Kelimeler arşivi içinde; başında "özü" olan, toplam 46 adet kelime bulunmaktadır. özü ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu özü ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde özü olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÖZÜMLEYEBİLMEK
ÖZÜMLEYEBİLME
ÖZÜŞERLEŞİM
ÖZÜRSÜZLÜK, ÖZÜRPARMAK, ÖZÜRLENMEK, ÖZÜMSETMEK, ÖZÜMSENMEK, ÖZÜMLENMEK
ÖZÜMSENME, ÖZÜRLÜLÜK, ÖZÜNÜKSÜZ, ÖZÜNCÜLÜK, ÖZÜŞTÜRÜL, ÖZÜMSETME, ÖZÜMSEMEK, ÖZÜMLEMEK, ÖZÜMLENME, ÖZÜŞTÜRÜM
ÖZÜMSEME, ÖZÜKAVAK, ÖZÜTLEME, ÖZÜLEMEK, ÖZÜDOĞRU, ÖZÜMLEME
ÖZÜRSÜZ, ÖZÜLLÜK, ÖZÜNNEN, ÖZÜNSÜZ, ÖZÜKURU, ÖZÜKELE
ÖZÜRLÜ, ÖZÜTOK, ÖZÜPEK, ÖZÜNLÜ, ÖZÜNÇÜ, ÖZÜNCÜ, ÖZÜLGE
ÖZÜAK
ÖZÜS, ÖZÜR, ÖZÜN, ÖZÜM, ÖZÜT, ÖZÜK
ÖZÜ
ÖZÜ
Sulak, verimli yer, otlak. Sevinç, şenlik. Arkadaş. Cana yakın kişi. Tanılan bir kimsenin adı yerine kullanılır. Kendi. Duru, katıksız olan.
ÖZÜNCÜLÜK
Oyunbozanlık.
ÖZÜMLEYEBİLME
Özümleyebilmek işi.
ÖZÜŞTÜRÜL
Özüştürüm süreçlerine ilişkin.
ÖZÜMLENMEK
Özümleme işine konu olmak.
ÖZÜMSETME
Özümsetmek işi.
ÖZÜRSÜZLÜK
Özürsüz olma durumu.
ÖZÜRPARMAK
Araba tekerinde ağaç parmaklar arasında bulunan tek demir parmak. (Yukarıkaşıkara Yalvaç Isparta).
ÖZÜMSETMEK
Özümseme işini yaptırmak.
ÖZÜRLÜLÜK
Özürlü olma durumu.
ÖZÜMLEYEBİLMEK
Özümleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÖZÜNÜKSÜZ
Dayanıksız.
ÖZÜRLENMEK
Sakatlanmak.
ÖZÜMSENMEK
Özümlenmek.
ÖZÜMSENME
Özümlenme.
ÖZÜŞERLEŞİM
Bir özdeciğin dıştan edindiği erke ile kendiliğinden üşerleşmesi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖZÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKROMATİK
Beyaz ışığı çözümlemeden geçiren, renksemez. Hücrede boyayı kabul etmeyen (bölüm).
AHBAP
Kendisiyle yakın ilişki kurulup sevilen, sayılan kimse. Samimiyet, içtenlik bildiren bir seslenme sözü.
AĞABABA
Dede, ata. Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). Sanı "ağa" olan babaya çocuğunun sesleniş sözü.
ALARGA
Açık deniz, engin. "Açıktan geç, yaklaşma" anlamında kullanılan bir seslenme sözü. Uzaktan, açıktan.
AÇ
Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
ABRAKADABRA
Eski çağlarda bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılan büyülü söz. Sihirbazların sıkça kullandığı büyü sözü.
AÇGÖZLÜ
Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, açgöz, gözü aç, doymaz, gözü doymaz, tamahkâr, haris, hırslı, tokgözlü karşıtı.
ALÜMİN
Suda çözünmeyen, 2050 °C'de eriyen, beyaz bir toz olan alüminyum oksit (Al2O3).
AKTİNYUMLU
Özünde aktinyum bulunduran.
ALDATMAK
Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.
ALLEM
"Bir işi istediği duruma getirmek için her türlü kurnazca çareye başvurmak" anlamıyla allem etmek, kallem etmek sözünde geçer.
ALO
Telefon konuşmasına başlarken kullanılan bir seslenme sözü. (alooo) Kendisine bakmasını veya kendisiyle ilgilenmesini istediği kişiye karşı söylenen seslenme sözü.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
AHFEŞ
"Söylenen sözü anlamadan kafa sallayarak onaylamak" anlamında Ahfeş'in keçisi gibi başını sallamak deyiminde geçen bir söz.
AĞABEY
Büyük erkek kardeş, ağa, aka, ede, efe. Saygı ve sevgi göstermek üzere yaşça büyük olan erkeklere söylenen bir seslenme sözü.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
ALİMALLAH
Söylenen bir sözün doğruluğuna inandırmak için "en iyisini Allah bilir" anlamında kullanılan bir söz.
AÇGÖZLÜLÜK
Açgözlü olma durumu, doymazlık, gözü doymazlık, harislik, tamahkârlık, tamah.
ALINMAK
Alma işi yapılmak. Uyarlanmak. Elde edilmek. Bir sözün, bir davranışın kendisine söylediğini veya yapıldığını sanarak incinmek, kırılmak.