Kelimeler arşivinde; içinde "ürlü" olan, toplam 81 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ürlü bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ürlü ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ürlü olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÖZGÜRLÜKÇÜLÜK
KARİKATÜRLÜK
BAŞMÜDÜRLÜK, GÜRLÜKÖLÇER, LÜMBÜRLÜPÇÜ, ÖZGÜRLÜKSÜZ, KÜLÜSTÜRLÜK, KÜLTÜRLÜLÜK, HOŞGÖRÜRLÜK
SONGÜRLÜĞÜ, ÇÖZÜNÜRLÜK, DÖVÜLÜRLÜK, BÜYÜTÜRLÜK, GARNİTÜRLÜ, GÖRÜNÜRLÜK, TESETTÜRLÜ, TÜRLÜBOHÇA, ÖZGÜRLÜKÇÜ, DÜŞÜNÜRLÜK, ENVAİTÜRLÜ
KÜNGÜRLÜK, SONGÜRLÜK, ÖZÜRLÜLÜK, KÜNKÜRLÜK, MANİKÜRLÜ, LÜMBÜRLÜP, ÖMÜRLÜLÜK
TÜRLÜBEY, MÜSÜRLÜK, HÖNDÜRLÜ, ZÖHÜRLÜK, TEVKÜRLÜ, PÖTÜRLÜK, DÜMBÜRLÜ, PÜSÜRLÜK, TEKÜRLÜK, ÖNGÜRLÜK, SANSÜRLÜ, NERVÜRLÜ, ÇÖĞÜRLÜK, MÜDÜRLÜK, ÖZGÜRLÜK, KÜLTÜRLÜ, KÖMÜRLÜK, GÜBÜRLÜK, YÜRÜRLÜK, BÜYÜRLÜK, DÜNÜRLÜK, BÜCÜRLÜK, BROMÜRLÜ
TEKÜRLÜ, ŞÜKÜRLÜ, MÜHÜRLÜ, SÜNÜRLÜ, KÖMÜRLÜ, FİGÜRLÜ, ÖVÜRLÜK, ÇÖPÜRLÜ, ÖĞÜRLÜK, ÇÖĞÜRLÜ, CÖBÜRLÜ, PÜSÜRLÜ, GÜDÜRLÜ, KÖPÜRLÜ, PÜTÜRLÜ
SÜÜRLÜ, TÜRLÜM, ÖĞÜRLÜ, GÜRLÜK, HÜRLÜK, ÖZÜRLÜ, ÖMÜRLÜ, ÖÇÜRLÜ, ÖDÜRLÜ
GÜRLÜ, PÜRLÜ, TÜRLÜ, DÜRLÜ, ÜRLÜK, ÜRLÜM
ÜRLÜ
ÜRLÜ
Şanlı, şerefli.
GARNİTÜRLÜ
Garnitürü olan.
KARİKATÜRLÜK
Karikatür olma durumu. Karikatür olma özelliği taşıyan kimse, olay veya şey. Karikatür konusunu oluşturan olay.
HOŞGÖRÜRLÜK
Hoşgörülülük.
SONGÜRLÜĞÜ
Sonradan varlıklı olma, bahtı açılma.
KÜLTÜRLÜLÜK
Kültürlü olma durumu.
GÖRÜNÜRLÜK
Görülebilen bir şeyin niteliği. Yoğun siste görünebilen 15-20 metreden, 50 km'ye değin giden değişik görüş uzaklıkları içki hava duruluğu ölçüsü.
ÖZGÜRLÜKSÜZ
Özgürlüğü olmayan.
BÜYÜTÜRLÜK
Aşırılaştırma.
ÖZGÜRLÜKÇÜLÜK
Özgürlükçü olma durumu.
LÜMBÜRLÜPÇÜ
Hazır yiyici, beleşçi.
DÖVÜLÜRLÜK
Özdeğin çekiçle dövülerek ya da merdaneyle ezilerek her yöne doğru boyutlarını genişletebilmesi.
KÜLÜSTÜRLÜK
Külüstür olma durumu.
GÜRLÜKÖLÇER
Seslendirmede ya da ses yayınında gürlüğü denetime, ölçmeye yarayan, gürlüğün gerekenin üstüne çıkmasını ya da altına düşmesini önleyen aygıt.
