Kelimeler arşivinde; içinde "öş" olan, toplam 217 tane kelime bulunuyor. İçerisinde öş bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu öş ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında öş olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
HÖŞMEKLENDİRMEK, KÖŞEGENLEŞTİRME
AŞAĞIDÖŞEMELER
KÖŞENÇİFTLİĞİ
AŞAĞIKÖŞKKÖY, DÖŞENEBİLMEK, DÖŞETEBİLMEK, DÖŞEYEBİLMEK, KÖŞELEMESİYE, KÖŞGERLENMEK, SÜTHÖŞMELİMİ
DÖŞEMECİLİK, ROPDÖŞAMBIR, DÖŞEMTASARI, DÖŞENEBİLME, DÖŞETEBİLME, DÖŞEYEBİLME, DÖŞEYİCİLİK, HATINDÖŞEĞİ, HÖŞÜMLENMEK, KÖŞEGENLEME, KÖŞEKLENMEK, KÖŞEKLETMEK, KÖŞEYAPRAĞI, LÜTFİYEKÖŞK, ÜÇKÖŞEDEMİR
DÖŞETİLMEK, MERCANKÖŞK, DÖŞEMCİLİK, DÖŞEMEALTI, DÖŞENİLMEK, GARADÖŞEME, KÖŞEKLEMEK, YUKARIKÖŞK
DÖŞEMELİK, DÖŞEMESİZ, DÖŞETİLME, KÖŞELEMEK, KÖŞKERLİK, KREPDÖŞİN, DÖŞEKKAYA, DÖŞMELDEK, DÖŞRÜYHLİ, DÖŞÜDOĞRU, DÖŞÜRÜKLÜ, GÖŞMENLİK, HÖNGÜLHÖŞ, KARDÖŞEĞİ, KÖŞBUCAĞI, KÖŞELEMEÇ, KÖŞKERLER, ÖŞEKLEMEK, ÖŞÜRLEMEK
DÖŞEMECİ, DÖŞEMELİ, DÖŞENMEK, DÖŞETMEK, DÖŞEYİCİ, HÖŞMERİM, KÖŞEBENT, KÖŞELEME, BÖŞBÖĞÜR, DEMİRDÖŞ, DÖRTKÖŞE, DÖŞEKEVİ, DÖŞEKLİK, DÖŞEKSİZ, DÖŞEMSİZ, DÖŞENEYH, DÖŞŞEMEK, DÖŞÜRMEK, DÖŞÜRÜCÜ, GÖŞKÜNCÜ, HÖŞDEMEK, HÖŞLEMEK, HÖŞMELİM, HÖŞMENİM, HÖŞMERİK, KÖŞEBAŞI, KÖŞEYOLU, KÖŞKERLİ, KÖŞKÜRCÜ, KÖŞNEMEK, Devamını Oku »»
BABAKÖŞ, BAŞKÖŞE, DÖŞEKLİ, DÖŞEMCİ, DÖŞEMEK, DÖŞENİŞ, DÖŞENME, DÖŞETME, DÖŞEYİŞ, DÖŞGÖMÜ, KÖŞEGEN, KÖŞESİZ, BÖŞAMAK, BÖŞEMEK, ÇARKÖŞE, ÇÖLAÇÖŞ, ÇÖLEÇÖŞ, ÇÖLÖÇÖŞ, DÖŞDÜYH, DÖŞEMLİ, DÖŞENGİ, DÖŞENTİ, DÖŞKAYA, DÖŞKÖMÜ, DÖŞŞEME, HÖŞMERİ, HÖŞTÜRÜ, HÖŞÜRÜK, HÖŞÜRÜM, KÖŞELEK, Devamını Oku »»
DÖŞELİ, DÖŞEME, KÖŞELİ, KÖŞKER, KÖŞKLÜ, ÖŞÜRCÜ, BÖŞÖÜR, DÖŞDÜK, DÖŞGEN, DÖŞLÜK, DÖŞMEK, DÖŞMEN, DÖŞŞEH, DÖŞŞEK, DÖŞŞÜR, GÖŞLÜK, GÖŞMEK, GÖŞTİK, HÖŞBEK, HÖŞMEK, HÖŞMER, HÖŞŞEK, KÖŞEYH, KÖŞGER, KÖŞKEK, KÖŞKEL, KÖŞKÖŞ, KÖŞKÜÇ, KÖŞLÜK, KÖŞMEK, Devamını Oku »»
DÖŞEK, DÖŞEM, KÖŞEK, ALAÖŞ, DÖŞLÜ, DÖŞÜM, GÖŞEK, HÖŞEK, HÖŞÜK, HÖŞÜL, HÖŞÜR, KÖŞEN, KÖŞGÜ, KÖŞKE, KÖŞNE, KÖTÖŞ, MÖLÖŞ, MÖŞÖK, ÖŞMEK, ÖŞŞEK, PÖŞKE, TÖŞEK
KÖŞK, ÖŞÜR, DÖŞE, KÖŞE, KÖŞT, ÖŞBE, ÖŞEK, ÖŞİK, ÖŞLÜ, ÖŞME, ÖŞÖŞ, ÖŞÜK
DÖŞ, HÖŞ, KÖŞ, LÖŞ, ÖŞT, TÖŞ, YÖŞ
ÖŞ
ÖŞ
Hemen. Güneş battıktan ya da güneş doğmadan önceki karanlık. Alaca karanlık.
KÖŞELEMESİYE
Köşelemesine, köşesine doğru.
AŞAĞIKÖŞKKÖY
Ağrı ilinde, Tutak ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
DÖŞEMTASARI
Bir yapıda oturanların ya da yapıyı kullananların yararlanacakları su, elektrik, havagazı ve benzeri kolaylıkların, nasıl bir uygulayımsal düzen içinde yapıda yer alacağını gösteren çizimtasar.
