ŞEK ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "şek" olan, toplam 80 adet kelime bulunmaktadır. şek ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu şek ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde şek olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

ŞEKİLLENDİRİLMEK

15 harfli kelimeler

ŞEKİLLENDİRİLME

14 harfli kelimeler

ŞEKERLEMECİLİK, ŞEKERLENDİRMEK, ŞEKİLLENDİRMEK, ŞEKERLEŞTİRMEK

13 harfli kelimeler

ŞEKERCİBOYASI, ŞEKERLENDİRME, ŞEKERLEŞTİRME, ŞEKİLLENDİRME

12 harfli kelimeler

ŞEKERGÜBRESİ

11 harfli kelimeler

ŞEKERBÖREĞİ, ŞEKİLLENMEK, ŞEKERLEŞMEK, ŞEKERHACILI, ŞEKERLENMEK, ŞEKİLLEŞMEK, ŞEKİLPEREST, ŞEKİLSİZLİK, ŞEKERLEMECİ, ŞEKİLDAŞLIK

10 harfli kelimeler

ŞEKERLİREK, ŞEKİLCİLİK, ŞEKERPINAR, ŞEKERLEŞME, ŞEKERLENME, ŞEKİLLENİŞ, ŞEKİLLENME, ŞEKERCİLİK, ŞEKİLLEŞME, ŞEKERBULAK, ŞEKERLEMEK

9 harfli kelimeler

ŞEKERBAŞI, ŞEKERPARE, ŞEKERÖREN, ŞEKEROLUK, ŞEKERRENK, ŞEKERDERE, ŞEKERLEME

8 harfli kelimeler

ŞEKERSİZ, ŞEKİLSİZ, ŞEKŞERİM, ŞEKİLDAŞ, ŞEKERNAZ, ŞEKEROBA, ŞEKERBEY, ŞEKERLİK, ŞEKERİPİ, ŞEKERKÖY

7 harfli kelimeler

ŞEKİLLİ, ŞEKVACI, ŞEKİLCİ, ŞEKAVET, ŞEKERCE, ŞEKERCİ, ŞEKERİM, ŞEKERLİ, ŞEKERSU

6 harfli kelimeler

ŞEKERİ, ŞEKERE, ŞEKİBE, ŞEKURE, ŞEKİME, ŞEKLEN, ŞEKKAL

5 harfli kelimeler

ŞEKVA, ŞEKUR, ŞEKAL, ŞEKİL, ŞEKLİ, ŞEKKE, ŞEKİR, ŞEKİP, ŞEKAR, ŞEKEL, ŞEKER, ŞEKİK

4 harfli kelimeler

ŞEKL, ŞEKE

3 harfli kelimeler

ŞEK

Bazı kelimelerin anlamları

ŞEK

Şüphe. Aşık kemiğinin dar, düz yanı. Uğursuz. Ters, geçimsiz. İnce bağırsak. İstek. Alınyazısı, şans. Ters: Ne şek adam. Şüphe ile birlikte kullanılıp anlamı pekiştirir: Senin şek şüpen var mı ki?. Kadınların başlarına örtündükleri tülbent. (Hassa Hatay).

ŞEKERHACILI

Çorum şehri, Sungurlu ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

ŞEKİLLENDİRME

Biçimlendirme.

ŞEKERCİBOYASI

Şekerciboyasıgillerden, kökü iç sürdürücü olarak kullanılan, 2-3 metre yüksekliğinde, üzümsü meyvesinden şarapları boyamak için kırmızı boya çıkarılan çok yıllık bir bitki, Amerikan üzümü (Phytolacca americana).

ŞEKERLEŞMEK

Nişastalı ve selülozlu maddeler, enzimlerin veya inorganik asitlerin etkisiyle mayalanabilir şekerler durumuna dönüşmek. Bir kimse sevimli, hoşa gidecek bir duruma gelmek.

