ÜRKÜ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "ürkü" olan, toplam 22 adet kelime bulunmaktadır. ürkü ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu ürkü ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ürkü olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

ÜRKÜNTÜSÜZ, ÜRKÜTÜLMEK, ÜRKÜNDÜLÜK

9 harfli kelimeler

ÜRKÜLEMEK, ÜRKÜTÜLME, ÜRKÜNÇLÜK, ÜRKÜNTÜLÜ

8 harfli kelimeler

ÜRKÜTMEK, ÜRKÜNMEK, ÜRKÜTLER

7 harfli kelimeler

ÜRKÜRÜK, ÜRKÜTME, ÜRKÜTLÜ, ÜRKÜSÜZ, ÜRKÜLÜK, ÜRKÜNTÜ

6 harfli kelimeler

ÜRKÜLÜ, ÜRKÜNÇ

5 harfli kelimeler

ÜRKÜŞ, ÜRKÜT, ÜRKÜN

4 harfli kelimeler

ÜRKÜ

Bazı kelimelerin anlamları

ÜRKÜ

Topluluğu saran ortak korku, panik.

ÜRKÜNÇLÜK

Ürkünç olma durumu.

ÜRKÜTLÜ

Burdur ili, Kızılkaya bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Yozgat şehri, Hasbek nahiyesine bağlı bir bölge.

ÜRKÜRÜK

Ürkek (insan, hayvan için).

ÜRKÜNTÜLÜ

Ürküntü veren.

ÜRKÜTLER

İzmir şehri, Turanlı bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

ÜRKÜNDÜLÜK

Panik.

ÜRKÜNTÜSÜZ

Ürküntü vermeyen.

ÜRKÜLÜK

Tehlike, kendisinden korkulan şey, fitne, karışıklık, iğtişaş.

ÜRKÜTÜLME

Ürkütülmek işi.

ÜRKÜNMEK

Alay etmek, ağız eğmek.

ÜRKÜTMEK

Ürküntü vermek. Kuşkulandırmak. Korkutup kaçırmak. Herhangi bir etkiyle bitkinin gelişmesini engellemek. Korkutmak.

ÜRKÜTÜLMEK

Ürkütme işi yapılmak.

ÜRKÜLEMEK

Yavaşça sallamak.

ÜRKÜTME

Ürkütmek işi.

ÜRKÜSÜZ

Ürkü vermeyen.

  -   -   -  

Anlamında ÜRKÜ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÜRKÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DAĞİ

Dağlık bölgelerde söylenen türkülerin makamı.

BOZLAK

Orta ve Güney Anadolu'nun birçok bölgesinde bir türkü ezgisi. Bu ezgiyle söylenen, konusu acıklı türkü.

AZERİ

Azerbaycan Türkü.

ÇAĞIRMAK

Birinin gelmesini kendisine yüksek sesle söylemek, seslenmek. Yüksek sesle şarkı, türkü söylemek. Binmek için bir araç istemek. Herhangi birinin bir yere gelmesini istemek, davet etmek.

KIŞKIRTMAK

Kümes hayvanlarını ürkütüp kaçırmak. Bir kimseyi kötü bir iş yapması için harekete geçirmek, tahrik etmek.

KIŞLAMAK

Kış olmak. Kuş ve kümes hayvanlarını ürkütmek. Kışı bir yerde geçirmek.

KAYABAŞI

Bir Anadolu ezgisi ve bu ezgiyle söylenen koşma. Türk halk edebiyatında çoban türküsü.

DEHŞET

Bir tehlike veya korkunç bir şey karşısında duyulan ürküntü, yılgı. Olağanüstü. Olağanüstü şeyler karşısında şaşma anlatan bir söz.

DÖŞEME

Döşemek işi. Bir yapının döşenmesine yarayan her türlü eşya, mefruşat. Halk edebiyatında ve türkülerden önce söylenen, bazen tekerleme biçiminde olan uyaklı giriş bölümü. Taşıtların koltuk, taban, tavan vb. yerleri. Yapılarda taban üzerine döşenen tahta vb. kaplama. Koltuk, kanepe, divan vb.nin kumaş, yay, pamuk vb. bölümleri.

CANAVARLAŞMAK

Canavar gibi davranmak. Korkunç, ürkütücü bir durum almak.

BOA

Boa yılanı. Kadınların boyunlarına aldıkları yılan biçiminde dar ve uzun kürk, boyun kürkü.

EGLOG

Kısa kır manzumesi, çoban türküsü.

GÜZELLEME

Halk edebiyatında konusu aşk olan, lirik bir şiir türü. Şen, sevinçli duyguları anlatan türkülerde özel bir ezgi.

KASTOR

Kunduz. Bu kürkten yapılmış. Kunduz kürkü.

HOŞT

Köpekleri ürkütüp kaçırmak için çıkarılan ses.

HUYLANMAK

Kuşkulanmak, işkillenmek, pirelenmek, tedirgin olmak. Hayvan, ürküp sinirlenmek.

KAKIM

Sansargillerden, yazın esmer kırmızı, kışın beyaz renkli kürkü değerli, etçil hayvan, as, ermin (Mustela erminea).

DEYİŞ

Deme, söyleme işi. Semahla birlikte yalnızca bağlama eşliğinde ağır tempoda söylenen bir beste türü. Halk şiiri, halk türküsü. Bir kimsenin bir konuyla ilgili anlattıkları, ifade. Söyleme biçimi, anlatım biçimi, üslup.

ÇÖKERTME

Çökertmek işi ya da durumu. Deniz dibine indirilerek üstüne balıklar geldiğinde köşelerinden çekilip kaldırılan ağ. Muğla yöresine ait bir tür halk oyunu ve halk türküsü. Cep.

DEHŞETLİ

Korku veya ürküntü veren. Çok fazla, son derece.