Kelimeler arşivinde; içinde "şif" olan, toplam 40 tane kelime bulunuyor. İçerisinde şif bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu şif ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında şif olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
TAŞİFİLAKSİ, ŞİFŞİRLEMEK
KİŞİFLEMEK, ŞİFRELEMEK, ŞİFRECİLİK
DARÜŞŞİFA, ŞİFŞİRMEK, ŞİFRELEME
ŞİFAHANE, ŞİFTİRİK, ŞİFLEMEK, ŞİFONYER
DEŞİFRE, ŞİFEMEK, ŞİFRELİ, ŞİFRECİ, ŞİFAHEN, ŞİFLEME, ŞİFASIZ
ERİŞİF, KAŞİFE, NAŞİFE, ŞİFŞİT, ŞİFAHİ, ŞİFALI, ŞİFŞİF, ŞİFRET
ŞİFRE, ŞİFTE, ŞİFON, ŞİFER, ŞİFEN, ŞİFAN, PAŞİF, KEŞİF, KAŞİF
ŞİF
Pamuk kozası. Şırası alınmış üzüm posası. 1.Şırası alınmış üzüm posası. 2.Sebze, meyve posası. 3.Pamuktan ayrılmış kabuk. 1.Tarla içinde biriken su. 2.Sel suyu. 3.İçinde az su bulunan otlu ark, dere. Soğan, sarmısak, pırasa gibi bitkilerde çiçek sapı. Kapı eşiği, pencere kıyısı. Tane (genellikle üzüm için). İçinde biraz su bulunan sazlık veya tarla.
ŞİFTİRİK
Gereksiz konuşan, geveze. Her olaya giren ya da ilgilenen kimse.
ŞİFRECİLİK
Şifreci olma durumu.
ŞİFLEMEK
Pamuğu kozasından ayırmak. Mısırı koçanından ayırmak.
ŞİFEMEK
Huyuna göre davranmak(Çayağzı).
ŞİFAHANE
Hastane.
ŞİFŞİRLEMEK
Sözü, olayı gizlice ilgili yere ya da kimseye bildirmek. Sözü, olayı ilgili yere, kimseye bildirmek.
DEŞİFRE
Çözülmüş, açıklanmış.
ŞİFRELEMEK
Bir metni şifreli duruma getirmek.
ŞİFRELEME
Şifrelemek işi.
ŞİFONYER
Çekmecelerine çamaşır konulan dolap.
ŞİFRELİ
Şifresi olan. Ancak şifresi çözüldüğünde açılabilen. Şifre ile yazılmış.
TAŞİFİLAKSİ
İlaçlara karşı çok çabuk gelişen tolerans olayı.
ŞİFŞİRMEK
Sözü, olayı gizlice ilgili yere ya da kimseye bildirmek.
DARÜŞŞİFA
Sağlık yurdu.
KİŞİFLEMEK
Sezdirmeden birinin davranışlarını izlemek, gözetlemek. Birini kötülemek, suçlamak, çekiştirmek. Bulmak. İnsan ya da hayvanı kavgaya kışkırtmak. Sezdirmeden birini izlemek, gözetlemek. Arapça kökenli keşif: Gizliden gözetlemek, sezdirmeden izlemek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ŞİF geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KOD
Harf. Şifre.
ŞİFRECİ
Metinleri şifreleyen kimse. Şifreli bir metni çözen kimse.
BULUCU
Kâşif. Dedektör.
HÜCUMBOT
Görevi saldırmak olan, torpidolarla donatılmış, keşif ve karakol görevlerini de yapan, çok hızlı, küçük savaş gemisi.
KEŞŞAF
Bilinmeyen çok önemli bir şeyi keşfeden. İzci. Keşif kolu.
KIRLANGIÇ
Kırlangıçgillerden, geniş gagalı, çatal kuyruklu, ince uzun kanatlı, küçük göçebe kuş (Hirundo). Köyleri dolaşarak göz hastalıklarını ve özellikle akbasmayı iyi ettiğini öne süren sahte hekim. Öküz arabasında arka dingil ve tekerlekleri özeğe bağlayan çatal ağaç. Osmanlı donanmasında yer alan, karakol ve keşif işlerinde kullanılan, yelkenli ve kürekli küçük bir tür savaş gemisi.
ÖDEGEÇ
Belli bir miktara kadar yapılacak ödemelerde imza ve şifre gerektirmeden kartla ödeme yapma işlemi.
ŞİFASIZ
Şifası olmayan.
ŞİFLEME
Şiflemek işi.
NEFES
Soluk. Şifa amacıyla hastaya okunan dua. Bektaşi ve Alevilerin görüş ve düşüncelerini belirtmek için yazılmış şiir. Sigara, pipo içilirken içe çekilen duman. Canlılık, hayat belirtisi.
ONMAK
Daha iyi bir duruma girmek, salah bulmak. Hastalıktan, dertten kurtulmak, şifa bulmak, felah bulmak, iflah olmak. Eksiği kalmayıp gönül ferahlığına ermek, mutlu olmak, mesut olmak.
SKAVUT
Çok hızlı gidebilen bir tür keşif gemisi.
İCATÇI
İcat eden, bulan kimse, kâşif, bulucu.
SÖZLÜ
Sözle, konuşma biçiminde yapılan, şifahi, yazılı karşıtı. Evlenmek için birbirine söz vermiş olan kimse, yavuklu.
ÇÖZÜCÜ
Başka bir maddeyi çözme özelliği olan şey. Elektronik alıcılar için şifre veya bilgi çözücü, dekoder.
KRİPTOLOJİ
Gizli yazılar, şifreli belgeler bilimi veya incelemesi.
ÇATIŞMA
Çatışmak işi. Savaş maksadıyla düşmana karşı ilerleyen bir birliğin karşı tarafın keşif ve güvenlik kollarıyla arasındaki ilk silahlı vuruşma. Türlü yönlerden uzanan kıvrımlı dağ sıralarının, bir yerde dar bir açı ile birbirine yaklaşıp kaynaşması veya düğümlenmesi. Silahlı büyük kavga, arbede.
KALKINMA
Kalkınmak işi. İyileşme, şifa bulma.
NEKAHETHANE
Şifa yurdu, dinlenme yurdu.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.