BAŞMÜDÜRLÜK
Başmüdür olma durumu. Başmüdürle yönetilen kuruluş. Başmüdürün yaptığı iş. Başmüdürün çalıştığı daire.
ÇÖZÜNÜRLÜK
Bir maddenin başka bir madde içinde çözünme özelliği, resolüsyon. Ekrandaki görüntünün veya yazıcı tarafından basılan şekillerin netliği. Birim nicelikte çözelti ya da çözgen içinde, belli sıcaklık ve basınçla çözülebilen özdek niceliği. Belirli oylum ya da tutardaki bir özgende çözünebilen özdek niceliği. Katı, sıvı ya da gaz çözünenin, belirli koşullarda çözücüsü ile tektürel bir çözelti oluşturabilmesinin sınırı. Bir maddenin belirli bir sıcaklıktaki doygun çözeltisindeki derişimi. Bir çözünenin, bir çözendeki çözünme kertesi. (Genellikle, belirli bir sıcaklıkta yüzde olarak belirtilir.). Bir maddenin çözelti oluşturma kapasitesi. Birbirine komşu iki noktanın ayırt edilebilme gücü. Mikroskobik olarak birbirine komşu iki farklı görüntünün ayırt edilebilme duyarlılığı, rezolüsyon.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜRLÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
APAYDIN
Çok aydınlık. Çok kültürlü, bilgili.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
AÇKI
Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.
ANI
Geçmişte yaşanmış çeşitli olaylardan belleğin sakladığı her türlü iz, hatıra. Yaşanmış olayların anlatıldığı yazı türü, hatıra.
ARTİSTLİK
Artistin işi. Olduğundan başka türlü görünme, kendini başka türlü gösterme. Artist olma durumu.
ASEPTİK
Her türlü mikroptan arınmış.
ALKOL
Bira, şarap vb. sıvıların veya pancar, patates nişastasının şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerin mayalaşmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, kokulu, uçucu, yanıcı, renksiz sıvı, ispirto, etanol, etil alkol. Her türlü alkollü içki.
ALLEM
"Bir işi istediği duruma getirmek için her türlü kurnazca çareye başvurmak" anlamıyla allem etmek, kallem etmek sözünde geçer.
AÇMALIK
Kiri çıkarmak veya eşyayı iyice temizlemek için kullanılan her türlü madde.
ALACAKLANDIRMAK
Vadeli satış yapan firmaların her türlü mal ve hizmet satışından doğan haklarını alacaklandırıcı adı verilen finansal kuruluşlara devretmek.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ASLANAĞZI
Sıracagillerden, türlü renkte, güzel, kokusuz çiçekleri olan bir bitki, danaburnu. Havuz kenarlarına konulan ve ağzından su akan aslan biçiminde süs taşı.
ANELE
Gemilerde türlü işlerde kullanılan bir tür demir halka.
AĞIRLAMAK
Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlamak, ikram etmek, izaz etmek.
ALIN
Yüzün, kaşlarla saçlar arasındaki bölümü. Bir ocakta her türlü ayak, galeri, baca, kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi. Karşı. Bazı şeylerin önü, ön yüzü.
AKİK
Kalseduan kuvarsının bir türü olan, yüzük taşı, mühür vb. yapmakta kullanılan, türlü renklerde, yarı saydam, parlak ve değerli bir taş.
ALACAKLANDIRICI
Vadeli satış yapan firmaların her türlü mal ve hizmet satışından doğan haklarını devralan finansal kuruluş.
ARABA
Tekerlekli, motorlu veya motorsuz her türlü kara taşıtı. Bu taşıtın aldığı miktarda olan.
ARTİST
Güzel sanatlardan birini meslek edinen kimse, sanatçı, sanatkâr. Eğlence yerlerinde gösteri yapan kimse. Olduğundan başka türlü görünen, yapmacık ve abartılı davranan kimse.
ALEV
Yanan maddelerin veya gazların türlü biçimlerdeki ışıklı uzantısı, yalım, yalaz, alaz, şule. Kıvılcım. Aşk ateşi. Sıcaklık. Mızrak uçlarına takılan küçük bayrak, flama.