AŞAĞIDÖŞEMELER
Diyarbakır kenti, Eğil belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
KÖŞGERLENMEK
Kendini beğenmek, gururlanmak.
DÖŞETEBİLMEK
Döşetme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DÖŞEYEBİLMEK
Döşeme imkânı veya olasılığı bulunmak.
SÜTHÖŞMELİMİ
Süt ve hamurdan yapılan bir yemek. (Çukurhisar Eskişehir).
KÖŞEGENLEŞTİRME
Uygun bir dönüşümle, bir dizeyin ana köşegeni dışındaki öğelerini sıfır yapma.
KÖŞENÇİFTLİĞİ
Edirne kenti, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
HÖŞMEKLENDİRMEK
Bir şeyi, bir olayı benzetiş yoluyla canlandırarak anlatmak.
DÖŞENEBİLMEK
Döşenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DÖŞENEBİLME
Döşenebilmek işi.
ROPDÖŞAMBIR
Erkeklerin evin içinde kıyafetlerinin üzerine giydikleri üstlük.
DÖŞEMECİLİK
Döşemecinin yaptığı iş.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARP
Dik tutularak parmakla çalınan, üç köşeli, telli çalgı.
BENZERLİK
Benzer olma durumu. İki üçgende köşelerinin eşlenmesine göre karşılıklı açıların eş ve karşılıklı kenarların orantısından doğan durum.
BALALAYKA
Üç köşeli, üç teli olan Rus çalgısı.
BARATA
Bilim doktorları ile kardinallerin giydikleri dört köşe külah veya başlık. Osmanlı sarayında genellikle bostancıların, baltacı ve kapıcıların giydikleri, kırmızı çuhadan yapılmış, ucu kıvrık, uzunca başlık.
BORDÜR
Kaldırımların kenarlarında bulunan taşlar. Cilt kapağındaki kalın çizgiler. Genellikle giyim kuşam malzemesindeki kenar süsü. Banyo, tuvalet, mutfak vb. ıslak zeminlerde duvar döşemeleri arasına konan motifli bir fayans türü.
AŞOZ
Ahşap gemilerin omurgalarının uzunluğunca ve iki yanında borda kaplamalarının en dar yüzünü yerleştirmek için açılan keskin, sivri köşeli yuva.
ÇATMA
Çatmak işi. Provada geçici olarak bir giysiye iliştirilmiş olan parça. Heykel yapımında çamuru ayakta tutan tel iskelet. Ahşap yapılarda ağaç iskeletin temel parçaları. Semerin ağaç kısmı. Duvarları ağaç gövdesinden birbirine takılarak ve çivisiz olarak yapılmış olan yayla evi, Yörük çadırı. Bir tür döşemelik kumaş.
ÇAKILLIK
Çakıl döşenmiş veya birikmiş yer.
ÇENE
Canlılarda baş bölümünde yer alan, kemik veya kıkırdak ile desteklenen, altlı üstlü dişleri taşıyan ve ağzın kapanıp açılmasını sağlayan kasları üzerinde barındıran iki parçaya verilen ad. Baş bodoslamasının omurga ile birleştiği yer, çarık. Köşe. Mengene, kerpeten vb. araçların eşyayı sıkıştıran karşılıklı iki parçasından her biri. Çok konuşma huyu, gevezelik.
BALON
Isıtılmış hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan, atmosferde uçabilen, küre biçiminde araç. Aslı olmayan, palavra şey. Karikatürde içi sözle doldurulan yuvarlak. Karnı yuvarlak ve şişkin, boynu dar cam kap. Hava veya gazla doldurulmuş, kauçuktan yapılmış olan çocuk oyuncağı. Geriden gelen rüzgârdan yararlanmak amacıyla yatın ana direği üzerine çekilen üç köşeli, hafif yelken.
BORİNA
Dört köşe yelkenlerin yan yakalarına, alt tarafa doğru bağlanan halat.
BAŞODA
Geleneksel Türk evinde özellikle konukların ağırlandığı büyük ve özenli bir biçimde döşenmiş oda.
AYRAÇ
Cümle içinde geçen bir sözü, metin dışı tutmak için o sözün başına ve sonuna getirilen yay veya köşeli biçimde işaret, parantez. Kalınan sayfayı belirlemek amacıyla kitapların arasına konulan ince, uzun karton parçası, bellik.
BUCAK
Kenar, köşe, yer. İlçelerin, bir müdürle yönetilen bölümlerinden her biri, nahiye. Burdur iline bağlı ilçelerden biri.
ÇAPLAMAK
Bir şeyin enini, boyunu ölçmek, çapkımak. Keresteleri dört köşe olarak kesip biçmek.
BOHÇA
İçine çamaşır, elbise vb. koyup sarılan dört köşe kumaş. Ufak ve seçme tütün dengi.
ÇEKMEK
Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.
CAMADAN
Çapraz düğmeli, ipek veya sırma işlemeli bir tür kısa yelek. Dört köşe yelkenleri boğarak yüzeylerini küçültme işi.
BURÇ
Kale duvarlarından daha yüksek, yuvarlak, dört köşe veya çok köşeli kale çıkıntısı. Zodyak üzerinde yer alan on iki takımyıldıza verilen ortak ad. Demir aksamın birbirine değmesini engellemek, boşlukları doldurmak amacıyla sarı, karbon, plastik vb.nden yapılmış olan bir motor parçası. Ökse otu.
BALAST
Demir yollarında traverslerin altına, şoselerde düzeltilmiş toprak üzerine döşenen taş kırıkları. Safra.