Kelimeler arşivi içinde; sonunda "çur" olan, toplam 18 adet kelime bulunmaktadır. Sonu çur ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında çur olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde çur olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
YAĞMAÇUR
ODENÇUR
KAPÇUR, KOPÇUR, ÇARÇUR, HUKÇUR, GAMÇUR, ÇOMÇUR, ÇANÇUR, ÇURÇUR
HAÇUR, HOÇUR, MUÇUR, OHÇUR, PAÇUR, UKÇUR
UÇUR
ÇUR
ÇUR
Kumarda kaybedene verilen son hak ve bir miktar para. Bir çeşit oyun. Sarışın, açık sarı renkli. Kapıp kaçma.
KAPÇUR
Hayvan vergisi. Davar vergisi. Sayım vergisi.
ÇANÇUR
Kırmızı, siyah erik.
ÇARÇUR
"Gereksiz yerlere harcayıp tüketmek" anlamındaki çarçur etmek ve "gereksiz yere harcanmak, ziyan olmak" anlamlarındaki çarçur olmak sözlerinde geçer.
ÇOMÇUR
Oluk.
KOPÇUR
Kapıp kaçıcı. Tez canlı, ivecen.
GAMÇUR
Hayvan vergisi.
OHÇUR
Uçkur.
YAĞMAÇUR
Ekmek, yağ, pekmezle yapılan bir yemek.
MUÇUR
Sekiz kilo alabilen bir tahıl ölçeği.
HUKÇUR
Eşek.
PAÇUR
Üstü başı dağınık, pis, düzensiz.
HAÇUR
Kılığı kıyafeti düzensiz, saçı dağınık olan.
ODENÇUR
Ormanlardaki kuru dallar: Bir yük odençur ettim.
ÇURÇUR
Lapina familyasından, eti pek sevilmeyen, küçük bir deniz balığı (Crenilabrus). Önemsiz, değersiz.
HOÇUR
Pis, pasaklı.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇUR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARGU
İki dağ arası, uçurum.
ALATA
Karışık, toplama. Karışık maddelerle yapılan bir çeşit ekmek. Uçurum: Alatadan aşağı yuvarlandı. Yüksek: Arabaya alata yük vurmuş. Sürüye katılmayan zayıf, hasta hayvan. Nekahat devresindeki iştahlılık.
UÇURUMLAŞMA
Uçurumlaşmak durumu.
UÇURULMA
Uçurulmak işi.
UÇURTMA
Uçurtmak işi. Üzeri renkli kâğıtlarla kaplanmış, genellikle çokgen biçimindeki bir gövde ve süslü bir kuyruktan oluşan, iple bağlanarak rüzgâr yardımıyla uçurulan bir çeşit oyuncak.
ARDILI
Asılı: Rüzgâr çamaşırları uçurmuş ama, bereket versin direkte ardılı kalmışlar. Daldaki meyvenin çokluğu için: Almalâ ardılı, budakları, dalları gırılıyô. Asılmış durumdaki nesneler.
UÇURULMAK
Uçurma işi yapılmak.
ÇURLATMA
Çurlatmak işi.
DİNAMİTLENMEK
Dinamitle havaya uçurulmak. Engellenmek.
UÇURMA
Uçurmak işi.
BERHAVA
Havaya atılmış, uçurulmuş. Yararsız, boş.
DİNAMİTLEMEK
Dinamitle havaya uçurmak. Bir girişimi, bir kuruluşu engelleyici, yıkıcı davranışta bulunmak.
MANÇU
Mançurya halkından olan kimse.
AŞE
Sarp kayalar, uçurum. Ayşe.
SAVURMAK
Havaya atıp dağıtmak, saçmak. Sallamak, uçurmak, dalgalandırmak. Boşuna ve çok miktarda harcamak, israf etmek. Rüzgâr, şiddetle eserek bir yeri, bir şeyi altüst etmek, havaya kaldırmak, dağıtmak. Şiddetle döndürerek sallamak, kaldırarak vurmak. Yalan, küfür vb. söylemek. Kaldırıp atmak, fırlatmak. Bir sıvının havalanmasını veya kaynayan sıvının taşmasını önlemek, soğutmak amacıyla alıp yine kendi kabına dökmek.
YALPAK
Dalkavuk. Sokulgan, cana yakın. Sarp yer, uçurum.
ATACAK
Hallaç tokmağı. Çocukların ok, taş atmak için kullandıkları sapan. Orman veya dağların yüksek yamaçlarından eteklere doğru tomruk yuvarlanan yol, uçurum.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
UÇURUMLAŞMAK
Uçurum durumuna gelmek.
YAR
Uçurum.