Kelimeler arşivi içinde; başında "çur" olan, toplam 28 adet kelime bulunmaktadır. çur ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu çur ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde çur olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÇURGALAMAĞ, ÇURĞALAMAH
ÇURTLEĞEN, ÇURLATMAK, ÇURKUŞLAR
ÇURLATMA, ÇURHALIK, ÇURLAMAK
ÇURUNGA, ÇURUMBA, ÇURUMAK, ÇURUKUR, ÇURCURU
ÇURÇUR, ÇURMAL, ÇURMUT, ÇURRIK, ÇURTUM
ÇUREN, ÇURUK, ÇURBA, ÇURAN
ÇURİ, ÇURO, ÇURT, ÇURU, ÇURA
ÇUR
ÇUR
Kumarda kaybedene verilen son hak ve bir miktar para. Bir çeşit oyun. Sarışın, açık sarı renkli. Kapıp kaçma.
ÇURMAL
Sebze evlekleri.
ÇURLAMAK
Avaz avaz bağırmak.
ÇURÇUR
Lapina familyasından, eti pek sevilmeyen, küçük bir deniz balığı (Crenilabrus). Önemsiz, değersiz.
ÇURTLEĞEN
Dam oluğu.
ÇURLATMAK
Hızlandırmak.
ÇURCURU
Özleşmemiş koyulaşmamış sulu (yemeklik hakkında).
ÇURĞALAMAH
Sarıp sarmalamak.
ÇURUMAK
İnat etmek. Çürümek.
ÇURUNGA
Avustralya yerlilerinin erginleme törenlerinde, dinsel bayramlarda kullandıkları sert ağaçtan ya da taştan yapılma, düz ve uzun, üzeri efsane atalarının ve doğaüstü yaratıkların güçlerini simgeleyen geometrik bezemelerle bezenmiş kutsal araçlarına verdikleri ad.
ÇURHALIK
Dokuma aygıtı.
ÇURUKUR
Darmadağın.
ÇURUMBA
Kara lahananın çiçeği.
ÇURKUŞLAR
Sinop ilinde, Boyabat ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
ÇURGALAMAĞ
Toplamak, yığmak.
ÇURLATMA
Çurlatmak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇUR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MANÇU
Mançurya halkından olan kimse.
UÇURULMA
Uçurulmak işi.
ALATA
Karışık, toplama. Karışık maddelerle yapılan bir çeşit ekmek. Uçurum: Alatadan aşağı yuvarlandı. Yüksek: Arabaya alata yük vurmuş. Sürüye katılmayan zayıf, hasta hayvan. Nekahat devresindeki iştahlılık.
ATACAK
Hallaç tokmağı. Çocukların ok, taş atmak için kullandıkları sapan. Orman veya dağların yüksek yamaçlarından eteklere doğru tomruk yuvarlanan yol, uçurum.
DİNAMİTLENMEK
Dinamitle havaya uçurulmak. Engellenmek.
UÇURMA
Uçurmak işi.
UÇURUMLAŞMA
Uçurumlaşmak durumu.
YALPAK
Dalkavuk. Sokulgan, cana yakın. Sarp yer, uçurum.
AŞE
Sarp kayalar, uçurum. Ayşe.
ARGU
İki dağ arası, uçurum.
ÇARÇUR
"Gereksiz yerlere harcayıp tüketmek" anlamındaki çarçur etmek ve "gereksiz yere harcanmak, ziyan olmak" anlamlarındaki çarçur olmak sözlerinde geçer.
UÇURULMAK
Uçurma işi yapılmak.
SAVURMAK
Havaya atıp dağıtmak, saçmak. Sallamak, uçurmak, dalgalandırmak. Boşuna ve çok miktarda harcamak, israf etmek. Rüzgâr, şiddetle eserek bir yeri, bir şeyi altüst etmek, havaya kaldırmak, dağıtmak. Şiddetle döndürerek sallamak, kaldırarak vurmak. Yalan, küfür vb. söylemek. Kaldırıp atmak, fırlatmak. Bir sıvının havalanmasını veya kaynayan sıvının taşmasını önlemek, soğutmak amacıyla alıp yine kendi kabına dökmek.
BERHAVA
Havaya atılmış, uçurulmuş. Yararsız, boş.
UÇURUMLAŞMAK
Uçurum durumuna gelmek.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
DİNAMİTLEMEK
Dinamitle havaya uçurmak. Bir girişimi, bir kuruluşu engelleyici, yıkıcı davranışta bulunmak.
UÇURTMA
Uçurtmak işi. Üzeri renkli kâğıtlarla kaplanmış, genellikle çokgen biçimindeki bir gövde ve süslü bir kuyruktan oluşan, iple bağlanarak rüzgâr yardımıyla uçurulan bir çeşit oyuncak.
YAR
Uçurum.
ARDILI
Asılı: Rüzgâr çamaşırları uçurmuş ama, bereket versin direkte ardılı kalmışlar. Daldaki meyvenin çokluğu için: Almalâ ardılı, budakları, dalları gırılıyô. Asılmış durumdaki nesneler.