Kelimeler arşivinde; içinde "öncü" olan, toplam 16 tane kelime bulunuyor. İçerisinde öncü bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu öncü ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında öncü olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DÖNCÜNMEK, GÖNCÜKMEK
GÖNCÜLÜK, ÖNCÜLLER
ÖNCÜLÜK, ÖKÖNCÜK, ÖNCÜBAY, ÖNCÜLER
GÖNCÜK, ÖNCÜER, ÖNCÜLÜ
GÖNCÜ, ÖNCÜL, HÖNCÜ, ÖNCÜT
ÖNCÜ
ÖNCÜ
Önden gelen, önde olan, artçı karşıtı. Önde gidip haber ulaştıran kimse. Önder, kılavuz. Yürüyüşte kolun ilerisinden giden kıta, pişdar, artçı karşıtı. Bir sanat ve düşünce akımını, çağına göre yeni bir görüşü başlatan kimse veya eser, müjdeci, avangart.
DÖNCÜNMEK
Bir şeyin çevresinde dönmek: Tepeyi döncündüm başım dödü.
ÖNCÜER
Öncü olan kimse.
GÖNCÜLÜK
Göncünün yaptığı iş.
ÖNCÜLÜK
Öncü olma durumu. Önderlik.
HÖNCÜ
Umacı.
ÖNCÜL
Önde giden, önde olan, artçıl karşıtı. Bir bilimsel çalışmada işe koyulurken, araştırmaya konu edilmeksizin doğru sayılan önerme. Bir çıkarımın öncüller kümesini oluşturan önermelerden herhangi biri, mukaddem. Bir tasımda sonucu hazırlayan ilk iki önermeden her biri, mukaddem. Kılavuz, öncü.
GÖNCÜ
Ham veya işlenmiş deri satan kimse. Ayakkabı tamircisi.
ÖNCÜLÜ
Önce gelen, birinci, başta giden. Önce. Diyarbakır şehrinde, Çınar ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
ÖNCÜLER
Bartın ilinde, Kumluca nahiyesine bağlı bir yer. Gaziantep ilinde, Karkamış ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Şanlıurfa kenti, Harran belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Van şehrinde, Başkale ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
ÖNCÜT
Ödünç.
ÖNCÜLLER
Bir tasımda yargıya ulaştıran ilk iki önerme.
ÖNCÜBAY
Öncü olan kimse.
ÖKÖNCÜK
Masal, öykü.
GÖNCÜKMEK
Meyve bozulmaya başlamak, çürümek.
GÖNCÜK
Giyim eşyalarındaki cep. Kayalık yer. Balık ağı. Şanlıurfa ili, Demirci nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖNCÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AVANGART
Öncü.
İLKE
Temel düşünce, temel inanç, umde, prensip. Davranış kuralı. Her türlü tartışmanın dışında sayılan öncül, mebde, umde, prensip. Öge, unsur. Temel bilgi.
GELECEKÇİLİK
İtalyan şairi Marinetti'nin 1909 yılında yayımladığı bildiri ile ortaya çıkan, yeni hayatı övme, geleneksel edebî kuralları yıkma amacını güden ve Dadacılık, gerçeküstücülük vb. akımlara öncülük etmiş olan edebiyat çığırı, fütüristlik, fütürizm.
ADENOBLAST
Embriyonal gelişim sırasında bez dokusunu oluşturacak olan öncü hücrelerden her biri, embriyonal bez hücresi. Ana bez hücresi. Embriyonik bez hücresi.
PİŞDAR
Öncü. Öncülük eden, önde giden kimse.
MUKADDEM
Önce gelen, önceki. Öncül.
SORİT
Öncül sayısı ikiden çok olan tasımsal çıkarım.
BAYRAK
Bir milletin, belli bir topluluğun veya bir kuruluşun simgesi olarak kullanılan, renk ve biçimle özelleştirilmiş, genellikle dikdörtgen biçiminde kumaş, sancak. Atletizmdeki bayrak yarışında dört sporcunun elden ele geçirdiği kısa, yuvarlak sopa. Simge, sembol. Öncü. Baklagilllerde diğerlerinden daha üstte bulunan, daha büyük olan ve çoğunlukla başka bir renkte ve yuvarlakça olan taç yaprağı. Gerektiğinde indirilip kaldırılan, açılıp kapatılan kol.
ÇARKACI
Osmanlı ordusunda öncü süvari birliğinde görevli asker.
ÇARHACI
Sakat. Güreş kızıştıran, yöneten. Yürüyüş halindeki Osmanlı ordusunun öncülüğünü yapan seçkin süvari gücü.
MEŞALE
Ucunda, alev çıkararak yanıcı bir madde bulunan, aydınlatmaya yarayan değnek. Bir düşüncenin öncüsü.
DEKADAN
XIX. yüzyıl sonlarında Fransa'da natüralistlere karşı çıkan sembolizm akımına öncülük etmiş olan sanatçı. Edebiyatta, sanatta yozlaşma, gerileme.
ÇARKA
Osmanlı ordusunda öncü görevi.
ENTİMEM
Bir veya birden çok öncülü, önceden bilindiği varsayılarak kaldırılmış olan tasımsal çıkarım.
ARTÇI
Geçmiş bir sanat veya edebiyat çığırını sürdüren sanatçı veya hareket. Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğin güvenliğini sağlamak için arkadan gelmek üzere bırakılan kıta, dümdar, öncü karşıtı. Arkadan gelen, sonra olan, öncü karşıtı.
KÖSEMEN
Sürünün önünden giderek ona kılavuzluk eden koç ya da teke. Yol gösteren kılavuz. Dövüşken iri koç veya teke. Borsada öncülük yapan hisse.
ASTASIM
Öncüllerinden biri önceki tasımın vargısı durumunda olan bir ek tasım.
ÇARPIŞMA
Çarpışmak işi, müsademe, sadme. Öncülerin veya küçük birliklerin yaptıkları küçük savaşma.
SENTEZ
Element veya başka maddeleri bir araya getirerek yapay olarak bileşik cisimler oluşturma, bireşim. Yalından karmaşık olana, külliden cüziye, zorunludan olasıya, ilkeden onun uygulanmasına, genel yasadan bireysel duruma, nedenden etkiye, öncülden varılan sonuca giden düşünme biçimi, bireşim.
ÖNDERLİK
Önder olma durumu, öncülük, liderlik. Öndere yakışır davranış, öncülük, liderlik:.