJE
"Bağlamak" anlamındaki angaje etmek, "bağlanmak" anlamındaki angaje olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz.
AMERİKALI
Amerika Birleşik Devletleri halkından olan kimse.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AJİTE
"Körüklemek; duygu sömürüsü yapmak" anlamlarındaki ajite etmek birleşik fiilinde ve "çırpıntıya uğramak" anlamındaki ajite olmak teriminde geçen bir söz.
AİT
İlgilendiren, ilişkin, ilişik, ilgili.
ARABESK
Arap müziğini andıran, genellikle karamsarlığı konu edinen bir müzik türü. Girişik bezeme.
AÇIKÇA
Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde, alenen, aşikâre.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
ANSİKLOPEDİCİ
Değişik alanlardaki bilgileri sistemli bir yöntemle bir araya getiren veya toplayan kimse, ansiklopedist.
ALMAŞ
İki veya daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışması, keşikleme, münavebe. Birinin doğru olması ötekinin yanlışlığını gerektiren iki önermenin oluşturduğu sistem.