ŞEM ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "şem" olan, toplam 55 adet kelime bulunmaktadır. şem ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu şem ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde şem olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

ŞEMALAŞTIRMAK

12 harfli kelimeler

ŞEMSETTİNKÖY, ŞEMALAŞTIRMA, ŞEMSİYECİLİK

11 harfli kelimeler

ŞEMİKLENMEK, ŞEMSİYEÖRTÜ

10 harfli kelimeler

ŞEMŞEMPÜRÜ, ŞEMBELEKÇİ, ŞEMSİYELİK

9 harfli kelimeler

ŞEMKİRMEK, ŞEMSETTİN, ŞEMSİNİSA, ŞEMSİYECİ, ŞEMBELLİK, ŞEMŞİRBAZ

8 harfli kelimeler

ŞEMSÜNİS, ŞEMDİNLİ, ŞEMŞAMEL, ŞEMBELEK, ŞEMSİLER, ŞEMSİFER, ŞEMŞAMER, ŞEMŞİMEK, ŞEMSAVER, ŞEMSAMER, ŞEMPANZE

7 harfli kelimeler

ŞEMSİYE, ŞEMŞİYE, ŞEMİNUR, ŞEMATİK, ŞEMELEK, ŞEMİKLİ, ŞEMOZİS

6 harfli kelimeler

ŞEMENE, ŞEMAİL, ŞEMŞEK, ŞEMBEL, ŞEMDİN, ŞEMEME, ŞEMERE, ŞEMİLE, ŞEMİME

5 harfli kelimeler

ŞEMİK, ŞEMEN, ŞEMSİ, ŞEMEL, ŞEMSE, ŞEMİM, ŞEMŞE, ŞEMRE

4 harfli kelimeler

ŞEMİ, ŞEME, ŞEMS, ŞEMA

3 harfli kelimeler

ŞEM

Bazı kelimelerin anlamları

ŞEM

Mum, balmumu. Gümüş.

ŞEMKİRMEK

Arsızca karşılık vermek.

ŞEMSETTİN

Dinin güneşi, dinin insanlara verdiği aydınlık. Kocaeli şehrinde, Hereke bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

ŞEMSİYECİLİK

Şemsiyecinin işi veya mesleği.

ŞEMSİNİSA

Kadınların güneşi.

ŞEMBELLİK

Komiklik.

ŞEMALAŞTIRMAK

Çizerek şema durumuna getirmek.

ŞEMALAŞTIRMA

Şemalaştırmak işi.

ŞEMSETTİNKÖY

Ankara kenti, Hasayaz bucağına bağlı bir bölge. Van kenti, Özalp belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

ŞEMSİYEÖRTÜ

Dört yüzlü çatı. (Celiptaş Yalvaç Isparta).

ŞEMİKLENMEK

Katılaşmak, sertleşip kıkırdak durumunu almak, kabuklanmak, damarlı, sinirli olmak : Çağlalar şemiklendi.

ŞEMSİYECİ

Şemsiye yapan, satan veya onaran kimse.

ŞEMSİYELİK

Şemsiye koymaya yarayan, altında şemsiyelerden sızan suyun toplanması için özel kutusu olan, girişte bulunan mobilya. Şemsiye yapmaya elverişli olan.

ŞEMBELEKÇİ

Oyuncu, düzenci, güvenilmez.

ŞEMŞİRBAZ

Türk seyirlik oyunlarında kılıçla tehlikeli numaralar yapanlara verilen ad.

ŞEMŞEMPÜRÜ

Kararsız, puslu (hava için).

  -   -   -  

Anlamında ŞEM bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ŞEM geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ABANDONE

Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.

DONAM

Bir evin kapı, pencere, tavan, döşeme vb. bölümleri. Gemi ve sandalların donanımları.

ÇALGIN

Sıcak veya soğuktan gelişemeyerek cılız kalan ekin. Uzun zaman bakır kapta kalan tadı bozulmuş yemek, çalık. Kötürüm, inmeli, sakat.

ÇARŞAMBA

Salı ile perşembe arasındaki gün. Samsun iline bağlı ilçelerden biri.

ÇEKMEK

Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.

CUMA

Perşembe ile cumartesi arasındaki gün. Cuma namazı.

CANLANDIRICI

Canlılık veren, canlılık kazandıran şey. Bir canlı resim veya şema filmi için hareketliliği sağlayan tek tek resimleri yapan sanatçı. Otel, tatil köyü vb. turistik yerlerde konukları eğlendirmek için çeşitli oyunlar, gösteriler yapan kimse, animatör.

DAMASKO

Çoğunlukla döşemelik olarak kullanılan, keten ve ipek karışımı bir kumaş türü.

DÖŞEME

Döşemek işi. Bir yapının döşenmesine yarayan her türlü eşya, mefruşat. Halk edebiyatında ve türkülerden önce söylenen, bazen tekerleme biçiminde olan uyaklı giriş bölümü. Taşıtların koltuk, taban, tavan vb. yerleri. Yapılarda taban üzerine döşenen tahta vb. kaplama. Koltuk, kanepe, divan vb.nin kumaş, yay, pamuk vb. bölümleri.

AKTUTMA

Albümin işeme.

BORDÜR

Kaldırımların kenarlarında bulunan taşlar. Cilt kapağındaki kalın çizgiler. Genellikle giyim kuşam malzemesindeki kenar süsü. Banyo, tuvalet, mutfak vb. ıslak zeminlerde duvar döşemeleri arasına konan motifli bir fayans türü.

ÇATMA

Çatmak işi. Provada geçici olarak bir giysiye iliştirilmiş olan parça. Heykel yapımında çamuru ayakta tutan tel iskelet. Ahşap yapılarda ağaç iskeletin temel parçaları. Semerin ağaç kısmı. Duvarları ağaç gövdesinden birbirine takılarak ve çivisiz olarak yapılmış olan yayla evi, Yörük çadırı. Bir tür döşemelik kumaş.

ÇADIR

Keçe, deri, kıl dokuma, sık dokunmuş kalın bez veya plastik maddelerden yapılarak direklerle tutturulan, taşınabilir barınak, çerge, oba, otağ. Gölgelik olarak kullanılan tente veya şemsiye.

DİŞEME

Dişemek işi.

ANEVRİZMA

Bir atardamarın bir bölgesinde oluşan gevşemeye bağlı ur biçimindeki genişleme.

AVLAMA

Avlamak işi. Voleybolda karşı oyuncuların boş bıraktığı ve yetişemeyeceği yere topu yavaşça indirip sayı kazanma.

ÇÖĞDÜRMEK

İşemek. İleri doğru fışkırtmak.

BOŞALMAK

Boş duruma gelmek, içinde bir şey kalmamak, inhilal etmek. Doyuma ulaşmak. Derdini, sıkıntısını birine anlatarak ferahlamak, deşarj olmak. Gevşemek, açılmak. Hayvan, bağından kurtulmak. Dışarıya akmak, dökülmek.

DİYASTOL

Sistolden sonra kulakçıkların veya karıncıkların genişlemesi. Gevşeme.

ÇÖZÜLMEK

Çözme işine konu olmak. Gevşeyip yumuşamak, erimeye başlamak. Dağılmak, çökmek. Gevşemek, güçsüz kalmak. Birliğini, beraberliğini yitirmek, dağılmak, parçalanmak.