İçinde ŞEM geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "şem" olan, toplam 113 tane kelime bulunuyor. İçerisinde şem bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu şem ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında şem olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

AŞAĞIDÖŞEMELER

13 harfli kelimeler

ŞEMALAŞTIRMAK, TAŞEMENGİLLER, DEREŞEMSETTİN

12 harfli kelimeler

ŞEMALAŞTIRMA, ŞEMSİYECİLİK, ŞEMSETTİNKÖY

11 harfli kelimeler

DÖŞEMECİLİK, DÖŞEMTASARI, KİYİŞEMEMEK, ŞEMİKLENMEK, ŞEMSİYEÖRTÜ

10 harfli kelimeler

ŞEMSİYELİK, HIYARŞEMBE, DÖŞEMCİLİK, DÖŞEMEALTI, GARADÖŞEME, KEMDİŞEMEK, SİMAYİŞEMS, ŞEMBELEKÇİ, ŞEMŞEMPÜRÜ, TAŞEMENLER

9 harfli kelimeler

DÖŞEMELİK, DÖŞEMESİZ, ŞEMSİYECİ, GÖYŞEMEYH, ŞEMBELLİK, ŞEMKİRMEK, ŞEMSETTİN, ŞEMSİNİSA, ŞEMŞİRBAZ

8 harfli kelimeler

DÖŞEMECİ, DÖŞEMELİ, GEVŞEMEK, MUHTEŞEM, PERŞEMBE, ŞEMDİNLİ, ŞEMPANZE, BÖĞŞEMEK, ÇİĞŞEMEK, DÖŞEMSİZ, DÖŞŞEMEK, EŞŞEMENE, GENŞEMEK, GEVŞEMÜK, GÖYŞEMEK, MÖHDEŞEM, ŞEMBELEK, ŞEMSAMER, ŞEMSAVER, ŞEMSİFER, ŞEMSİLER, ŞEMSÜNİS, ŞEMŞAMEL, ŞEMŞAMER, ŞEMŞİMEK

7 harfli kelimeler

DİŞEMEK, DÖŞEMCİ, DÖŞEMEK, GEVŞEME, ŞEMATİK, ŞEMSİYE, TAŞEMEN, BÖŞEMEK, DÖŞEMLİ, DÖŞŞEME, EŞEMENE, İŞŞEMİK, KEŞEMPE, MEŞEMEŞ, OĞŞEMEK, ÖĞŞEMEK, PEŞEMBE, ŞEMELEK, ŞEMİKLİ, ŞEMİNUR, ŞEMOZİS, ŞEMŞİYE

6 harfli kelimeler

DİŞEME, DÖŞEME, İŞEMEK, ŞEMAİL, EŞEMEK, İŞEMİK, İŞEMÜK, ŞEMBEL, ŞEMDİN, ŞEMEME, ŞEMENE, ŞEMERE, ŞEMİLE, ŞEMİME, ŞEMŞEK, ŞERŞEM

5 harfli kelimeler

DÖŞEM, İŞEME, ŞEMSE, İŞEMİ, KEŞEM, NEŞEM, ŞEMEL, ŞEMEN, ŞEMİK, ŞEMİM, ŞEMRE, ŞEMSİ, ŞEMŞE

4 harfli kelimeler

ŞEMS, ŞEMA, ŞEME, ŞEMİ, ÜŞEM

3 harfli kelimeler

ŞEM

Bazı kelimelerin anlamları

ŞEM

Mum, balmumu. Gümüş.

ŞEMALAŞTIRMA

Şemalaştırmak işi.

ŞEMSİYECİLİK

Şemsiyecinin işi veya mesleği.

ŞEMSİYEÖRTÜ

Dört yüzlü çatı. (Celiptaş Yalvaç Isparta).

HIYARŞEMBE

Baklagillerden, siyah renkte olan meyvelerinin içinde çekirdeklerden başka hekimlikte kullanılan bir öz bulunan bitki, Hint hıyarı (Cassia fistula).

ŞEMİKLENMEK

Katılaşmak, sertleşip kıkırdak durumunu almak, kabuklanmak, damarlı, sinirli olmak : Çağlalar şemiklendi.

DÖŞEMCİLİK

Tesisatçılık.

ŞEMSETTİNKÖY

Ankara kenti, Hasayaz bucağına bağlı bir bölge. Van kenti, Özalp belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

TAŞEMENGİLLER

Taşemenleri içine alan, yuvarlak ağızlı omurgalı hayvanlar familyası.

