Kelimeler arşivi içinde; sonunda "şif" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. Sonu şif ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında şif olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde şif olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ŞİF
Pamuk kozası. Şırası alınmış üzüm posası. 1.Şırası alınmış üzüm posası. 2.Sebze, meyve posası. 3.Pamuktan ayrılmış kabuk. 1.Tarla içinde biriken su. 2.Sel suyu. 3.İçinde az su bulunan otlu ark, dere. Soğan, sarmısak, pırasa gibi bitkilerde çiçek sapı. Kapı eşiği, pencere kıyısı. Tane (genellikle üzüm için). İçinde biraz su bulunan sazlık veya tarla.
PAŞİF
Sahur.
ERİŞİF
Cin, peri.
KEŞİF
Ortaya çıkarma, meydana çıkarma. Var olduğu bilinmeyen bir şeyin ortaya çıkarılması. Gizli olan bir şey hakkında geniş bilgi edinme. Bir şeyin olacağını önceden anlama, sezme, tahmin. Bir olay veya durumun oluş nedenlerini anlayabilmek için yerinde inceleme yapma.
ŞİFŞİF
Oynak, canlı, kıpır kıpır.
KAŞİF
Var olan ancak bilinmeyen bir şeyi bulan, ortaya çıkaran kimse, bulucu. Bulan, keşfeden, bulucu.
Bu bölümde tanımı içerisinde ŞİF geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KALKINMA
Kalkınmak işi. İyileşme, şifa bulma.
ŞİFLEME
Şiflemek işi.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.
KEŞŞAF
Bilinmeyen çok önemli bir şeyi keşfeden. İzci. Keşif kolu.
KRİPTOLOJİ
Gizli yazılar, şifreli belgeler bilimi veya incelemesi.
SKAVUT
Çok hızlı gidebilen bir tür keşif gemisi.
SÖZLÜ
Sözle, konuşma biçiminde yapılan, şifahi, yazılı karşıtı. Evlenmek için birbirine söz vermiş olan kimse, yavuklu.
NEFES
Soluk. Şifa amacıyla hastaya okunan dua. Bektaşi ve Alevilerin görüş ve düşüncelerini belirtmek için yazılmış şiir. Sigara, pipo içilirken içe çekilen duman. Canlılık, hayat belirtisi.
ŞİFASIZ
Şifası olmayan.
ÇÖZÜCÜ
Başka bir maddeyi çözme özelliği olan şey. Elektronik alıcılar için şifre veya bilgi çözücü, dekoder.
KOD
Harf. Şifre.
ŞİFRECİLİK
Şifreci olma durumu.
NEKAHETHANE
Şifa yurdu, dinlenme yurdu.
ONMAK
Daha iyi bir duruma girmek, salah bulmak. Hastalıktan, dertten kurtulmak, şifa bulmak, felah bulmak, iflah olmak. Eksiği kalmayıp gönül ferahlığına ermek, mutlu olmak, mesut olmak.
BULUCU
Kâşif. Dedektör.
İCATÇI
İcat eden, bulan kimse, kâşif, bulucu.
KIRLANGIÇ
Kırlangıçgillerden, geniş gagalı, çatal kuyruklu, ince uzun kanatlı, küçük göçebe kuş (Hirundo). Köyleri dolaşarak göz hastalıklarını ve özellikle akbasmayı iyi ettiğini öne süren sahte hekim. Öküz arabasında arka dingil ve tekerlekleri özeğe bağlayan çatal ağaç. Osmanlı donanmasında yer alan, karakol ve keşif işlerinde kullanılan, yelkenli ve kürekli küçük bir tür savaş gemisi.
HÜCUMBOT
Görevi saldırmak olan, torpidolarla donatılmış, keşif ve karakol görevlerini de yapan, çok hızlı, küçük savaş gemisi.
ÇATIŞMA
Çatışmak işi. Savaş maksadıyla düşmana karşı ilerleyen bir birliğin karşı tarafın keşif ve güvenlik kollarıyla arasındaki ilk silahlı vuruşma. Türlü yönlerden uzanan kıvrımlı dağ sıralarının, bir yerde dar bir açı ile birbirine yaklaşıp kaynaşması veya düğümlenmesi. Silahlı büyük kavga, arbede.
ŞİFRECİ
Metinleri şifreleyen kimse. Şifreli bir metni çözen kimse.