Kelimeler arşivi içinde; sonunda "çıv" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu çıv ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında çıv olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde çıv olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ÇIV
Kestane çubuğundan örülmüş yemek sinisi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇIV geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAKÇIVANCI
Bahçıvan.
FİLİZ
Tohumdan veya tomurcuktan çıkan körpe ve küçük dal, sürgün, ışkın, eşkin, cımbar, çıvgın, şıvgın. Ocaktan çıkarılan işlenmemiş, başka maddelerle karışık hâlde bulunan, ham maden birleşiği.
AVARCI
Sebze bahçıvanı (kadın).
PARALIK
Bahçıvancılıkta taneyle satılan sebze (patlıcan vb.).
HARÇ
Harcanan para, masraf. Yapıda tuğla veya taşların örgüsünü sağlamlaştırmak, duvarları sıvamak için kullanılan, toprak, saman, kum, kireç, çimento vb. şeyleri su ile kararak yapılmış olan karışım. Resmî işlerde devlet veznesine ödenen para. Yükseköğrenim öğrencilerinin ödemek zorunda olduğu katkı payı. Bir yemeğin yapılmasında kullanılan ve tat veren maddelerin bütünü. Bahçıvanlıkta değişik nitelikteki toprak vb. maddelerin karıştırılmasıyla hazırlanmış toprak. Giysiler dikilirken kullanılan tamamlayıcı veya süsleyici şeyler.
BAĞMAN
Bağlara bakan kimse, bağ bekçisi. Bostan. Bahçıvan.
ÇIVMA
Çıvmak işi.
ÇIVMAK
Atlamak, sıçramak, zıplamak. Hızla giden bir şey bir yere çarpıp yön değiştirmek, sekmek, çavmak, sapmak, inhiraf etmek. Atlamak, sıçramak, fırlamak. Kaçmak. (hayvanlar). Hayvan yoldan çıkmak. Atılan mermi hedeften aşmak. Yıldız kaymak. Bir yere atılan taş düz olarak gitmek. Ağaç, filiz vermek. Sallanmak: İlkbaharda bahçelerde salıngaç yapıp çıvmak çok hoş olur. Dikine uzanmak.
SAÇIVERME
Saçıvermek işi.
ZIĞIRDIM
Esintiyle savrularak yağan karla karışık yağmur, çıvgın.
BAHÇIVANLIK
Bahçıvanın yaptığı iş.
KELBERİ
İdare, kandil konulan yer. İpli bahçıvan küreği. Fırıncıların kullandıkları eğri demir. Har-manda sap ve saman toplamakta kullanılan ucu eğri sopa.
ÇIVGARLAMAK
Bir çift öküzün önüne bir çift daha koşmak: Bizim hayvanlar çekmedi, senin atları da getir de çıvgarlayalım.
AÇIVERME
Açıvermek işi.
ŞIVGIN
Budanmış yaşlı ağaçların budanan yerlerinden çıkan taze sürgün, çıvgın. Rüzgâr ve karla karışık yağan yağmur, çıvgın.
ÇIVKAR
Boyunduruğa koşulmuş öküzlerin arkasına yardım olarak koşulmuş bir çift öküz. Yardım: Fukaralara çıvkar etmeli. Pulluk, öküzle kullanılacağı zaman pulluk halkasından takılan ok.
TARAK
Saçların, sakalın, hayvan tüylerinin karışıklığını gidermeye veya kadınların saçlarını tutturmaya yarayan dişli araç. Suda yaşayan hayvanlarda solungaç. İnsanda ayağın yüksek olan üst bölümü. Bahçıvanlıkta toprağın taşını ayıklamak için kullanılan, ucu bu biçimde olan araç, tırmık. Dokuma tezgâhlarında, dişleri arasından arış ipliklerinin geçtiği tarak biçiminde araç. Bazı kuşların başında bulunan yelpaze biçiminde tepelik. Yassı solungaçlılardan, kabukları yuvarlak, yelpaze biçiminde bir yumuşakça (Pecten).
ÇIVINCAK
Salıncak: Bahçedeki çıvıncakta çıvdım.
GAYGANA
Yumurta ve un, yağda kızartılarak yapılan bir çeşit omlet. Yumurta un ve benzerleri şeyler, yağda kızartılarak yapılan bir çeşit tatlı. Yumurtaya batırılarak yağda kızartılan ekmek. Yağda kızartılarak yapılan bir çeşit börek. Toprağın sertleşmesi hali: Tarla, su görüpte havalar kurak gidince kaygana gibi kaldı. Bahçıvan tırmığı. Yağda kızartılarak yapılan ince mısır ekmeği. Küçük, demir tırmık. (Satılmış Eskişehir). Un, yumurta ve yağla yapılan aş. Pekmez, un ve yağla yapılan tatlı.
KAÇIVERME
Kaçıvermek işi.