Kelimeler arşivi içinde; başında "önce" olan, toplam 19 adet kelime bulunmaktadır. önce ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu önce ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde önce olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÖNCEÇORBASI
ÖNCESİZLİK
ÖNCECİLİK, ÖNCELİKLİ, ÖNCELİKLE, ÖNCELEYİN, ÖNCELEMEK
ÖNCELEME, ÖNCELLİK, ÖNCELERİ
ÖNCELİK, ÖNCEDEN, ÖNCESİZ
ÖNCEKİ, ÖNCECİ
ÖNCEL, ÖNCEK, ÖNCEG
ÖNCE
ÖNCE
İlk olarak, başlangıçta, sonra karşıtı.
ÖNCELLİK
Bir sıra düzeni içinde birbirini izleyen uyaran ya da sınarlar arasında ya da sıralayıcı bir ölçekte dizilenmiş bireyler arasında önce gelenin taşıdığı sırasal konum.
ÖNCELİK
Bir şeyin öbüründen önce olması durumu, takaddüm.
ÖNCELİKLE
Öne alınarak, daha önce olarak.
ÖNCEKİ
Önce olan, evvelki, mukaddem, sabık.
ÖNCESİZ
Zamanda başlangıcı olmayan, ezelî.
ÖNCELİKLİ
Önceliği olan.
ÖNCESİZLİK
Öncesi olmama durumu. Ezel.
ÖNCELEME
Öncelemek işi, lanse.
ÖNCELEMEK
Bir şeyi önceden yapmak, geri bırakmamak, öne almak, takdim etmek. Tanıtmak, yönlendirmek amacıyla överek öne çıkarmak, lanse etmek.
ÖNCEÇORBASI
Bir çeşit hamur çorbası.
ÖNCELERİ
Önceki zamanda, başlangıçta.
ÖNCECİ
Bir şeyi başkalarından önce yapan kimse. Önde gelen kimse.
ÖNCEDEN
Başlarken, başlangıçta, daha önce, evvelce.
ÖNCECİLİK
Bir şeyi başkalarından önce yapma işi, inisiyatif. Önde gelme işi.
ÖNCELEYİN
İlk önce, daha önce.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖNCE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ASES
Osmanlı Devleti'nde Yeniçeri Ocağının kaldırılmasından önceki güvenlik görevlisi. Gece bekçisi.
AÇIKTAN
Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.
ARKEEN
Kambriyumlardan önce oluşan en eski yer katı.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
AĞIZLAMAK
Bir boğazın veya bir limanın ağzını ortalamak. Bir işi kolaylamak. Bir parçayı yuvasına geçirmek için önce yuvanın ağzını ayarlamak.
ANLAMA
Anlamak işi, anlamaklık, derk, fehim, intikal, tefehhüm, vukuf. Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğunu görme.
ASURCA
Sami dilleri ailesine giren ve milattan önceki dönemlerde Ön Asya'da kullanılmış olan ölü bir dil. Bu dille yazılmış olan.
ARKAİK
Güzel sanatlarda klasik çağ öncesinden kalan. Konuşulan ve yazılan dilde, kullanımdan düşmüş olan (eski söz veya deyim).
ASTAR
Giyecek, perde, çanta, ayakkabı vb. şeylerde, kumaşın veya derinin iç tarafına geçirilen ince kat. Sıvanacak, boyanacak yerlere boyadan önce sürülen kat. Gemicilikte bir şeyi sağlamlaştırmak için kullanılan bez, halat, ağaç vb.
ARİFE
Belirli bir günün, olayın bir önceki günü veya ona yakın günler, ön gün.
ASTASIM
Öncüllerinden biri önceki tasımın vargısı durumunda olan bir ek tasım.
APERİTİF
Ön içki. Yemek öncesinde yenen çerez vb. yiyecek.
ALİVRE
Önceden satış.
ARAMİCE
Sami dillerinin batı lehçelerini içine alan ve milattan önceki dönemlerde kullanılmış olan ölü bir dil. Bu dille yazılmış olan.
ASONANS
Aynı aksanı veren ünlüyü ondan sonra veya önce gelen ünsüzü dikkate almadan her dizenin sonunda tekrarlama biçiminde yapılmış olan uyak.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
AKSAK
Aksayan, hafifçe topallayan. İyi gitmeyen, iyi işlemeyen. Türk müziğinde kıvrak bir usul. Eski Yunan ve Latin şiir ölçüsünde, sondan bir önceki hecesi kısa olacak yerde uzun olan dize.
ARDIL
Birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, arda, halef, öncel karşıtı. Bir çıkarımda varılan sonuç.
ATLATMAK
Atlama işini yaptırmak. Görüşmek, konuşmaktan kaçmak. Aldatmak. Kötü bir durumu geçiştirmek, savmak. Savsaklamak. Basında başka ilgililerden önce bir haberin yayımlanmasını sağlamak.
AVANS
Öndelik. Oyunda zayıf tarafa önceden verilen geçici üstünlük.