Kelimeler arşivi içinde; başında "şif" olan, toplam 30 adet kelime bulunmaktadır. şif ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu şif ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde şif olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ŞİFŞİRLEMEK
ŞİFRELEMEK, ŞİFRECİLİK
ŞİFRELEME, ŞİFŞİRMEK
ŞİFTİRİK, ŞİFAHANE, ŞİFLEMEK, ŞİFONYER
ŞİFAHEN, ŞİFASIZ, ŞİFRECİ, ŞİFEMEK, ŞİFRELİ, ŞİFLEME
ŞİFAHİ, ŞİFRET, ŞİFŞİF, ŞİFŞİT, ŞİFALI
ŞİFTE, ŞİFON, ŞİFRE, ŞİFER, ŞİFEN, ŞİFAN
ŞİFİ, ŞİFE, ŞİFA
ŞİF
Pamuk kozası. Şırası alınmış üzüm posası. 1.Şırası alınmış üzüm posası. 2.Sebze, meyve posası. 3.Pamuktan ayrılmış kabuk. 1.Tarla içinde biriken su. 2.Sel suyu. 3.İçinde az su bulunan otlu ark, dere. Soğan, sarmısak, pırasa gibi bitkilerde çiçek sapı. Kapı eşiği, pencere kıyısı. Tane (genellikle üzüm için). İçinde biraz su bulunan sazlık veya tarla.
ŞİFAHANE
Hastane.
ŞİFRECİ
Metinleri şifreleyen kimse. Şifreli bir metni çözen kimse.
ŞİFRELİ
Şifresi olan. Ancak şifresi çözüldüğünde açılabilen. Şifre ile yazılmış.
ŞİFONYER
Çekmecelerine çamaşır konulan dolap.
ŞİFRELEME
Şifrelemek işi.
ŞİFRELEMEK
Bir metni şifreli duruma getirmek.
ŞİFLEME
Şiflemek işi.
ŞİFEMEK
Huyuna göre davranmak(Çayağzı).
ŞİFTİRİK
Gereksiz konuşan, geveze. Her olaya giren ya da ilgilenen kimse.
ŞİFŞİRMEK
Sözü, olayı gizlice ilgili yere ya da kimseye bildirmek.
ŞİFŞİRLEMEK
Sözü, olayı gizlice ilgili yere ya da kimseye bildirmek. Sözü, olayı ilgili yere, kimseye bildirmek.
ŞİFASIZ
Şifası olmayan.
ŞİFRECİLİK
Şifreci olma durumu.
ŞİFLEMEK
Pamuğu kozasından ayırmak. Mısırı koçanından ayırmak.
ŞİFAHEN
Ağızdan, sözle söyleyerek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ŞİF geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÖDEGEÇ
Belli bir miktara kadar yapılacak ödemelerde imza ve şifre gerektirmeden kartla ödeme yapma işlemi.
ÇATIŞMA
Çatışmak işi. Savaş maksadıyla düşmana karşı ilerleyen bir birliğin karşı tarafın keşif ve güvenlik kollarıyla arasındaki ilk silahlı vuruşma. Türlü yönlerden uzanan kıvrımlı dağ sıralarının, bir yerde dar bir açı ile birbirine yaklaşıp kaynaşması veya düğümlenmesi. Silahlı büyük kavga, arbede.
NEFES
Soluk. Şifa amacıyla hastaya okunan dua. Bektaşi ve Alevilerin görüş ve düşüncelerini belirtmek için yazılmış şiir. Sigara, pipo içilirken içe çekilen duman. Canlılık, hayat belirtisi.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.
NEKAHETHANE
Şifa yurdu, dinlenme yurdu.
CÖFER
Güç, kuvvet. Çalışkan. Evliya ve ermişlerin mezarlarından şifa için alınmış toprak. Öz, yaradılış.
HÜCUMBOT
Görevi saldırmak olan, torpidolarla donatılmış, keşif ve karakol görevlerini de yapan, çok hızlı, küçük savaş gemisi.
BULUCU
Kâşif. Dedektör.
KIRLANGIÇ
Kırlangıçgillerden, geniş gagalı, çatal kuyruklu, ince uzun kanatlı, küçük göçebe kuş (Hirundo). Köyleri dolaşarak göz hastalıklarını ve özellikle akbasmayı iyi ettiğini öne süren sahte hekim. Öküz arabasında arka dingil ve tekerlekleri özeğe bağlayan çatal ağaç. Osmanlı donanmasında yer alan, karakol ve keşif işlerinde kullanılan, yelkenli ve kürekli küçük bir tür savaş gemisi.
SÖZLÜ
Sözle, konuşma biçiminde yapılan, şifahi, yazılı karşıtı. Evlenmek için birbirine söz vermiş olan kimse, yavuklu.
DERAMET
Kuvvet, kudret, güç: Bağa gitmeye derametim yok. Çare, şifa. Hazırlık, sağlama, toplama. Yardım.
ONMAK
Daha iyi bir duruma girmek, salah bulmak. Hastalıktan, dertten kurtulmak, şifa bulmak, felah bulmak, iflah olmak. Eksiği kalmayıp gönül ferahlığına ermek, mutlu olmak, mesut olmak.
KEŞŞAF
Bilinmeyen çok önemli bir şeyi keşfeden. İzci. Keşif kolu.
ÇÖZÜCÜ
Başka bir maddeyi çözme özelliği olan şey. Elektronik alıcılar için şifre veya bilgi çözücü, dekoder.
KRİPTOLOJİ
Gizli yazılar, şifreli belgeler bilimi veya incelemesi.
KALKINMA
Kalkınmak işi. İyileşme, şifa bulma.
CÖHER
Güç, kuvvet. Evliya ve ermişlerin mezarlarından şifa için alınmış toprak. Limon tuzu. Öz, yaradılış. Kuvvetli ses.
SKAVUT
Çok hızlı gidebilen bir tür keşif gemisi.
İCATÇI
İcat eden, bulan kimse, kâşif, bulucu.
KOD
Harf. Şifre.