Sonu ÜÇ ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "üç" olan, toplam 141 adet kelime bulunmaktadır. Sonu üç ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında üç olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde üç olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

BİZLENGÜÇ, DEDEGÜLÜÇ, DEDEĞÜLÜÇ, HELLENGÜÇ, HEZLENGÜÇ

8 harfli kelimeler

TEFERRÜÇ, TEHEYYÜÇ, TEMEVVÜÇ, TEZEVVÜÇ, DEMİRGÜÇ, HÜPPÜLÜÇ, KIRDÖVÜÇ, KÜSKÜLÜÇ, MENENGÜÇ, SÜNGÜLÜÇ, YELDÜRÜÇ

7 harfli kelimeler

BÖRÜGÜÇ, ERENGÜÇ, KÜMÜRÜÇ, MENEGÜÇ, ÖDÜRGÜÇ, ÖKSÜRÜÇ

6 harfli kelimeler

HÖRGÜÇ, BAYGÜÇ, BERDÜÇ, BİLGÜÇ, BÜKRÜÇ, BÜZGÜÇ, CÜLGÜÇ, DELGÜÇ, DERGÜÇ, DÖRGÜÇ, DÜĞDÜÇ, DÜZGÜÇ, GEZGÜÇ, GÖRGÜÇ, GÖSTÜÇ, GÜMLÜÇ, GÜYLÜÇ, HÖNGÜÇ, HÖRKÜÇ, KESGÜÇ, KESKÜÇ, KÖSGÜÇ, KÖSKÜÇ, KÖŞKÜÇ, KÖZGÜÇ, KUTGÜÇ, KÜNDÜÇ, KÜRNÜÇ, KÜSKÜÇ, KÜVRÜÇ, Devamını Oku »»

5 harfli kelimeler

BİLÜÇ, BÖDÜÇ, BÖLÜÇ, BÜBÜÇ, BÜKÜÇ, BÜLÜÇ, ÇÖKÜÇ, DÖĞÜÇ, DÜDÜÇ, ELGÜÇ, ENGÜÇ, ERGÜÇ, GELÜÇ, GÖBÜÇ, GÖĞÜÇ, GULÜÇ, GÜBÜÇ, GÜĞÜÇ, GÜLÜÇ, GÜMÜÇ, GÜVÜÇ, HEVÜÇ, HÖBÜÇ, HÖĞÜÇ, HÖKÜÇ, HÖRÜÇ, KALÜÇ, KEKÜÇ, KEPÜÇ, KEŞÜÇ, Devamını Oku »»

4 harfli kelimeler

AVÜÇ, EGÜÇ, ÖDÜÇ, ÖĞÜÇ, ÖNÜÇ, ÖVÜÇ, ÖYÜÇ, ÜLÜÇ

3 harfli kelimeler

GÜÇ, LÜÇ, SÜÇ, YÜÇ

2 harfli kelimeler

ÜÇ

Bazı kelimelerin anlamları

ÜÇ

İkiden sonra gelen sayının adı. Bu sayıyı gösteren 3 ve III rakamlarının adı. İkiden bir artık. Üç (bk. üc, üj, üş).

HELLENGÜÇ

Çok pişen yemeğin dağılmış, erimiş durumu.

TEHEYYÜÇ

Coşma, heyecanlanma.

SÜNGÜLÜÇ

Gergin durumdaki başparmakla işaret parmağı arasındaki açıklık, uzaklık. Uzun boylu, zayıf. Beceriksiz.

KÜSKÜLÜÇ

Çiğdem kazmaya yarayan ucu sivri kısa sopa, karşılığı kösküç, köskülüç.

BİZLENGÜÇ

Ucu çivili sopa, üvendire.

KIRDÖVÜÇ

Tandır ya da fırındaki alevi arttırmak için karıştırmaya yara yan ağaç sopa.

TEZEVVÜÇ

Evlenme.

TEFERRÜÇ

Açılma, ferahlama. Gezinti.

DEDEĞÜLÜÇ

Sapanda okun ucundaki deliğe geçirilerek boyunduruk ve sapanı birbirine bağlayan kayış halkaya geçirilen ağaç çivi.

MENENGÜÇ

Çitlembik, sakızağacı.

TEMEVVÜÇ

Dalgalanma.

DEDEGÜLÜÇ

Sapanda okun ucundaki deliğe geçirilerek boyunduruk ve sapanı birbirine bağlayan kayış halkaya geçirilen ağaç çivi.

DEMİRGÜÇ

Demir gibi güçlü kimse.

HÜPPÜLÜÇ

Omuz. Omuz: Hüppülücüme alim seni.

HEZLENGÜÇ

Pulluğun bıçağındaki çamuru kazımada kullanılan alet.

  -   -   -  

Anlamında ÜÇ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÜÇ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ACİZ

Gücü bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük. Beceriksizlik. Kişinin ve kuruluşun borcunu vaktinde ödeyememesi durumu.

AĞIRLAŞMAK

Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.

AÇILAMA

Güç bir sahnenin çeşitli açılardan çekiminin yapılması.

AĞDALI

Ağdalanmış. Karmaşık. Bilinmeyen kelimelerden, anlaşılması güç sözlerden oluşan (deyiş).

ADA

Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.

AKARCA

Küçük akarsu. Sürekli işleyen çıban, fistül. Kaplıca. Kemik veremi.

AĞIL

Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer, arkaç. Hale. Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker.

AKAK

Yatak. Eğimi, inişi fazla olan yer. Suyun ivinti yeri. Irmak, dere, çay, küçük akarsu.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

ADACIK

Küçük ada.

ACENTE

Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.

AĞAÇÇIK

Taflan gibi dalları dibinden başlayarak çatallanan küçük ağaç.

AİLE

Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.

AFİS

Gümüş balığının küçüğü.

ADAMCIK

Kendisine acınılan kimse. Yerilen, küçümsenen kimse.

ADAKLAMAK

Küçük çocuk yürümeye başlamak.

ADAYAVRUSU

İki veya üç çifte kürekli küçük balıkçı teknesi.

ACAR

Atılgan. Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. Yeni. Güneybatı Kafkasya'nın Türkiye sınırına yakın bölgesinde yaşayan bir halk, Acara.

AFYON

Olgunlaşmamış haşhaş kapsüllerine yapılmış olan çiziklerden sızan, güçlü bir zehir olmakla birlikte içinde morfin, kodein vb. uyuşturucular bulunan madde.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.