Sonu ÜRÜM ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ürüm" olan, toplam 35 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ürüm ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında ürüm olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ürüm olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

DÖNÜŞTÜRÜM, KARŞISÜRÜM, KÖSKÖTÜRÜM

9 harfli kelimeler

ÖZÜŞTÜRÜM

8 harfli kelimeler

KESTÜRÜM, KÜLDÜRÜM, GÜLDÜRÜM, ÇÖRÇÜRÜM, MÜLDÜRÜM, MÜŞKÜRÜM, SÜRDÜRÜM, PÜRPÜRÜM, SÖNDÜRÜM, SÜNDÜRÜM

7 harfli kelimeler

ÖLDÜRÜM, PÜPÜRÜM, MÜCÜRÜM, KÜTÜRÜM, KÜDÜRÜM, HÖTÜRÜM, HÖŞÜRÜM, GÜDÜRÜM, BÜTÜRÜM, BÖĞÜRÜM, KÖTÜRÜM, GÖTÜRÜM, DÜŞÜRÜM

6 harfli kelimeler

ÜFÜRÜM

5 harfli kelimeler

CÜRÜM, KÜRÜM, DÜRÜM, BÜRÜM, TÜRÜM, SÜRÜM

4 harfli kelimeler

ÜRÜM

Bazı kelimelerin anlamları

ÜRÜM

Sürülerin sabaha karşı götürüldüğü otlak. Soğuk yer. Kurumuş ot.

PÜRPÜRÜM

Semizotu. Yıpranmış, dökülmüş, incelmiş : Şu adamın üstü pürpürüm olmuş. Tel tel, ince ve dökümlü : Börek pürpürüm gibi.

SÜRDÜRÜM

Abonman.

ÖZÜŞTÜRÜM

Besinle gelen özdekleri dönüştürüp, onlardan erke sağlayan dirilkimyasal tepkime dizilerinin tümü.

MÜŞKÜRÜM

İlkbaharda kayalıklarda biten, sarımtırak renkli çiçekleri güzel kokan, sünbülgillerden bir yaban otu.

KÖSKÖTÜRÜM

Büsbütün kötürüm.

MÜLDÜRÜM

Kaldıraç, kaldıraç kolu.

SÖNDÜRÜM

Bir algıç borusundaki elektriksel boşalımın sürüp gitmesini önleme yöntemi. itfâ (bk. borç kapatma).

SÜNDÜRÜM

Bir yandan öbür yana uzatılmış sırık : Bizim damın sündürümleri çürüyor.

GÜLDÜRÜM

Büyükçe taş parçası.

KÜLDÜRÜM

Dikildiği yerde çürüyüp içi boşalmış ağaç, içi kof ağaç. Bütün, tüm.

KESTÜRÜM

Kestirme, kısa (yol vb.).

ÇÖRÇÜRÜM

Çağlayan.

DÖNÜŞTÜRÜM

Dönüştürme işi, tahvil.

ÖLDÜRÜM

Öldürme işi.

KARŞISÜRÜM

Görüntünün içindekilerde, görüntüler arasında, ses ve müzikte, görüntü ile ses arasındaki çatışmanın belirli bir amaçla düzenlenmesi.

  -   -   -  

Anlamında ÜRÜM bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÜRÜM geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ABONE

Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).

ARMA

Bir devletin, bir hanedanın veya bir şehrin simgesi olarak kabul edilmiş resim, harf veya şekil, ongun (II). Geminin yürümesine hizmet eden direk, seren, ip, halat ve yelken takımı.

ARDAKLANMAK

Ağaçlarda mantarların sebep olduğu çürümeye uğramak.

ABONMAN

Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.

ADIMSAYAR

Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet, pedometre.

BADİKLEŞMEK

Ördek gibi sağa sol yalpa vurarak yürüme eğilimi göstermek.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

BASMAK

Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.

ACYO

Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.

ADIM

Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.

ARDAK

İçten çürümeye yüz tutmuş ağaç.

AMBARGO

Bir malın serbest sürümünü engellemek için konulan yasak, engelleyim. Bir ülkenin dış dünyayla ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir kişinin başka kişilerle ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir devletin, gemilerin kendi limanlarından ayrılmasını yasaklama buyruğu, engelleyim.

BAKTERİ

Toprakta, suda, canlılarda bulunan, çürüme, mayalanma veya hastalıklara yol açan, küresel, silindirimsi, kıvrık biçimli olan, bölünerek çoğalan, klorofilsiz, tek hücreli canlı.

ARPALAMA

Atların ayaklarında görülen ve rahat yürümelerini önleyen bir hastalık. Çok arpa yemekten ileri gelen bir hayvan hastalığı.

BADİKLEMEK

Ördek gibi iki yana sallana sallana yürümek.

ADAKLAMAK

Küçük çocuk yürümeye başlamak.

AYAKLANMAK

Çocuk yürümeye başlamak. Hasta iyileşip yürüyebilir duruma gelmek. Ayağa kalkıp gitmeye davranmak. Toplu bir biçimde zor ve şiddet kullanarak devlet güçlerine karşı gelmek, başkaldırmak, isyan etmek. Uyanmak, uyanıp kalkmak.

BACAK

Vücudun kasıktan tabana kadar olan bölümü. Bazı şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri, ayak. Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. İskambil kâğıtlarında genç erkek resimli kâğıt, oğlan, vale.

AKSAMAK

Hafifçe topallamak. Bir iş gereği gibi yürümemek, geri kalmak.

BANKET

Şehirler arası yolların iki tarafında yayaların yürümesine ve taşıtların trafiği aksatmadan durabilmesine yarayan çakıl veya toprak yol. Yamaçtan kayan toprağı yerinde tutmak ve böylece ekilmeye elverişli yer kazanmak için türlü yollarla yapılmış olan dar basamak.