ÖNCÜ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "öncü" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. öncü ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu öncü ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde öncü olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

8 harfli kelimeler

ÖNCÜLLER

7 harfli kelimeler

ÖNCÜBAY, ÖNCÜLER, ÖNCÜLÜK

6 harfli kelimeler

ÖNCÜER, ÖNCÜLÜ

5 harfli kelimeler

ÖNCÜL, ÖNCÜT

4 harfli kelimeler

ÖNCÜ

Bazı kelimelerin anlamları

ÖNCÜ

Önden gelen, önde olan, artçı karşıtı. Önde gidip haber ulaştıran kimse. Önder, kılavuz. Yürüyüşte kolun ilerisinden giden kıta, pişdar, artçı karşıtı. Bir sanat ve düşünce akımını, çağına göre yeni bir görüşü başlatan kimse veya eser, müjdeci, avangart.

ÖNCÜLER

Bartın ilinde, Kumluca nahiyesine bağlı bir yer. Gaziantep ilinde, Karkamış ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Şanlıurfa kenti, Harran belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Van şehrinde, Başkale ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

ÖNCÜLÜ

Önce gelen, birinci, başta giden. Önce. Diyarbakır şehrinde, Çınar ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

ÖNCÜLLER

Bir tasımda yargıya ulaştıran ilk iki önerme.

ÖNCÜBAY

Öncü olan kimse.

ÖNCÜLÜK

Öncü olma durumu. Önderlik.

ÖNCÜL

Önde giden, önde olan, artçıl karşıtı. Bir bilimsel çalışmada işe koyulurken, araştırmaya konu edilmeksizin doğru sayılan önerme. Bir çıkarımın öncüller kümesini oluşturan önermelerden herhangi biri, mukaddem. Bir tasımda sonucu hazırlayan ilk iki önermeden her biri, mukaddem. Kılavuz, öncü.

ÖNCÜT

Ödünç.

ÖNCÜER

Öncü olan kimse.

  -   -   -  

Anlamında ÖNCÜ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖNCÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

MUKADDEM

Önce gelen, önceki. Öncül.

ÖNDERLİK

Önder olma durumu, öncülük, liderlik. Öndere yakışır davranış, öncülük, liderlik:.

SENTEZ

Element veya başka maddeleri bir araya getirerek yapay olarak bileşik cisimler oluşturma, bireşim. Yalından karmaşık olana, külliden cüziye, zorunludan olasıya, ilkeden onun uygulanmasına, genel yasadan bireysel duruma, nedenden etkiye, öncülden varılan sonuca giden düşünme biçimi, bireşim.

ENTİMEM

Bir veya birden çok öncülü, önceden bilindiği varsayılarak kaldırılmış olan tasımsal çıkarım.

ARTÇI

Geçmiş bir sanat veya edebiyat çığırını sürdüren sanatçı veya hareket. Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğin güvenliğini sağlamak için arkadan gelmek üzere bırakılan kıta, dümdar, öncü karşıtı. Arkadan gelen, sonra olan, öncü karşıtı.

ADENOBLAST

Embriyonal gelişim sırasında bez dokusunu oluşturacak olan öncü hücrelerden her biri, embriyonal bez hücresi. Ana bez hücresi. Embriyonik bez hücresi.

DEKADAN

XIX. yüzyıl sonlarında Fransa'da natüralistlere karşı çıkan sembolizm akımına öncülük etmiş olan sanatçı. Edebiyatta, sanatta yozlaşma, gerileme.

GELECEKÇİLİK

İtalyan şairi Marinetti'nin 1909 yılında yayımladığı bildiri ile ortaya çıkan, yeni hayatı övme, geleneksel edebî kuralları yıkma amacını güden ve Dadacılık, gerçeküstücülük vb. akımlara öncülük etmiş olan edebiyat çığırı, fütüristlik, fütürizm.

ÇARKACI

Osmanlı ordusunda öncü süvari birliğinde görevli asker.

ASTASIM

Öncüllerinden biri önceki tasımın vargısı durumunda olan bir ek tasım.

SORİT

Öncül sayısı ikiden çok olan tasımsal çıkarım.

PİŞDAR

Öncü. Öncülük eden, önde giden kimse.

BAYRAK

Bir milletin, belli bir topluluğun veya bir kuruluşun simgesi olarak kullanılan, renk ve biçimle özelleştirilmiş, genellikle dikdörtgen biçiminde kumaş, sancak. Atletizmdeki bayrak yarışında dört sporcunun elden ele geçirdiği kısa, yuvarlak sopa. Simge, sembol. Öncü. Baklagilllerde diğerlerinden daha üstte bulunan, daha büyük olan ve çoğunlukla başka bir renkte ve yuvarlakça olan taç yaprağı. Gerektiğinde indirilip kaldırılan, açılıp kapatılan kol.

AVANGART

Öncü.

MEŞALE

Ucunda, alev çıkararak yanıcı bir madde bulunan, aydınlatmaya yarayan değnek. Bir düşüncenin öncüsü.

ÇARPIŞMA

Çarpışmak işi, müsademe, sadme. Öncülerin veya küçük birliklerin yaptıkları küçük savaşma.

İLKE

Temel düşünce, temel inanç, umde, prensip. Davranış kuralı. Her türlü tartışmanın dışında sayılan öncül, mebde, umde, prensip. Öge, unsur. Temel bilgi.

KÖSEMEN

Sürünün önünden giderek ona kılavuzluk eden koç ya da teke. Yol gösteren kılavuz. Dövüşken iri koç veya teke. Borsada öncülük yapan hisse.

ÇARKA

Osmanlı ordusunda öncü görevi.

ÇARHACI

Sakat. Güreş kızıştıran, yöneten. Yürüyüş halindeki Osmanlı ordusunun öncülüğünü yapan seçkin süvari gücü.