Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ör" olan, toplam 262 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ör ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ör olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ör olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ELEKTROEJAKÜLATÖR
PROPRİYORESEPTÖR
İMMÜNOMODÜLATÖR, VAZOKONSTRİKTÖR
MEKANORESEPTÖR
BİYOKATALİZÖR, TRANSFORMATÖR, BİYOİNDİKATÖR, BRONKODİLATÖR, FOTOKATALİZÖR, HOMOJENİZATÖR, MİKROPREDATÖR, NÖROMEDİYATÖR, NÖROMODÜLATÖR, NÖROREGÜLATÖR, RADYORESEPTÖR
AKOMPANYATÖR, AMPLİFİKATÖR, PÜLVERİZATÖR, STABİLİZATÖR, FOTORESEPTÖR, KEMORESEPTÖR, MONOKROMATÖR, NÖROSEKRETÖR, OZMORESEPTÖR, STERİLİZATÖR, VAZODEPRESÖR
DİSTRİBÜTÖR, KONDANSATÖR, KONSERVATÖR, KONVERTİSÖR, KOORDİNATÖR, MANİPÜLATÖR, ORGANİZATÖR, SANTRİFÜJÖR, BAŞANTRENÖR, AKSELERATÖR, DEPOLARİZÖR, DEZENFEKTÖR, EMASKÜLATÖR, JEORESEPTÖR, KONSTRİKTÖR, KOREPRESSÖR, NEBÜLİZATÖR, OTOANALİZÖR, RANFORSATÖR, VAPORİZATÖR, VAZODİLATÖR
AGRANDİSÖR, AKÜMÜLATÖR, ALTERNATÖR, BAŞREJİSÖR, DEFİBRATÖR, EKSKAVATÖR, FABRİKATÖR, KARBÜRATÖR, KOMPOZİTÖR, KÜLTİVATÖR, NARKOZİTÖR, PROVOKATÖR, SPEKÜLATÖR, TRANSİSTÖR, VANTİLATÖR, ANOVÜLATÖR, ATTENÜATÖR, EJAKULATÖR, KEMOSENSÖR, LAKRİMATÖR, OVİPOZİTÖR, POSTERİYÖR, STABİLİZÖR, VENTİLATÖR
AMORTİSÖR, ASPİRATÖR, DEKLANŞÖR, DEKORATÖR, DESİKATÖR, DESİNATÖR, FORSMAJÖR, GLADYATÖR, İNDİKATÖR, İNHİBİTÖR, JENERATÖR, KATALİZÖR, KOMPRESÖR, KOMÜTATÖR, KONDÜKTÖR, KONTROLÖR, KONVEKTÖR, MONSENYÖR, PRODÜKTÖR, PROJEKTÖR, RAFİNATÖR, REFLEKTÖR, REGÜLATÖR, TRİPORTÖR, ANTERİYÖR, DEPİLATÖR, EKSİKATÖR, EKSTENSÖR, EMÜLGATÖR, İNKÜBATÖR, Devamını Oku »»
AJİTATÖR, ANALİZÖR, ANİMATÖR, ANTRENÖR, BAŞAKTÖR, DEDANTÖR, DEDEKTÖR, DİKTATÖR, DİREKTÖR, ENJEKTÖR, GARANTÖR, GUVERNÖR, HOPARLÖR, İZOLATÖR, KOLEKTÖR, KONKASÖR, KONVEYÖR, KRUVAZÖR, OPERATÖR, PROFESÖR, RADYATÖR, RAPORTÖR, REDAKTÖR, REDRESÖR, RESEPTÖR, RÖMORKÖR, RÖPORTÖR, SELEKTÖR, VİBRATÖR, VİDANJÖR, Devamını Oku »»
ADAPTÖR, ANKETÖR, ANONSÖR, ARANJÖR, ARMATÖR, ASANSÖR, EJEKTÖR, KOAPTÖR, KREATÖR, KÜRATÖR, MONİTÖR, PÖTİBÖR, PUANTÖR, REAKTÖR, REJİSÖR, SENATÖR, TRAKTÖR, ASARSÖR, EFEKTÖR, EKARTÖR, EREKTÖR, GÖREGÖR, NAMİKÖR, OCAĞKÖR, YEDİKÖR
AMATÖR, BOKSÖR, BONKÖR, BRÜLÖR, DANSÖR, DUBLÖR, EDİTÖR, FAKTÖR, FLAŞÖR, KLASÖR, KONTÖR, KUAFÖR, LEKTÖR, MARKÖR, NANKÖR, PLANÖR, PORTÖR, REKTÖR, SEKTÖR, SENYÖR, SMAÇÖR, SUFLÖR, ŞANTÖR, ŞARJÖR, TAYYÖR, VEKTÖR, BONGÖR, ÇÖRÇÖR, GLAZÖR, GÖZGÖR, Devamını Oku »»
AKTÖR, LİKÖR, MAJÖR, MASÖR, MİNÖR, PASÖR, ŞOFÖR, TERÖR, TÜMÖR, VALÖR, VİZÖR, BOĞÖR, ÇÖĞÖR, DONÖR, ERGÖR, KÜTÖR, MÖHÖR, NETÖR, ÖNGÖR, ZÖHÖR
ÇÖÖR
SÖR, BÖR, ÇÖR, DÖR, GÖR, HÖR, KÖR, PÖR, TÖR
ÖR
ÖR
Bir şeyin özü, kökü. Ufalanmış, çürümüş, toz durumuna gelmiş şey. İçinde ateş kırıntıları olan kül, köz. Tohum. Ateş kırıntılariyle dolu kül, kömür tozu ateşi.