ŞEKİLLENMEK

Biçimlenmek.

ŞEKERBÖREĞİ

Un kurabiyesi.

ŞEKERLENDİRME

Şekerlendirmek işi.

ŞEKERLEŞTİRME

Şekerleştirmek durumu.

ŞEKİLLENDİRİLME

Biçimlendirilme.

ŞEKERLEŞTİRMEK

Şekerli duruma getirmek.

ŞEKERGÜBRESİ

Dabakların deri temizlemekte kullandıkları madde. (Yalvaç-Isparta).

ŞEKİLLENDİRİLMEK

Biçimlendirilmek.

ŞEKERLENDİRMEK

Şekerlenme işini yaptırmak.

ŞEKERLEMECİLİK

Şekerlemecinin işi veya mesleği.

ŞEKİLLENDİRMEK

Biçimlendirmek.

  -   -   -  

Anlamında ŞEK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ŞEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AĞDACI

Şeker, tatlı ve helva yapımında ağda hazırlayan işçi. Ağda ile vücuttaki fazla tüyleri veya kılları temizlemeyi meslek edinmiş kimse.

ADRENALİN

Hekimlikte damarları daraltma, bronşları açma, kanamaları kesme vb. amaçlarla kullanılan, kan şekerinin yükselmesine yol açan böbrek üstü bezlerinin salgısı.

AMİLAZ

Nişastayı parçalayarak şekere çeviren bir enzim.

ALTIPATLAR

Fişek koymaya yarayan bölümü silindir biçiminde ve namlu gerisinde olan, tek parçadan oluşmuş, altı tane fişek alan tabanca, revolver.

ANIRMAK

Eşek bağırmak.

AKITMA

Akıtmak işi, isale. Enli bilezik. Un, süt, yağ, yumurta, şeker veya pekmezle yoğrularak cıvık bir duruma getirilen hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılmış olan bir tatlı türü. Hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.

ARAK

Ter. Çalma. Pirinç ve şeker kamışından elde edilen bir rakı türü.

AKSETMEK

Ses bir yere çarpıp geri dönmek, yankılanmak, yankı vermek. Evirmek, tersine çevirmek. Bir ışık veya bir şekil düz ve parlak bir yüzeye çarpıp orada aynen görünmek, yansımak. Ulaşmak, yayılmak, duyulmak.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

ALKOL

Bira, şarap vb. sıvıların veya pancar, patates nişastasının şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerin mayalaşmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, kokulu, uçucu, yanıcı, renksiz sıvı, ispirto, etanol, etil alkol. Her türlü alkollü içki.

ASFALT

Siyah renkte şekilsiz bir cins bitüm. Ana maddesi katran olan ve yolların kaplanmasında kullanılan karışım. Bu karışımla kaplanmış.

ASLA

Hiçbir zaman, hiçbir şekilde, katiyen. Sakın, zinhar.

AĞDA

Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu şeker eriyiği. Şekerle yapılmış olan ürünlerin hazırlanması veya beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

ARMA

Bir devletin, bir hanedanın veya bir şehrin simgesi olarak kabul edilmiş resim, harf veya şekil, ongun (II). Geminin yürümesine hizmet eden direk, seren, ip, halat ve yelken takımı.

ALABACAK

Ayağında sekil olan (at, eşek vb.). Ara bozucu, dönek, uğursuz (kimse).

ARTROZ

Genellikle şekil bozucu, iltihapsız, süreğen eklem hastalığı.

ARITIMEVİ

Şeker, petrol vb. maddelerin arıtıldığı yer, tasfiyehane, rafineri.

AĞAÇLAŞMA

Ağaçlaşmak durumu. Bitki şekilleri gösteren ve akiklerde olduğu gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan doğal desen.

AKİDE

İnanç. Şekerin kaynatılarak katılaşması yolu ile yapılan, renkli ve kokulu, ağızda güç eriyen şeker, akide şekeri.