Kelimeler arşivi içinde; başında "üf" olan, toplam 47 adet kelime bulunmaktadır. üf ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu üf ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde üf olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÜFLEYEBİLMEK, ÜFLEYİVERMEK
ÜFÜRÜKÇÜLÜK, ÜFLEYEBİLME, ÜFLEYİVERME
ÜFERLENMEK
ÜFÜRÜLMEK, ÜFÜRGİRİK, ÜFELENMEK
ÜFLENMEK, ÜFÜRÜNTÜ, ÜFLETMEK, ÜFRELMEK, ÜFTERMEK, ÜFÜLEMEK, ÜFÜRMEYH, ÜFÜRÜKÇÜ, ÜFLEMELİ, ÜFELEMEÇ, ÜFELEMEK, ÜFENTİRE
ÜFLETME, ÜFÜRGEÇ, ÜFİRMEK, ÜFALMAK, ÜFLENME, ÜFRÜNTÜ, ÜFÜRMEK, ÜFELMEK, ÜFLEMEK
ÜFÜRME, ÜFÜMEK, ÜFÜLÜK, ÜFTADE, ÜFÜRÜK, ÜFELEK, ÜFÜRÜM, ÜFLEME
ÜFLEÇ, ÜFRÜZ, ÜFRÜK, ÜFFET, ÜFLÜK, ÜFLEZ, ÜFLAZ
ÜFE
ÜF
ÜF
Üf!.
ÜFLEYİVERME
Üfleyivermek işi.
ÜFRELMEK
Gelişmek, büyümek.
ÜFERLENMEK
Hastalık öncesi kırgınlık duymak, ürpermek: Bu hastalık bana üferlenerek geldi.
ÜFÜRÜKÇÜLÜK
Üfürükçünün işi.
ÜFÜRÜNTÜ
İnce toz: Buğdayda üfürüntüyok. Tipi sırasında, savrulan ince kar. İnce toz.
ÜFLETMEK
Üfleme işini yaptırmak.
ÜFÜLEMEK
Üflemek.
ÜFLEYEBİLMEK
Üfleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÜFELENMEK
Ufalanmak, kırılmak, dağılmak, küçülmek.
ÜFÜRÜLMEK
Şişmek, kabarmak.
ÜFTERMEK
İtmek, kakmak.
ÜFLENMEK
Üfleme işi yapılmak.
ÜFLEYEBİLME
Üfleyebilmek işi.
ÜFLEYİVERMEK
Üfleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÜFÜRGİRİK
Küçük gaz lambası.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜF geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BÜFECİ
Büfe işleten kimse.
ARMONİKA
Yan yana sıralanmış deliklerden her biri üflendiğinde ayrı notada sesler çıkaran küçük ağız çalgısı, mızıka, armonik. Akordiyon.
ATEŞLEMEK
Tutuşturmak, yakmak. Top, tüfek vb. patlayıcı maddeleri patlatmak. Kışkırtmak, kızıştırmak. Coşturmak.
BATKIN
Borçlarını ödeyemez duruma düşen, iflas etmiş (kimse), müflis.
BELEŞ
Karşılıksız, emeksiz, parasız elde edilen, müft.
AŞIRI
Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla, taşkın. Gereğinden fazla, çok. Gereğinden fazla olarak, çokça. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, müfrit, ekstrem. Ötede, ötesinde.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
ARABOZANLIK
Arabozanın işi, ara bozuculuk, ordubozanlık, fesatlık, fesatçılık, fitçilik, nifakçılık, münafıklık, müzevirlik, müfsitlik.
ARPACIK
Göz kapağının kenarında çıkan küçük çıban, it dirseği. Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve nişan alırken gezle birlikte göz ile hedef arasında aynı çizgi üzerine getirilen küçük çıkıntı.
BORAZAN
Üfleyerek çalınan, perdesiz çalgı, boru. Bu boruyu çalan kimse.
AŞÜFTELİK
Aşüfte olma durumu.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
ALÜFTELİK
Alüfte olma durumu.
AYKIRILIK
Aykırı olma durumu, mugayeret, muhaliflik, muhalefet, tehalüf.
BALSIRA
Yaprakların üzerinde oluşan bir küf türü. Bir kudret helvası türü.
ANTİBİYOTİK
Bitkilerde, özellikle küf mantarlarında bulunan veya sentezle elde edilen, birçok mikroba karşı kullanılan, penisilin, streptomisin vb. maddelerin ortak adı.
BÜFECİLİK
Büfecinin yaptığı iş.
ALAYBOZAN
Bir tür fitilli tüfek.
BANDO
Türlü üflemeli ve vurgulu çalgılardan oluşan ve genel olarak geçit törenlerinde kullanılan mızıkacılar topluluğu veya takımı, mızıka. Takım, topluluk.
ARABOZAN
İki kişinin arasındaki dostluğu veya geçimi bozan (kimse), ara bozucu, ordubozan, fesatçı, fitçi, nifakçı, münafık, müfsit, müzevir.