Kelimeler arşivi içinde; sonunda "üf" olan, toplam 36 adet kelime bulunmaktadır. Sonu üf ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında üf olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde üf olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
MAATTEESSÜF
KÜFLANKÜF, SALKIMKÜF
TEKELLÜF, TEŞERRÜF, GENDÜRÜF, FİİİZKÜF, ESMERKÜF
IŞILKÜF, İSLİKÜF, MÜCÜRÜF, MÜTÜRÜF, MAVİKÜF, TEKASÜF, TESADÜF, TEHALÜF, TEESSÜF
TELKÜF, YÜSKÜF, MÜSRÜF, ZÜLKÜF, HENKÜF, HASKÜF
HERÜF, KELÜF, GÜLÜF, GULÜF, SÜLÜF, ZÜLÜF, ÜSKÜF, ÜSGÜF
ÜF
Üf!.
MÜTÜRÜF
Çingene.
ESMERKÜF
Esmerküfler familyasının asalak yaşama uyabilen örnek türü olup, özellikle arılarda öldürücü gelişmeler doğuran ilkel mantar.
MAVİKÜF
Özellikle tütün fidelerinde üreyerek yaprak hastalığına yol açan asalak mantar.
TESADÜF
Yalnız ihtimallere bağlı olduğu düşünülen olayların kesin olmayan, değişebilen sebebi. Rastlantı, rast geliş.
SALKIMKÜF
Salkımküflüce etkeni çürükçül mantar.
KÜFLANKÜF
Salıncak.
IŞILKÜF
Sığır, domuz ve insanların ışılküflüce etkeni, ışılküflerin örnek türü asalak mantar.
MÜCÜRÜF
Tutumsuz, savurgan.
FİİİZKÜF
Filizküfler topluluğundan mantar türlerinin ortak adı.
MAATTEESSÜF
Maalesef.
GENDÜRÜF
İneklerin boğazına takılan tam halka olmayan eğri ağaç.
TEKELLÜF
Zahmet veren bir iş görme, güçlüğe katlanma. Bir işi gösterişli bir biçimde yapmaya çalışma, özenme, gösteriş.
TEŞERRÜF
Bir kimse ile tanışmaktan onurlanma, şereflenme, şeref duyma.
TEKASÜF
Bir araya gelme, toplanma, sıkışma. Yoğun duruma gelme, yoğunlaşma.
İSLİKÜF
Toprakta ve gübreliklerde çürükçül yaşamakla birlikte, kulak, burun, akciğer asalağı olarak da gelişebilen asklımantar. (Kanatlılar için öldürücüdür. Memelilerde, bu arada insanlarda rastlanabilir.).
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜF geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AŞÜFTELİK
Aşüfte olma durumu.
ARABOZAN
İki kişinin arasındaki dostluğu veya geçimi bozan (kimse), ara bozucu, ordubozan, fesatçı, fitçi, nifakçı, münafık, müfsit, müzevir.
AYKIRILIK
Aykırı olma durumu, mugayeret, muhaliflik, muhalefet, tehalüf.
BANDO
Türlü üflemeli ve vurgulu çalgılardan oluşan ve genel olarak geçit törenlerinde kullanılan mızıkacılar topluluğu veya takımı, mızıka. Takım, topluluk.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
BÜFECİLİK
Büfecinin yaptığı iş.
ARMONİKA
Yan yana sıralanmış deliklerden her biri üflendiğinde ayrı notada sesler çıkaran küçük ağız çalgısı, mızıka, armonik. Akordiyon.
ARPACIK
Göz kapağının kenarında çıkan küçük çıban, it dirseği. Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve nişan alırken gezle birlikte göz ile hedef arasında aynı çizgi üzerine getirilen küçük çıkıntı.
BÜFECİ
Büfe işleten kimse.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
ARABOZANLIK
Arabozanın işi, ara bozuculuk, ordubozanlık, fesatlık, fesatçılık, fitçilik, nifakçılık, münafıklık, müzevirlik, müfsitlik.
ALÜFTELİK
Alüfte olma durumu.
ANTİBİYOTİK
Bitkilerde, özellikle küf mantarlarında bulunan veya sentezle elde edilen, birçok mikroba karşı kullanılan, penisilin, streptomisin vb. maddelerin ortak adı.
BORAZAN
Üfleyerek çalınan, perdesiz çalgı, boru. Bu boruyu çalan kimse.
ATEŞLEMEK
Tutuşturmak, yakmak. Top, tüfek vb. patlayıcı maddeleri patlatmak. Kışkırtmak, kızıştırmak. Coşturmak.
AŞIRI
Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla, taşkın. Gereğinden fazla, çok. Gereğinden fazla olarak, çokça. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, müfrit, ekstrem. Ötede, ötesinde.
BATKIN
Borçlarını ödeyemez duruma düşen, iflas etmiş (kimse), müflis.
BELEŞ
Karşılıksız, emeksiz, parasız elde edilen, müft.
BALSIRA
Yaprakların üzerinde oluşan bir küf türü. Bir kudret helvası türü.
ALAYBOZAN
Bir tür fitilli tüfek.