Kelimeler arşivi içinde; başında "öze" olan, toplam 128 adet kelime bulunmaktadır. öze ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu öze ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde öze olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÖZELLEŞTİREBİLMEK
ÖZELLEŞTİREBİLME
ÖZEKSELLEŞTİRİM, ÖZEKSİZLEŞTİRİM, ÖZELLEŞTİRİLMEK
ÖZELLEŞTİRİLME, ÖZENDİREBİLMEK, ÖZERKLEŞTİRMEK, ÖZETLEYEBİLMEK
ÖZEKLENDİRMEK, ÖZELLEŞTİRMEK, ÖZENDİREBİLME, ÖZERKLEŞTİRME, ÖZETLEYEBİLME
ÖZEÇÖZÜMLEME, ÖZELLEŞTİRME, ÖZENDİRİLMEK
ÖZEKDIŞILIK, ÖZEKKAÇLAMA, ÖZENDİRİLME, ÖZENTİCİLİK, ÖZERKLEŞMEK
ÖZELEŞTİRİ, ÖZELLEŞMEK, ÖZELLİKSİZ, ÖZENDİRMEK, ÖZENGENLİK, ÖZENSİZLİK, ÖZERKLEŞME, ÖZETLENMEK
ÖZEKAĞACI, ÖZEKÇİLİK, ÖZEKLEMEK, ÖZEKLENİK, ÖZEKLEŞİM, ÖZELÇAĞRI, ÖZELENMEK, ÖZELLEŞME, ÖZELLİKLE, ÖZELLİKLİ, ÖZENDİRME, ÖZENGÜLÜK, ÖZENİLMEK, ÖZENLEYDİ, ÖZENLİLİK, ÖZENSİZCE, ÖZENTİSİZ, ÖZETKİTAP, ÖZETLEMEK, ÖZETLENME, ÖZETLEYİŞ, ÖZEZERLİK
ÖZEFAGUS, ÖZELEMEK, ÖZENİLME, ÖZENLİCE, ÖZENTİCİ, ÖZENTİLİ, ÖZERDİNÇ, ÖZERKLİK, ÖZERKMEN, ÖZETLEME
ÖZEKÇİL, ÖZEKDEŞ, ÖZEKKÖY, ÖZEKSEL, ÖZELLİK, ÖZENCİK, ÖZENDER, ÖZENGEN, ÖZENGİN, ÖZENGÜL, ÖZENMEK, ÖZENSİZ, ÖZERCAN, ÖZERDAL, ÖZERDEM, ÖZERDİM, ÖZERHAN, ÖZERİNÇ, ÖZERİNE, ÖZERKİN, ÖZERMAN, ÖZERTAN, ÖZERTEM
ÖZEBEK, ÖZEHET, ÖZEKAN, ÖZEKES, ÖZEKLİ, ÖZELGE, ÖZELİK, ÖZELTİ, ÖZEMEÇ, ÖZEMEK, ÖZEMÜK, ÖZENAY, ÖZENCE, ÖZENCİ, ÖZENEK, ÖZENGİ, ÖZENİR, ÖZENİŞ, ÖZENLE, ÖZENLİ, ÖZENME, ÖZENTİ, ÖZENÜK, ÖZEREK, ÖZEREN, ÖZEROL, ÖZETÇE, ÖZEZER
ÖZEBE, ÖZELE, ÖZEME, ÖZENÇ, ÖZENE, ÖZENİ, ÖZERİ, ÖZERK, ÖZEYH
ÖZEK, ÖZEL, ÖZEN, ÖZER, ÖZET
ÖZE
ÖZE
Özgü.
ÖZERKLEŞTİRME
Özerkleştirmek işi.
ÖZELLEŞTİREBİLMEK
Özelleştirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÖZEKSİZLEŞTİRİM
Nüfusun, işleyim ve tecim, etlkinliklerinin, ekin kuruluşlarının, yığılmış bulundukları özeğin dışında yerleşmelerini amaçlayan ve bunu özendiren dizgeli yönelti. bk. işleyimsel özeksizleştirim. Kişilerin, bir kentin özeğinden çevresindeki kesimlere ya da yörekentlere göçüp yerleşmeleri.
ÖZETLEYEBİLME
Özetleyebilmek işi.
ÖZELLEŞTİRİLME
Özelleştirilmek işi.
ÖZELLEŞTİRİLMEK
Özelleştirme işi yapılmak.
ÖZELLEŞTİRMEK
Bir şeyi özel duruma getirmek veya özel olarak kullanmak, kamulaştırmak karşıtı. Kamu malını satarak özel duruma getirmek.
ÖZEKLENDİRMEK
Toplatmak.
ÖZEKSELLEŞTİRİM
Bir ülkede nüfusun, ekonomik ve toplumsal etkinliklerin, ekin kuruluşlarının tek bir özekte toplanma eğiliminin yaratılması ve güçlendirilmesi yönünde benimsenen dizgeli yönelti.
ÖZETLEYEBİLMEK
Özetleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÖZELLEŞTİREBİLME
Özelleştirebilmek işi.
ÖZERKLEŞTİRMEK
Özerk duruma getirmek, özerklik vermek.
ÖZENDİREBİLMEK
Özendirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÖZEÇÖZÜMLEME
Uzun bir süre içinde dönemsel olarak yinelenen oturumlarla ve bir görüşmeci ya da sağaltımcının yardımıyla görüşülen kişinin kendini özgürce ve istençli olarak dile getirmesine olanak veren özgür ve bireysel görüşme.
ÖZENDİREBİLME
Özendirebilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖZE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
AÇIKGÖZLÜLÜK
Açıkgöz olanın durumu. Açıkgöze yakışacak davranış.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AHALİ
Aralarında aynı yerde bulunmaktan başka hiçbir ortak özellik bulunmayan kişilerden oluşan topluluk, halk. Bir yerde toplanan kalabalık.
AKIŞMASIZ
Akışma özelliği olmayan.
AJUR
Delikli örgü, gözenek.
AKIŞKAN
Akış özellikleri gözlenebilen (sıvı veya gaz), seyyal.
AKICILIK
Akıcı olma durumu. Söz, yazı ve anlatımın akıcı olma özelliği, selaset.
AJURLU
Her yanı ajur biçiminde işlenmiş bulunan, gözenekli.
AHAR
Hattatların kâğıt cilalamak için kullandıkları nişasta ve yumurta akından yapılmış olan özel bir karışım.
AKICI
Akma özelliği olan. Kesintisiz. Kolay anlaşılabilen, okunabilen, anlamca açık (anlatım), selis.
AÇIKTAN
Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.
AKAMBER
Özellikle amber balığının bağırsaklarından çıkarılan, kül renginde, yapışkan, bükülgen ve misk gibi kokusu olan bir taş. Sıcak ülkelerde yetişen bir ağaçtan elde edilen katı, güzel kokulu reçine.
AKIŞMALI
Akışma özelliği olan.
AÇINSAMAK
Bir yerin özelliklerini ortaya çıkarmak için araştırma ve inceleme yapmak, istikşaf etmek.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
ADİ
Değersiz, kötü, sıradan, hiçbir özelliği olmayan. Bayağı. Aşağılık, alçak.
AKIŞKANLIK
Akışkan olma durumu. Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü, likidite. Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar, likidite.
AKASMA
Düğün çiçeğigillerden, beyaz çiçek veren, bahçelerde süs çiçeği olarak yetiştirilen, sarmaşık özelliği gösteren bir bitki, yaban asması, orman sarmaşığı, meryemana asması (Clematis vitalba).
ABULLABUT
Kaba saba ve anlayışsız (kimse). Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).