ÖNCE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "önce" olan, toplam 19 adet kelime bulunmaktadır. önce ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu önce ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde önce olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

ÖNCEÇORBASI

10 harfli kelimeler

ÖNCESİZLİK

9 harfli kelimeler

ÖNCECİLİK, ÖNCELİKLİ, ÖNCELİKLE, ÖNCELEYİN, ÖNCELEMEK

8 harfli kelimeler

ÖNCELEME, ÖNCELLİK, ÖNCELERİ

7 harfli kelimeler

ÖNCELİK, ÖNCEDEN, ÖNCESİZ

6 harfli kelimeler

ÖNCEKİ, ÖNCECİ

5 harfli kelimeler

ÖNCEL, ÖNCEK, ÖNCEG

4 harfli kelimeler

ÖNCE

Bazı kelimelerin anlamları

ÖNCE

İlk olarak, başlangıçta, sonra karşıtı.

ÖNCELEME

Öncelemek işi, lanse.

ÖNCEÇORBASI

Bir çeşit hamur çorbası.

ÖNCELERİ

Önceki zamanda, başlangıçta.

ÖNCECİLİK

Bir şeyi başkalarından önce yapma işi, inisiyatif. Önde gelme işi.

ÖNCELİK

Bir şeyin öbüründen önce olması durumu, takaddüm.

ÖNCEKİ

Önce olan, evvelki, mukaddem, sabık.

ÖNCESİZ

Zamanda başlangıcı olmayan, ezelî.

ÖNCESİZLİK

Öncesi olmama durumu. Ezel.

ÖNCELEMEK

Bir şeyi önceden yapmak, geri bırakmamak, öne almak, takdim etmek. Tanıtmak, yönlendirmek amacıyla överek öne çıkarmak, lanse etmek.

ÖNCELİKLE

Öne alınarak, daha önce olarak.

ÖNCELLİK

Bir sıra düzeni içinde birbirini izleyen uyaran ya da sınarlar arasında ya da sıralayıcı bir ölçekte dizilenmiş bireyler arasında önce gelenin taşıdığı sırasal konum.

ÖNCECİ

Bir şeyi başkalarından önce yapan kimse. Önde gelen kimse.

ÖNCEDEN

Başlarken, başlangıçta, daha önce, evvelce.

ÖNCELİKLİ

Önceliği olan.

ÖNCELEYİN

İlk önce, daha önce.

  -   -   -  

Anlamında ÖNCE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖNCE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ANLAMA

Anlamak işi, anlamaklık, derk, fehim, intikal, tefehhüm, vukuf. Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğunu görme.

ABONE

Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).

AÇIKLAYICI

Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.

ASTASIM

Öncüllerinden biri önceki tasımın vargısı durumunda olan bir ek tasım.

ASES

Osmanlı Devleti'nde Yeniçeri Ocağının kaldırılmasından önceki güvenlik görevlisi. Gece bekçisi.

ASTAR

Giyecek, perde, çanta, ayakkabı vb. şeylerde, kumaşın veya derinin iç tarafına geçirilen ince kat. Sıvanacak, boyanacak yerlere boyadan önce sürülen kat. Gemicilikte bir şeyi sağlamlaştırmak için kullanılan bez, halat, ağaç vb.

ATLATMAK

Atlama işini yaptırmak. Görüşmek, konuşmaktan kaçmak. Aldatmak. Kötü bir durumu geçiştirmek, savmak. Savsaklamak. Basında başka ilgililerden önce bir haberin yayımlanmasını sağlamak.

ARKEEN

Kambriyumlardan önce oluşan en eski yer katı.

ARDIL

Birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, arda, halef, öncel karşıtı. Bir çıkarımda varılan sonuç.

AVANS

Öndelik. Oyunda zayıf tarafa önceden verilen geçici üstünlük.

AKSAK

Aksayan, hafifçe topallayan. İyi gitmeyen, iyi işlemeyen. Türk müziğinde kıvrak bir usul. Eski Yunan ve Latin şiir ölçüsünde, sondan bir önceki hecesi kısa olacak yerde uzun olan dize.

ASURCA

Sami dilleri ailesine giren ve milattan önceki dönemlerde Ön Asya'da kullanılmış olan ölü bir dil. Bu dille yazılmış olan.

ASONANS

Aynı aksanı veren ünlüyü ondan sonra veya önce gelen ünsüzü dikkate almadan her dizenin sonunda tekrarlama biçiminde yapılmış olan uyak.

AĞIZLAMAK

Bir boğazın veya bir limanın ağzını ortalamak. Bir işi kolaylamak. Bir parçayı yuvasına geçirmek için önce yuvanın ağzını ayarlamak.

ARİFE

Belirli bir günün, olayın bir önceki günü veya ona yakın günler, ön gün.

AÇIKTAN

Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.

ALİVRE

Önceden satış.

ARAMİCE

Sami dillerinin batı lehçelerini içine alan ve milattan önceki dönemlerde kullanılmış olan ölü bir dil. Bu dille yazılmış olan.

ARKAİK

Güzel sanatlarda klasik çağ öncesinden kalan. Konuşulan ve yazılan dilde, kullanımdan düşmüş olan (eski söz veya deyim).

APERİTİF

Ön içki. Yemek öncesinde yenen çerez vb. yiyecek.