AŞAĞIDÖŞEMELER

Diyarbakır kenti, Eğil belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

DÖŞEMTASARI

Bir yapıda oturanların ya da yapıyı kullananların yararlanacakları su, elektrik, havagazı ve benzeri kolaylıkların, nasıl bir uygulayımsal düzen içinde yapıda yer alacağını gösteren çizimtasar.

DEREŞEMSETTİN

Bilecik şehrinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.

KİYİŞEMEMEK

Kıyamamak.

ŞEMALAŞTIRMAK

Çizerek şema durumuna getirmek.

DÖŞEMECİLİK

Döşemecinin yaptığı iş.

ŞEMSİYELİK

Şemsiye koymaya yarayan, altında şemsiyelerden sızan suyun toplanması için özel kutusu olan, girişte bulunan mobilya. Şemsiye yapmaya elverişli olan.

  -   -   -  

Anlamında ŞEM bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ŞEM geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇARŞAMBA

Salı ile perşembe arasındaki gün. Samsun iline bağlı ilçelerden biri.

ÇADIR

Keçe, deri, kıl dokuma, sık dokunmuş kalın bez veya plastik maddelerden yapılarak direklerle tutturulan, taşınabilir barınak, çerge, oba, otağ. Gölgelik olarak kullanılan tente veya şemsiye.

DİŞEME

Dişemek işi.

AVLAMA

Avlamak işi. Voleybolda karşı oyuncuların boş bıraktığı ve yetişemeyeceği yere topu yavaşça indirip sayı kazanma.

ANEVRİZMA

Bir atardamarın bir bölgesinde oluşan gevşemeye bağlı ur biçimindeki genişleme.

CANLANDIRICI

Canlılık veren, canlılık kazandıran şey. Bir canlı resim veya şema filmi için hareketliliği sağlayan tek tek resimleri yapan sanatçı. Otel, tatil köyü vb. turistik yerlerde konukları eğlendirmek için çeşitli oyunlar, gösteriler yapan kimse, animatör.

DAMASKO

Çoğunlukla döşemelik olarak kullanılan, keten ve ipek karışımı bir kumaş türü.

DONAM

Bir evin kapı, pencere, tavan, döşeme vb. bölümleri. Gemi ve sandalların donanımları.

BORDÜR

Kaldırımların kenarlarında bulunan taşlar. Cilt kapağındaki kalın çizgiler. Genellikle giyim kuşam malzemesindeki kenar süsü. Banyo, tuvalet, mutfak vb. ıslak zeminlerde duvar döşemeleri arasına konan motifli bir fayans türü.

DÖŞEME

Döşemek işi. Bir yapının döşenmesine yarayan her türlü eşya, mefruşat. Halk edebiyatında ve türkülerden önce söylenen, bazen tekerleme biçiminde olan uyaklı giriş bölümü. Taşıtların koltuk, taban, tavan vb. yerleri. Yapılarda taban üzerine döşenen tahta vb. kaplama. Koltuk, kanepe, divan vb.nin kumaş, yay, pamuk vb. bölümleri.

ABANDONE

Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.

CUMA

Perşembe ile cumartesi arasındaki gün. Cuma namazı.

ÇATMA

Çatmak işi. Provada geçici olarak bir giysiye iliştirilmiş olan parça. Heykel yapımında çamuru ayakta tutan tel iskelet. Ahşap yapılarda ağaç iskeletin temel parçaları. Semerin ağaç kısmı. Duvarları ağaç gövdesinden birbirine takılarak ve çivisiz olarak yapılmış olan yayla evi, Yörük çadırı. Bir tür döşemelik kumaş.

ÇÖZÜLMEK

Çözme işine konu olmak. Gevşeyip yumuşamak, erimeye başlamak. Dağılmak, çökmek. Gevşemek, güçsüz kalmak. Birliğini, beraberliğini yitirmek, dağılmak, parçalanmak.

ÇEKMEK

Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.

BOŞALMAK

Boş duruma gelmek, içinde bir şey kalmamak, inhilal etmek. Doyuma ulaşmak. Derdini, sıkıntısını birine anlatarak ferahlamak, deşarj olmak. Gevşemek, açılmak. Hayvan, bağından kurtulmak. Dışarıya akmak, dökülmek.

ÇALGIN

Sıcak veya soğuktan gelişemeyerek cılız kalan ekin. Uzun zaman bakır kapta kalan tadı bozulmuş yemek, çalık. Kötürüm, inmeli, sakat.

AKTUTMA

Albümin işeme.

DİYASTOL

Sistolden sonra kulakçıkların veya karıncıkların genişlemesi. Gevşeme.

ÇÖĞDÜRMEK

İşemek. İleri doğru fışkırtmak.