NÖROREGÜLATÖR
Merkezi sinir sisteminin kendi nöronları, sinir uçlarıyla efektör yapılar ve merkezi sinir sistemiyle hormonal merkezler arasındaki iletişimde haberci olarak kullanılan kimyasal madde. Nöromedyatörler, nöromodulatörler ve nörohormonların ortak adı.
PROPRİYORESEPTÖR
Kas, tendon ve benzeri iç bölgelerde iç uyartılara duyarlı alıcılar.
ELEKTROEJAKÜLATÖR
Spermanın elektrik akımı kullanarak ejakülasyonunu sağlayan alet.
MEKANORESEPTÖR
Temas, basınç, yer çekimi gibi mekanik uyartılara duyarlı özel duygu alıcı.
NÖROMEDİYATÖR
Sinaps veya kavşaklarda presinaptik uçtan salınan ve karşı taraftaki hücre veya nöroefektör yapının zarında bulunan almaçlara etkiyerek uyarının geçişini sağlayan maddelere verilen ad.
BRONKODİLATÖR
Bronş genişletici.
HOMOJENİZATÖR
Homojenleştirici.
VAZOKONSTRİKTÖR
Kan damarlarının kasılmasına sebep olan, kan damarlarının duvarlarındaki düz kasın kasılmasını sağlayan maddeler.
BİYOKATALİZÖR
Canlı dokuların hepsinde çok az bulunan ve hayat için gerekli kimyasal tepkimeleri uyandıran veya kolaylaştıran madde.
İMMÜNOMODÜLATÖR
İmmunolojik durumları ve immünopatolojik reaksiyonları istenilen etkinlik düzeyine getiren ilaç.
BİYOİNDİKATÖR
Belirteç organizma.
MİKROPREDATÖR
Çok küçük hayvansal organizmalar üzerinden beslenen. Yaşamı için gerekli maddeleri kendinden daha büyük organizmalardan, bu organizmaları öldürmeden temin eden organizma, yırtıcı.
NÖROMODÜLATÖR
Ana sinapsta ileti aşırımını ayarlayan, presinaptik ucun veya zarın uyarılabilirliğini değiştirerek presinaptik ucun veya postsinaptik zarın cevap verme ihtimalini değiştiren madde.
FOTOKATALİZÖR
Klorofilde olduğu gibi fotokimyasal reaksiyonları hızlandıran madde.
TRANSFORMATÖR
Dönüştürücü.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ADLİYE
Hukuk ve adalet işlerini gören devlet kuruluşları. Hukuk ve adalet işlerinin görüldüğü resmî yapı.
ACAYİP
Sağduyuya, göreneğe, olağana aykırı, garip, tuhaf, yadırganan, yabansı. Şaşma anlatan bir söz.
AÇMA
Açmak işi. Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek. Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ADAM
İnsan. Birinin yararlandığı, kullandığı kimse. Birinin yanında bulunan ve işini yapan kimse. Bir alanı benimseyen kimse. Eş, koca. Görevli kimse. İyi huylu, güvenilir kimse. Erkek kişi. Daima birinin yanında olan, onu destekleyen, isteklerini yerine getiren kimse.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ADAY
Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.
ADCILIK
Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
ADAYLIK
Aday olma durumu, namzetlik. Bir görevde yetiştirilme.
ACİBE
Görülmemiş, alışılmamış, şaşılacak veya yadırganacak şey.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
ADAP
Töre. Yol yordam.
ABANDONE
Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
ACEMLEŞMEK
Kültür ve medeniyet bakımından İran halkını örnek almak veya etkisi altında kalmak.
ACIKLI
Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun. Acı görmüş, yaslı, kederli.
ACELECİ
Tez iş gören, çabuk davranan, canı tez, farfara, fırtına gibi, içi tez, ivecen, iveğen, kıvrak, sabırsız, tez canlı, telaşlı, acul.
ADABIMUAŞERET
Görgü kuralları.
ADAPTÖR
Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.